8. Sınıf Türkçe: Cümle Vurgusu

CÜMLE VURGUSU

🖍Cümle vurgusu, cümle içerisinde anlamına veya anlatımına önem verilen bir sözcüğün konuşma veya okuma esnasında diğerlerinden daha baskılı ve kuvvetli söylenmesidir.

🖍Cümlede vurgu fiil cümlelerinde, isim cümlelerinde, koşul cümlelerinde ve soru cümlelerinde vurgu olmak üzere dört çeşittir:

1. Fiil (Eylem) Cümlelerinde Vurgu

🖍Yüklemi fiil soylu sözcük olan cümlelerde vurgu, yükleme en yakın olan sözcük ya da sözcük öbeği üzerindedir.

🖍Yüklemi isim soylu sözcük olan cümlelerde vurgu, yüklemdedir.

3. Koşul (Şart) Cümlelerinde Vurgu

🖍Koşul cümlelerinde vurgu, koşul kipindedir.

4. Soru Cümlelerinde Vurgu

🖍Soru sözcükleri ile kurulan soru cümlelerinde vurgu, cüm­lede soru anlamını sağlayan sözcüktedir.

 ‼  Soru eki “mı, mi” ile oluşturulan soru cümlelerinde ise vurgu soru ekinin bağlı olduğu, soru ekinden önce gelen sözcükte / öğededir.

8. Sınıf Türkçe: Cümlenin Ögeleri

CÜMLENİN ÖGELERİ

A.Cümle

💎Bir duygu, düşünce veya durumu tam olarak anlatan sözcük ya da söz öbeklerine cümle denir.

💎  Bir cümlenin oluşması için en önemli şart, kip ve şahıs bildiren bir unsurun bulunmasıdır. Yani eğer cümle içinde herhangi bir söz, haber veya dilek kiplerinden herhangi biriyle çekimli halde bulunuyorsa o, bir yargı bildiriyor demektir. Yargı bildirmek ise cümle olmanın en önemli koşuludur. Şahıs bildirmek, cümle olmak için her zaman gerekli değildir.

💎  Cümlede bulunabilecek öğeler, yüklem, özne, nesne ve tümleçlerdir. Bunların özelliklerinin neler olduğunu şimdi ayrı ayrı görelim.

 

B.Cümlenin Ögeleri

💎Sözcüklerin cümle içindeki görevlerine cümle ögesi denir.

💎 Ögeler temel ve yardımcı ögeler olmak üzere ikiye ayrılır.

1.Temel ögeler

1.a. Yüklem

1.b. Özne

2.Yardımcı Ögeler

2.a.Nesne: Belirtili nesne, Belirtisiz nesne

2.b.Tümleç: Dolaylı tümleç (Yer Tamlayıcısı ), Zarf tümleci, Edat tümleci

 

‼ Yüklemi söylenmemiş, ama hissettirilen cümlelere eksiltili cümle denir.

🔴 Gönlümde senin aşkın, ben sadece sana…

 

1.Temel  Ögeler

 1. Yüklem ve Özellikleri

💎 Cümlenin oluşumunda temel görevi üstlenen öğedir.

💎 Cümlede iş, oluş, hareket ve yargı bildiren öğedir.

💎  Tek başına cümle özelliği gösterir.

💎  Cümlede yüklemi bulmak için herhangi bir öğeye soru soramayız. Onu çekimli durumda bulunan sözcüklerden anlarız.

 

🔴 Ali camı kırdı. (Yüklem)

🔴Sevinçten etekleri zil çalıyordu. (Yüklem)

💎  İsim soylu kelimeler de ekfiil alarak yüklem olabilir.

🔴 Ceren’in en sevdiği çiçek, güldür. (“Gül“ kelimesi ekfiil almış ve yüklem görevinde…)

🔴Biraz önce gelen çocuk, kapıcının kızıydı. (“Kızıydı “ kelimesi ekfiil almış ve yüklem görevinde…)

💎  Yüklemsiz cümle olmaz. (Eksiltili cümleler hariç.)

 

🔴 – Nereye gidiyorsun Harun?

🔴– Babamın yanına…    (“Babamın yanına gidiyorum.” Anlamını veriyor. )

💎Bir cümlede bir yüklem olabileceği gibi birden fazla da olabilir.

 

🔴 Ali geldi, bekledi ve gitti.

💎 Tek bir kelime yüklem olabileceği gibi kelime grubu da yüklem olabilir.

🔴 İbrahim kitap okuyor.

🔴 Havva, Cansu’nun arkadaşıdır. (İsim Tamlaması yüklem görevinde kullanılmış.)

🔴 Reşat’ın gözleri ışıl ışıldır. (İkileme yüklem görevinde kullanılmış.)

💎Yüklem cümlenin sonunda bulunur; ancak devrik cümlelerde cümlenin başında veya ortasında yer alabilir.

 

🔴 Atakan maça gidiyor. (Cümlenin sonunda)

🔴 Atakan gidiyor maça. (Cümlenin ortasında)

🔴Gidiyor Atakan maça. (Cümlenin başında)

💎  Cümlenin yüklemi fiil soylu bir kelimeyse “Fiil Cümlesi” ; isim soylu bir kelimeyse “İsim Cümlesi” dir.

 

🔴 Sebahat yapılan espriye gülüyor. (Gül- fiil olduğu için cümle fiil cümlesidir.)

🔴 Türkiye’nin başkenti Ankara’dır. (Ankara isim olduğu için cümle isim cümlesidir.)

💎 Yüklem cümlenin en önemli öğesidir. Fiil cümlelerinde vurgulanmak istenen kelime ya da kelime grubu yüklemden hemen önce gelir. İsim cümlelerinde ise vurgulanmak istenen kelime yüklemin kendisidir.

 

🔴 Yarın tatile gidiyoruz. (“Tatile” kelimesi vurgulanmış.)

🔴 Tatile yarın gidiyoruz. (“Yarın” kelimesi vurgulanmış.)

🔴 Gülleri ve halısıyla ünlü şehrimiz, Isparta’dır. (“Isparta” kelimesi vurgulanmıştır. İsim cümlesi olduğu için. İsim cümlesi olmasaydı, “Yüklemden bir önceki öğe vurgulanmıştır.” derdik.)

2.Özne, Özne Çeşitleri ve Özellikleri

💎  Yüklemden sonra cümlenin en önemli öğesidir.

💎  Cümlede yüklemin bildirdiği işi, oluşu, hareketi yapan öğedir.

💎  Özneyi bulabilmek için yükleme “Ne? , Kim?” soruları yöneltilir.

💎  Her cümlede özne bulunmak zorunda değildir.

🔴Araba duvara çarptı. (Duvara çarpan ne?  —Araba)

🔴Sevim İstanbul’da geziyor. (İstanbul’da gezen kim? -Sevim)

 

💎  Cümlede birden fazla özne olabilir.

🔴Yaşar, Ünal ve Talip gezmeye gitti. (Gezmeye giden kim? –Yaşar, Ünal ve Talip)

 

💎  Özne tek bir kelime olabileceği gibi kelime grubu da olabilir.

🔴Uzun boylu çocuk, Nesrin’i sordu? (Nesrin’i soran kim? –Uzun boylu çocuk)

 

💎 Birden çok yüklemi olan cümlelerde ortak özne olabilir.

🔴 Ahmet geldi, baktı ve gitti. ( Ahmet; “geldi, baktı ve gitti” yüklemlerinin Ortak öznesidir.)

 

💎  Gerçek (Açık) Özne: Eylem veya durum bildiren kelime cümle için yer alıyorsa “gerçek özne” adını alır.

🔴Nebihan top oynuyor. (Oynayan kim? –Nebihan gerçek özne)

 

💎Gizli Özne: Özne cümlede açıkça görünmüyorsa; ancak yükleme sorulan “Ne? , Kim?” soruları ile varlığı anlaşılıyorsa bu tür öznelere “gizli özne” denir.

🔴Top oynuyor. (Oynayan kim? –O gizli özne)

 

💎 Sözde Özne: Gerçekte nesne olan; ancak cümle içinde özneymiş görünen öğeye “sözde özne” denir. Sözde özne olabilmesi için yüklemde “–l ve –n” eklerinin bulunması gerekir.

🔴Sınıf boyandı. (Boyanan ne? –Sınıf. Peki, sınıf kendi kendine boyanabilir mi?)

 

💎  Örtülü Özne: Yüklemi edilen çatılı cümlelerde bazen “—ce ve tarafından…”gibi sözcükler kullanılarak işi bizzat yapan varlığa da yer verilebilir. Bu tür öznelere   “örtülü özne” denir.

🔴Meclisçe karar alındı. (Kim tarafından alındı? –Meclisçe.)

🔴 Yarışma, halk tarafından beğenildi. (Kim tarafından beğenildi? –Halk tarafından.)

🔴 Yolcu otobüsleri, belediyemizce hizmete açıldı. (Kim tarafından hizmete açıldı?  -Belediyemizce)

 

‼‼‼ Geçişsiz-Edilgen çatılı meçhul fillerde özne yoktur.

🔴Yarın       Ankara’ya   gidilecek.

Zarf T.    Dolaylı T.      Yüklem

 

2.Yardımcı Ögeler

2.1. Nesne ve Nesne Çeşitleri

💎 Cümlede öznenin yaptığı işten etkilenen varlığa “nesne” denir.

🔴 Ahmet kediyi sevdi. (Ahmet’in sevme eyleminden etkilenen ne? -Kedi)

 

💎Nesneler hal ekini alıp almamalarına göre iki grupta incelenir.

 

💎  Belirtili Nesne: Adın belirtme durum ekini (-i,-ı,-u,-ü) alan nesnelerdir. Belirtili nesneyi bulabilmek için özneyi bulduktan sonra yükleme “Neyi? , Kimi?” soruları sorulur. Alınan cevap bize belirtili nesneyi verir.

🔴Tarkan camı kırdı. (Tarkan neyi kırdı? -Camı)

 

💎  Belirtisiz Nesne: Özneyi bulduktan sonra yükleme sorulan “Ne?” sorusunun cevabı belirtisiz nesneyi verir. İsmin hâl eklerinden hiçbirini almaz, yalın hâldedir.

🔴 Tarkan cam kırdı.(Tarkan ne kırdı? -Cam)

 

💎 Nesneler de diğer öğeler gibi cümle içinde farklı görevlerde kullanılabilirler.

🔴Şehrinizi çok beğendim. (Ad nesne görevinde)

🔴Sizi ilk defa görüyorum. (Zamir nesne görevinde)

🔴Halk, sevilen birini her zaman destekler. (Sıfat tamlaması nesne görevinde)

 

💎  Cümle içinde birden fazla nesne olabilir.

🔴Seni, sesini, gözlerinin rengini hiç unutamam. (Neyi unutamam? Seni, sesini, gözlerinin rengini)

 

2.2. Zarf Tümleci

💎 Cümlede yüklemi yer, zaman, durum, yön, tarz, miktar, sebep, vasıta ve şart bildirerek yüklemi tamamlayan öğedir.

💎  Özneyi bulduktan sonra yükleme sorulan “Nasıl? , Ne zaman? , Niçin? , Neden? , Ne kadar? Ne şekilde? , Nereye? …” sorularının cevabı zarf tümlecini verir.

🔴    Abdullah akşam gelecekmiş. (Abdullah ne zaman gelecekmiş? —Akşam)

🔴    Konuşarak anlaşabiliriz? (Biz nasıl anlaşabiliriz? –Konuşarak)

 

‼‼‼ “Nereye?” sorusunun cevabı olan kelime –a, -e eklerini almazsa zarf tümleci olur.

🔴 Ali yukarı çıktı. (Ali nereye çıktı? Yukarı)

 

💎 Özneyi bulduktan sonra yükleme sorulan “Kime? , Kimde? , Kimden? , Neye? , Neyde? , Neyden? , Nereye? , Nerede? , Nereden?” sorularının cevabı dolaylı tümleci verir. (Soru köklerine dikkat ederseniz  –e, -de, -den eklerini aldıklarını görürsünüz.)
💎 Cümlede yaklaşma, bulunma, uzaklaşma, yönelme bildiren, yüklemi yer anlamıyla tamamlayan öğedir.III.

 

2.3. Dolaylı Tümleç

🔴 Mehtap okuldan geliyor. (Mehtap nereden geliyor? —Okuldan)

‼‼‼ “Nereye?” sorusunun cevabı olan kelime –a, -e eklerini alırsa dolaylı tümleç olur.

🔴 Ali yukarıya çıktı. (Ali nereye çıktı? Yukarıya)

 

💎 Cümleyi söylerken söz arasına sıkıştırılan, bazen bir ögenin açıklayıcısı, bazen cümle dışı unsur olan söz veya söz öbeklerine ara söz denir.ARA SÖZ

 

🔴“Büyüdüğüm o güzel şehri, Bursa’yı, asla unutamam.”

💎cümlesinde “Bursa’yı” ara sözü cümlenin nesnesinin açıklayıcısı olarak kullanılmıştır.

 

8. Sınıf Türkçe: Fiilimsi(Eylemsi)

FİİLİMSİ (EYLEMSİ)

☄Fiilimsiler, fiillerden (eylemlerden) türeyen sözcükler olmalarına karşın fiillerin aldığı fiil “çekim eklerini” yani şahıs ekleri, haber ve dilek kiplerini alamayan, yalnızca fiillere gelen olumsuzluk eki olan “ma, me, maz, mez” eklerini alabilen sözcüklerdir. Fiilimsiler anlam olarak fiilerin anlamlarını taşırlar; ancak kip olarak fiilin anlamını taşımazlar.

Fiilimsiler, fiillere getirilen “fiilimsi ekleri” ile ortaya çıkarlar. Yani fiiller bazı ekler sayesinde fiilimsi olurlar. Bu ekler fiilden isim yapma ekleri olarak da bilinir ki bunlar eklendiği fiili isim soylu sözcük yaparak o sözcüğün cümlede “isim, sıfat ve zarf” görevinde kullanılmasını sağlarlar. (Fiilimsiler fiilden isim yapma eki aldıkları için türemiş bir sözcük olarak kabul edilirler.)

Cümle içinde isim, sıfat zarf görevinde kullanılırlar dedik. Peki bir fiil nasıl olur da cümle içinde  isim, sıfat ve zarf görevlerinden birini üstlenebilir? Fiilimsiler; isim fiil, sıfat fiil ve zarf fiil olarak üç’e ayrılırlar her birinin kendine özel fiilimsi ekleri vardır. Bunlar;

⭕İsim Fiil Ekleri :  –ma, -ış, -mak
⭕Sıfat Fiil Ekleri :  -an, -ası, -mez, -ar, -dik, -ecek, -miş
Zarf Fiil Ekleri :ken, -alı, -madan, -ince, -ip, -arak, -dıkça, -e….-e, -r…..-maz, -casına, -meksizin, -dığında

İşte bu ekler sayesinde fiilimsiler “isim, sıfat ve zarf” görevinde kullanılırlar. Bir cümlede fiile gelen isim fiil eki o sözcüğü cümlede isim, sıfat fiil eki sıfat, zarf fiil eki zarf yapar. Bu bilgi çok önemlidir. Çünkü biz soru çözümlerinde fiilimsi olan sözcüğü bulurken sadece cümlede fiilimsi eki alan sözcük var mı yok mu buna bakmayacağız; bir de bu eki alan sözcüğün hangi görevde (isim, sıfat, zarf) kullanılıp kullanılmadığına bakacağız. Şimdi bu fiilimsi çeşitlerini eklerini ve görevlerini tek tek inceleyelim.

1.İsim Fiil (Mastar)

Fiillere getirilen “-ma, -ış, -mak” ekleri ile yapılır. Bu ekler büyük ünlü uyumu kuralına göre eklendiği sözcük içinde değişiklik gösterecekleri için “-ma, -me,  -ış, -iş, -uş, -üş, -mak, -mek” şekillerinin de var olduğunu bilmeliyiz arkadaşlar. Fakat ezberimizde kalıcı olması için  “-ma, -ış, -mak”  eklerini bilmemiz yeterlidir. Bu ekler fillere gelerek onları cümle içinde “isim” yaparlar.

🔽🔽🔽

Görmekten sonra görülmek, aşkın ikinci kademesiydi.
Gör (fiil kökü)   +   mek  (isim fiil eki)

  • Mektup yazmak onun için huzur verici bir şeydi.
  • Ben de sizinle tatile gelmeyi düşünüyordum.
  • Bağlama çalmayı bu kadar çok seveni hiç görmemiştim.
  • Programın başlayışı herkesi heyecanlandırdı.
  • Yanımda oluşunu, bana sarılışını hiç unutamam.
  • Onun gelişiyle oda bir anda sessizliğe büründü.
  • Oturuşu ile herkesin dikkatini üzerine çekti.
  • Bir gülüşü ile her şeyi değiştirmeyi biliyordu.

 

‼‼‼ İsim fiil eki aldığı halde ve fiilimsi olma kriterlerine uygun olduğu halde kalıplaşarak bir varlığın kavramın adı olan sözcükler vardır. Bunlar fiilimsi olarak kabul edilmezler.

  • Elindeki çakmak ile oynaması annesini tedirgin etti.
  • Her gün dondurma yersen çok hasta olabilirsin.
  • Merak ettiğiniz bilgileri giriş kattaki danışmadan öğrenebilirsiniz.

 ‼‼‼Olumsuzluk eki olan “-ma, -me” eki ile isim fiil eki olan “-ma, -me” eki karıştırılmamalıdır.

  • Ortalığı toplama görevini kardeşine verdiler. (İsim Fiil Eki)
  • Bu saatte herkes uyuyor ortalığı toplama. (Olumsuzluk Eki)

‼‼‼ Fiiller gibi çekimlenmezler. Şimdi bunun örneklerle açıklamasını daha da netleştirelim.

  • Uyu-mak istiyorduk.  (Bu cümledeki fiilimsiye kip eki ve şahıs eki getirmeye çalışalım)
    Uyu-mak- yor-uz istiyorduk. (çok anlamsız olduğunu görüyoruz)

2.Sıfat Fiil (Ortaç)

Fiillere getirilen “-an, -ası, -mez, -ar, -dik, -ecek, -miş” ekleri ile yapılır. Bu ekler de büyük ünlü uyumu kuralına göre eklendiği sözcük içinde değişiklik gösterecekleri için “-an, -en, -ası, -esi, -maz, -mez, -ar, -er, -dık, -dik, -duk, -dük, -acak, -ecek, -mış, -miş, -muş, -müş” şekillerinin olduğunu bilmeliyiz. Fakat daha rahat ezberleyebilmemiz için  “-an, -ası, -mez, -ar, -dik, -ecek, -miş” eklerini bilmemiz yeterlidir. Zaten daha da kolay akılda kalması için şifrenmiş bir şekilde sıralanmıştır:

“Anası mezar dikecekmiş”

Aşağıdaki örneklerde sıfat fiillerin cümle içinde sıfat görevlerinde kullanıldıklarına dikkat ediniz. Sıfat fiil ekleri fiillere gelerek onları cümle içinde sıfat ya da adlaşmış sıfat yapar.

🔽🔽🔽

  • Çalışan                 adamı         herkes   sever.
    (Niteleme Sıfatı)      (isim)
    (Sıfat Fiil)
  • Gelen, gideni aratır. (Adlaşmış Sıfat+ Sıfat Fiil)
  • Yıkılası dağlar geçit vermez oldu.
  • Bu çocuğun sevilesi bir yanı kalmamış.
  • Görünmez kazaya da davetiye çıkarmayalım.
  • Aşılmaz yollardan aşırdın beni.
  • Koşar adımlarla bebeğini kucaklamaya gitti.
  • Gider ayak herkesin canını yaktı.
  • Ne zaman seninle olsam tanıdık bir kuş cıvıltısıyla uyanırdım her sabah…
  • Bazen bilindik şiirlerle bile olsa göz doldurmayı iyi biliyordu.
  • Gelecek sezonda en başarılı futbolcular bizim olacak.
  • Böyle bir kazadan sağlam çıkabildiyse verilmiş sadakası var demek.

 

 ‼‼‼Sıfat fiillerin olumsuz şekilleri de mevcuttur.

  • Çalışmayan adama kimse ekmez vermez.
  • Olmayacak duaya amin denmez.

 

‼‼‼ Bazı sıfat fiil ekleri ile başka ekler benzerlik göstermektedir. Bunları karıştırmamak gerekir. Fiilimsiler ve eklerini ayırt etmek için bir çok faktör var fakat en önemlisi eki alan sözcüğün fiil kök gövdesi olup olmadığına ve sözcüğün cümlede sıfat görevinde kullanılıp kullanılmadığına bakmaktır. Karıştırılan ekler;

      🔽🔽🔽              

  • Tutmaz dizlerim birden düzeldi. “-mez, -maz” =Sıfat Fiil Eki  
  • Dedemin dizleri tutmaz.            “-mez, -maz” = Geniş Zaman Kipinin  Olumsuzluk Eki

 

  • Koşar adımlarla yanıma geldi.     “-ar, -er” = Sıfat Fiil Eki   
  • Her sabah mutlaka koşar.            “-ar, -er” = Geniş Zaman Kip Eki

                   

  • Gelecek yıl şampiyonuz.        “-acak, -ecek” = Sıfat Fiil Eki
  • Seneye bize gelecek.             “-acak, -ecek” = Gelecek Zaman Kip Eki

 

  • Yırtılmış pantolon ile dışarı çıkma.    “-mış, -miş, -muş, -müş” = Sıfat Fiil Eki     
  • En sevdiği pantolonu yırtılmış.     “-mış, -miş, -muş, -müş” = Öğrenilen Geçmiş Zaman Kip Eki

 

3.Zarf Fiil / Bağ Fiil (Ulaç)

Fiillere getirilen “-ken, -alı, -madan, -ince, -ip, -arak, -dıkça, -e….-e, -r…..-maz, -casına, -meksizin, -dığında” ekleri ile yapılır. Fiili zarf yapma görevi üstlenen bu eklerin diğer ekler gibi ünlü uyumlarına göre değişkenlik gösterdiğini bilmeliyiz. Ezberlemek için biraz fazla ek olduğu için yine aşağıdaki gibi şifrelendirmek mümkündür. Kendiniz de istediğiniz şekilde değiştirebilirsiniz.

🔽🔽🔽

Kenyalı emadan ince ip arakladıkça
Eve varmazcasına gelmeksizin çıktığında

 

Aşağıdaki örneklerde zarf fiillerin cümle içinde zarf görevlerinde kullanıldıklarına dikkat ediniz. Zarf fiil ekleri fiillere gelerek onları cümle içinde zarf yapar.

🔽🔽🔽

  • Yatarken ışıkları söndürmeyi unutma. (-kan eki yoktur sadece -ken şekli var)
  • Bu dünyaya geleli yüzü bir kez olsun gülmedi.
  • Saati kuralı çok olmamıştı.
  • Görünmeden kimseye gel gizli gizli.
  • Kapanmadan kazan yarışmasına katılmak istiyorum.
  • Masadaki tabaklar kırılınca ne yapacağını bilemedi.
  • Sen gidince hiçbir şeyin tadı kalmamıştı.
  • Olanları duyunca birden gözleri doldu.
  • Seni görünce ellerim titriyor.
  • Bütün her şeyi unutup yeni bir hayata başlamak istiyordu.
  • Para biriktirip bilgisayar alacağını söyledi annesine.
  • Fiilimsiler ile ek fiillere çalışarak sınavdan seksen almayı başardı.
  • Çırpındıkça daha da batacağını anlamıştı.
  • Koşa koşa yanına gitti.
  • Ağlaya ağlaya gözleri kan çanağına dönmüş.
  • Gelir gelmez yatağa uzandı.
  • Yatar yatmaz uyudu.
  • Ölürcesine sevdiği için her dediğini yapıyordu.

 

‼‼‼ “-ken” ekinin bazen isimlere geldiğini görmeniz gerekir arkadaşlar. Bu durumda bu eki alan kelime fiilimsi sayılmaz.

  • Öğrenciyken çok zamanımızın olduğunu fark edememişiz. (Öğrenci = İsim)
  • Çalışırken zamanın nasıl geçtiğini anlayamamışız.  (Çalış = Fiil)

 

Fiilimsiler, fiil değil; ancak fiile benzer sözcüklerdir.
Fiil gibi çekimlenemez; ancak olumsuzları yapılabilir.
İsim fiil, sıfat fiil ve zarf fiil olmak üzere üçe ayrılır.
Bunların her biri için ayrı ayrı fiilimsi ekleri vardır.
Bu ekler mutlaka fiil kök veya gövdelerine gelmek zorundadır.
Eklendikleri fiilleri cümlede “isim, sıfat, zarf” yaparlar.
Fiilimsiler cümlede doğrudan yüklem olmazlar, ek eylem alarak yüklem olurlar.

 

8. Sınıf Türkçe: Noktalama İşaretleri

NOKTALAMA İŞARETLERİ

⚓Dilimizde ilk kez Tanzimat döneminde kullanılan noktalama işaretleri, yazının daha kolay anlaşılmasını sağlar. Yazının okunmasını kolaylaştırır ve anlam karışıklığına düşülmesine engel olur.

⚓Biz konuşurken cümlede anlatmak istediklerimizi ses tonumuzla açık olarak ortaya koyabiliriz. Nerede duracağımızı nerede vurgu yapacağımızı biliriz. Ancak yazıda böyle bir vurgulama yapamadığımızdan, bunu noktalama işaretleriyle sağlamaya çalışırız.

⚓Şimdi noktalama işaretlerinin neler olduğunu ayrıntılarıyla görelim.

Nokta (.)

  • Anlamca tamamlanmış cümlelerin sonunda kullanılır.

“Bu konuyu mutlaka öğrenmeliyim.”

“Seni de bekliyoruz bu akşamki yemeğe.”

  • Sözcüklerin kısaltılarak yazılmaları halinde kullanılır.

“Seni bir de Dr. Ali Bey’e götürelim.”

“Askerlere Yzb. Ahmet emir vermiş.”

Sözcüklerin baş harflerinin alınmasıyla yapılan kısaltmalarda artık nokta kullanılmıyor.

“Arkadaşım DSİ’de çalışıyormuş.”

  • Rakamla yazılan tarihler arasında kullanılır.

“15.5.1995 tarihinde anlaşma imzalandı.”

  • Sıra bildiren “-ncı, -nci” eklerinin yerine kullanılır.

“Şimdi de 2. maddeyi inceleyelim.”

  • Saat ve dakikaların yazımında kullanılır.

“Bugün 8.45‘te toplantı var.”

Virgül (,)

  • Eş görevli sözcük ve söz öbeklerinin aralarında kullanılır.

“Kitaplarını, defterlerini, kalemlerini alıp gitti.”

cümlesinde nesnelerin ayrılmasında,

“Kırmızı, güzel bir arabası vardı.”

cümlesinde sıfatların ayrılmasında kullanılmıştır.

  • Anlamca karışan öğelerin ayrılmasında kullanılır.

“Yaşlı kadının yanına yaklaştı.”

“Yaşlı, kadının yanına yaklaştı.”

cümlesinde virgül özneyi ayırmakta kullanılmıştır. Eğer olmasaydı, “yaşlı” sözü sıfat olurdu.

  • Arasözlerin başında ve sonunda kullanılır.

“Bu evi, çocukluğumun geçtiği yeri, asla sattırmam.”

  • İçinde başka virgül bulunmayan sıralı cümlelerin ayrılmasında kullanılır.

“Beni çağırdı, kendisi gelmedi.”

  • Cümle içindeki ünlem bildiren sözcüklerden sonra kullanılır.

“Yoo, bu kadarına dayanamam!”

  • Seslenme bildiren sözcüklerden sonra kullanılır.

“Arkadaşlar, biraz beni dinler misiniz?”

Noktalı Virgül (;)

  • Öğe sayısı fazla olan ya da cümle içinde virgül bulunan sıralı cümleler arasında kullanılır.

“Öğretmen, elindeki not defterini açtı; sözlü yapacağı bir öğrenci aradı.”

  • Bir bağlaçla birbirine bağlanan cümleler arasında bağlaçtan önce kullanılır.

“Beni davet etmediniz; ama bunun için size kızmıyorum.”

  • Aralarında nitelik farkı bulunan söz öbeklerinin ayrılmasında kullanılır.

“Sözcükler isim, sıfat, zamir, zarf; edat, bağlaç, ünlem; fiil gibi gruplara ayrılabilir.

  • Öznenin diğer öğelerle karıştığı yerlerde kullanılır.

“Küçük; eski bir eve girdi.”

cümlesinde giren “küçük”tür. Eğer virgül koysaydık bu sözcük evin sıfatı olarak da düşünülebilirdi.

İki Nokta (:)

  • Bir cümlede açıklama yapılacaksa, açıklamaya başlamadan hemen önce iki nokta kullanılır.

“Türkçe’de sözcük kökleri iki ana gruba ayrılır: İsim ve fiil.

  • Kavramlar tanımlanırken ya da açıklanırken kullanılır.

İsim: Varlıkları, kavramları karşılayan sözcüklerdir.

  • Konuşma metinlerinde kullanılır.

Ahmet: “Ne zaman geldiniz eve?” diye sordu.

Üç Nokta (…)

  • Benzer örneklerin sürdürülebileceğini göstermek için kullanılır.

“Bahçede elma, portakal, … daha birçok meyve ağacı vardı.”

  • Anlamca tamamlanmamış cümlelerin sonunda kullanılır.

“Bir de istediğimi almamışsa….”

  • Söylenmek istenmeyen sözler yerine kullanılır.

“Bu suçu … işlemiş olabilir.”

  • Bir alıntının alınmayan yerleri yerine kullanılır.

Ahmet Haşim “… sözden ziyade musikiye yakın …” sözleriyle tanımlamıştır şiiri.

  • Sözün bir yerde kesildiğini anlatmak için kullanılır.

– Niçin gelmedin?

– Benim …

– Mazereti bırak da gerçeği söyle.

  • Yüklemi bulunmayan cümlelerin sonunda kullanılır.

“Karşıda başı dumanlı dağlar … Yan tarafta küçük bir dere …”

Sıra Noktalar (…..)

  • Şiirde alınmayan dizelerin, yazıda alınmayan bölümlerin yerine kullanılır.

Ne sitem ne korku yalnızlıktan

…..

Süslenmiş gemiler geçse açıktan

…..

dizelerindeki kafiyeleri inceleyelim.

  • Konuşmalarda kişinin sustuğunu göstermek için kullanılır.

– Neden geldin?

– …..

– Seni o mu çağırdı?

Kısa Çizgi (-)

  • Bir olayın başlangıç ve bitiş tarihleri arasında kullanılır.

“Bu savaş 1939 – 1945 yılları arasında olmuştur.”

  • Birbiriyle ilgili ülke ya da kavram isimleri arasında kullanılır.

“Türkiye – Suriye ilişkileri biraz gergin.”

“Devlette yasama – yürütme – yargı organları net olarak ayrılmalıdır.”

  • Cümle içindeki arasözlerin başında ve sonunda kullanılır.

“Bu konuyu – sen de hatırlarsın – onunla konuşmuştuk.”

  • Cümle sonunda sözcük yarım kaldığında kullanılır.

“Şiir konusunda onun da benimle aynı görüşte olduğunu duyunca çok sevindim.”

Eğer satır sonunda özel isim bitmiş ve ona ait olan ek diğer satıra düşmüşse, arada kısa çizgi değil kesme (‘) kullanılır.

“Sizinle geçen yıl bugün yine aynı şehirde Ankara’da karşılaşmıştık .”

  • Dilbilgisinde eklerin ve mastar halindeki fiillerin gösterilmesinde kullanılır.

“Kitapçı” sözcüğü “-çı” yapım ekini almıştır.

“Çalışkan” sözcüğü “çalış-” fiilinden türemiştir.

  • Osmanlıca tamlamalarda kullanılır.

“Servet-i Fünun edebiyatından sonra Fecr-i Ati topluluğu gelir.”

Uzun Çizgi (—)

Konuşma metinlerinde, konuşmaların başında kullanılır.

– Sen de bizimle gelecek misin?

– Neden gelmeyeyim?

– Hiç, sordum sadece.

Kesme İşareti (‘)

  • Özel isimlere gelen çekim eklerinin ayrılmasında kullanılır.

“Bu konuda bir de Ahmet’in fikrini alalım.”

Eğer özel isim, yapım eki almışsa çekim ekleri kesmeyle ayrılmaz.

“Bu soruyu bir de İzmirlilere soralım.”

  • Sayılara ek getirilirken kullanılır.

“Toplantı 10.45’te başlayacaktır.”

  • Kısaltmalara ek geldiğinde kullanılır.

“Sorun BM’de görüşülecekmiş.”

  • İki sözcüğün kaynaştırılarak söylenmesi sırasında ses düşmesi olursa ya da şiirde vezin gereği ses düşmesi yapılmışsa kullanılır.

“Acep bu yerde var m’ola

Şöyle garip bencileyin”

“Yine n’oldu da ağlıyorsun?”

  • Anlamca karışan sözcüklerin yazımında kullanılır.

“Bu sorunun nasıl çözüleceğini bilmiyorum.”

Cümleside altı çizili sözün “soru” mu yoksa “sorun” mu olduğu belli değil. Bu karışıklığı kesmeyle giderebiliriz.
“Bu soru’nun nasıl çözüleceğini bilmiyorum.”

cümlesinde sözcüğün “soru” olduğu açıklanmış olur.

Soru İşareti (?)

  • Soru anlamı taşıyan cümlelerin sonunda kullanılır.

“Sana bu haberi kim verdi?”

  • Sözcüğün karşıt anlamının ifade edilmek istendiği yerlerde kullanılır.

“Burada ondan daha akıllı (?) biri var mı ki?

  • Kesin olarak bilinmeyen tarihler yerine kullanılır.

“Yunus Emre (? – ?) Tekke şiirinin kurucusudur.”

Tırnak İşareti (“ ”)

  • Cümle içinde başkasına ait sözlerde kullanılır.

O bana: “Şimdi sizinle gelemem.” demişti.

  • Cümle içinde geçen kitap, dergi isimleri tırnak içine alınabilir.

Bu derste “Aşk-ı Memnu” romanını inceledik.

Tırnak içindeki söze ek gelirse, tırnaktan sonra gelir ve kesme kullanılmaz.

Siz bir de Haşim’in “O Belde” sini okuyun.

  • Cümlede önemsenen, vurgulanmak istenen sözcükler tırnak içine alınabilir.

Benim söylediklerim “vaad” değil “gerçek”tir.

  • Alıntılar tırnak içine alınarak verilir.

Yunus’un “Bana seni gerek seni” dizesi, amacını ortaya koyar.

Tırnak içindeki cümlenin içinde bir tırnak daha kullanmak gerekirse bu kez tekli tırnak (‘ ’) kullanılır.

“Haşim, şiirin yoruma açık olmasını ister ve daima ‘Şiir her okuyanda ayrı duygular uyandırmalıdır.’ der.”

Parantez (Ayraç) İşareti ( ( ) )

  • Cümle içinde bir sözcüğün eş anlamlısı verilirse kullanılır.

“Bu dizede teşhis (kişileştirme) yapılmış.”

  • Cümledeki herhangi bir sözcüğün açıklanması durumunda kullanılır.

“Kıbrıs konusunda iki ülke (Türkiye ve Yunanistan) hiçbir zaman anlaşamaz.”

  • Cümle içinde kullanılan tarihler ya da bir sözcüğün anlamıyla ilgili noktalamalar parantez içine alınır.

“Bu öğretim yılında (1993 – 1994), devlet yine gelişmiş (?) eğitim sistemleri deneyecekmiş.”

  • Yabancı sözcüklerin okunuşu parantez içinde gösterilir.

“Bacon (Beykın) ünlü bir deneme yazarıdır.”

  • Tiyatro metinlerinde hareketleri anlatan bölümler parantez içine alınır.

“Kadın (başını öne eğerek): “Bilmiyorum.” dedi.

Ünlem İşareti (!)

  • Ünlem cümlelerinin sonunda kullanılır.

“Hey, bana baksana sen!”

“Yandım!”

“Aman Allah’ım!”

  • Bir sözün yanında parantez içinde ünlem işareti bulunuyorsa, o söze inanılmadığını gösterir.
  • “Ne kadar nazik (!) biri olduğunu göreceksin.”

8. Sınıf Türkçe: Yazım(İmla) Kuralları

YAZIM (İMLA) KURALLARI

🌐”ile” Sözcüğünün Ek Olarak Yazımı: “ile” sözcüğü kendinden önce gelen sözcüğe bitişik yazılırsa şu kurallara dikkat edilir :

🌐Ünsüzle biten bir sözcüğe ile getirildiğinde başındaki ” i ” sesi düşer ve ünlü uyumuna uyar.

🚩 Okulla ev arası yarım saat sürüyor. (okul + ile okulla)

🚩Erzurum’a kadar trenle gittim. (tren + ile trenle)

 

🌐Ünlüyle biten bir sözcüğe, ile getirildiğinde, başındaki ” i ” sesi ” y ” ye dönüşür, yine ünlü uyumuna uyar.

🚩Buraya kendi ayağıyla geldi. (ayağı + ile ayağıyla)

🚩Silgiyle kalem istedi benden. ( silgi + ile silgiyle)

 

🌐”ki” nin Yazımı: “ki” eğer bağlaçsa;

🌐1. Genel olarak iki cümleyi bağlama görevi yapar. Örnek:

🚩Hava o kadar güzeldi ki kendimi hemen sokağa attım.

1. cümle                            2. Cümle

🚩Bir de baktım ki  ortalıkta kimse kalmamış.

1. cümle                    2. Cümle

 

🌐2. Kişi ve işaret zamirlerinden sonra gelen “ki” de bağlaç olup ayrı yazılır. Örnek :

🚩Ben ki,             Bizler ki,                   Durum    o    ki

Kişi zamiri          kişi zamiri                  işaret zamiri

 

🌐3. Bazı bağlaçlarla  birlikte kullanılmasına karşı, kalıplaşmış “ki” ayrı yazılır. Örnek :

🚩Öyle ki,    yeter ki,  kaldı ki

‼‼‼”ki”, eğer bağlaçsa daima ayrı bir sözcük olarak yazılır. Ayrıca kendinden önce gelen sözcüğün ünlülerine uyum gösterip “kı” olmaz.

 

🌐Kendinden önce gelen sözcüğe bitişik yazılan “ki” ler ise şunlardır :

A) “de” durum ekinden sonra gelip addan sıfat yapan “ki” : Örnek : evdeki hesap, kafamdaki plan, yoldaki insanlar

B) İlgi zamiri olan “ki” : Örnek :  Seninki, sınıfınki, bizimki

C)  Bazı bağlaçlarla kalıplaşan “ki” : Örnek :  Oysaki, mademki, halbuki, sanki

D)  Zaman bildiren sözcüklerden sonra gelen “ki” : Örnek :   Dünkü, akşamki, az önceki

 

🌐”de,da” Bağlacının Yazımı:

🌐A) Genel olarak “dahi, bile” bağlaçlarıyla aynı anlamdadır. Bağlaç olup olmadığını anlamak için cümleden çıkarmayı deneriz. Cümleden çıkarıldığında, cümle yapısı bozulmazsa bağlaç olduğunu anlarız ve ayrı bir sözcük olarak yazarız. Örnek :  Buraya kadar gelip de ona uğramamak olmaz.

🚩Sen de çok oldun artık!

🌐B) Bu bağlaç kendinden önce gelen sözcüğün ünlülerine kalınlık-incelik yönünden uyar. Örnek: Gençliğimizle birlikte umutlarımız da uçup gitti.

🚩Onu gördüyse de görmezlikten geldi.

🌐C) Kendinden önce gelen sözcük, sert ünsüzle bitse bile, bu bağlaç sertleşerek “te,ta” biçiminde yazılamaz. Yazılırsa yazım yanlışı ortaya çıkar. Örnek :  Bu iş küçük te sen gözünde büyütüyorsun. (Yanlış)

🚩Bu iş küçük de sen gözünde büyütüyorsun. (Doğru)

 

🌐Bağlaç olan “de, da” ile, ad durum eki olan “-de, -da” karıştırılmamalıdır. “-de, -da” eğer ad ad durum ekiyse kendinden önce gelen sözcüğe bitişik yazılır. Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamı da yapısı da bozulur.

🚩 Bir süre sessizce yolda yürüdük.

🚩Çiçeklerin kökünde bir hastalık var.

 

🌐İki “de, da” üstüste gelirse birincisinin ad durum eki, ikincisinin bağlaç olduğu dikkate alınmalıdır.

🚩     Telefon ettim evde de yokmuş.

 

🌐”mi” Soru Edatının Yazımı:

🌐A) “mi” soru edatı, cümleye soru anlamı katsa da katmasa da kendinden önce gelen sözcükten ayrı yazılır : Örnek :  O da bizimle gelecek mi?

🚩Gördün mü şimdi yaptığını!

🚩Konuşmaya başladı mı susmaz.

 

🌐B) “mi” soru edatı, ayrı yazılmasına karşın kendinden önce gelen sözcüğe, kalınlık-incelik ve düzlük-yuvarlaklık yönünden uyum sağlar.

🚩 Okudun mu?     Güzel mi?       Akıllı mı?

 

🌐C)  “mi” soru edatından sonra gelen zaman ve kişi eklentileri soru edatıyla bitişik yazılır.

🚩Onunla sık sık görüşüyor musunuz?

🚩Olanları bilir miydi de?

 

🌐Tarihlerin Yazımı:

🌐 Gün ve ay adları, yanlarında rakam olmadan yazıldığında, küçük harfle başlar. Örnek : Oğlum aralık ayının soğuk bir gününde doğdu.

🚩Önümüzdeki hafta, salı günü onu görmeye gidelim.

🌐Belirli bir tarihi gösteren ay ve gün adları her yerde büyük harfle başlar. Örnek : 1986’nın Mart ayında başladı göreve.

🚩Cumhuriyet 29 Ekim 1923 ‘te ilan edildi.

🌐Gün ve ay bildiren tarihler şu şekilde yazılabilir : Örnek :  4 Aralık 1996

🚩2.12.1996

🚩4/12/1996

 

🌐İkilemelerin Yazımı: İkilemeler daima ayrı yazılır ve ikilemeyi oluşturan sözcüklerin arasına hiçbir noktalama işareti konulmaz.  Örnek : Soruları düşüne düşüne çözmelisin. (Doğru)

🚩Yavaş, yavaş yerinden doğruldu. (Yanlış)

 

🌐Pekiştirmelerin Yazımı: Sıfatların başına gelerek onların anlamlarını pekiştirmeye yarayan ön ekler, daima sıfata bitişik yazılır. Örnek : Bembeyaz örtü (Doğru)

🚩Yapa yalnız adam (Yanlış)

 

🌐Sayıların Yazımı: Sayıların rakamlarla gösterilmesi ya da yazıyla yazılmasına ilişkin başlıca kurallar şunlardır :

🌐 Herhangi bir anlatım türünde (roman, öykü, deneme, mektup) kesinlik anlamı önem taşımayan sayılar, yazıyla gösterilir. Örnek :

🚩Bu kitabı yazalı beş yıl oldu.

🚩Bahçede dört beş çocuk oynuyordu.

 

🌐 Kesinlik anlamı önem kazanan konularda, bilimsel yazılarda sayılar rakamla gösterilir.

🚩Marmaris’te 2000 hektar orman yandı.

🚩Baktım, termometre 30 dereceyi gösteriyordu.

🌐  Çok sıfırlı sayıların ana sayılardan sonraki basamakları yazı ile gösterilebilir .

🚩13 milyar, 20 trilyon

 

‼‼‼Çek ve senetlerde sayı basamakları bitişik yazılır.

 

🌐Kısaltmaların Yazımı:

🌐 Tek heceli sözcükler, ilk harfleri alınarak kısaltılır. Kısaltmanın sonuna nokta konur :

🚩Sözcük                     kısaltılmış şekli

Zarf                                  z.

Test                                  t.

🌐 Çok heceli sözcükler, genellikle baştan iki ya da üç harf alınarak kısaltılır :

🚩Sözcük        kısaltılmış şekli

Cadde           cad.

Doçent          doç.

Bölük            bl.

🌐 Özel adlar genellikle her sözcüğün ilk harfi alınarak kısaltılır. Kısaltmada harfler arasına nokta konmaz :

🚩Özel Ad                       Kısaltılmış şekli

Posta Telefon Telgraf             PTT

Devlet Malzeme Ofisi             DMO

🌐   Özel adların kısaltmalarına getirilen ekler, kesme işaretiyle ayrılır :

🚩Doğru                  Yanlış

TV’de                    TV’da

DMO’ya                 DMO’ne

ODTÜ’ye                ODTÜ’ne

 

🌐Bileşik Sözcüklerin Yazımı:

🌐 Kurallı (özel) bileşik eylemler daima bitişik yazılır :

🚩 Gidedur (mak), bakıver (mek), öleyaz (mak)

 

🌐 Yardımcı eylemlerle kurulan bileşik eylemlerde :

🌐Birleştirme sırasında ad soylu sözcükte herhangi bir ses düşmesi veya ses türemesi olmuyorsa ayrı yazılır

🚩 Terk et(mek), pişman ol(mak)

 

🌐Birleştirme sırasında ad soylu sözcükte bir ses düşmesi ya da ses türemesi meydana gelirse bitişik yazılır.

🚩 seyir- seyret(mek), kahır- kahrol(mak), his-hisset(mek)

 

🌐 İki ya da daha çok sözcükten oluşmuş yerleşim merkezi adları bitişik yazılır

🚩 Bahçelievler, Sivrihisar, Çanakkale

 

🌐 Bir heceli sözcüklerin başına geldiği bileşik sözcükler bitişik yazılır

🚩 İlkbahar, Akdeniz, Önsöz, İlknur

 

🌐 Sıfat ya da ad tamlaması biçiminde oluşmuş ve öylece kalıplaşmış olan bileşik sözcükler bitişik yazılır

🚩 Sivrisinek, Atakule, Topkapı, Beşevler

 

🌐Deyimlerin Yazımı: Deyimler kaç sözcükten oluşursa oluşsun, deyimi oluşturan her sözcük ayrı yazılır.

🚩 Son günlerde bu şarkıyı diline doladı.

🚩Bütün gece gözüme uyku girmedi.

🚩Çok titizdir, her şeyde ince eleyip sık dokur.

🚩Vurdumduymaz, kabadayı, çıtkırıldım.

 

🌐Ünlüyle Biten Eylemlerin Yazımı: “a”  ya da “e” geniş ünlüsüyle biten eylem kök ya da gövdelerine gene bu geniş ünlülerle başlayan herhangi bir ek getirildiğinde bu geniş ünlülerde herhangi bir ses daralması olmaz.

 

🚩Yanlış                        Doğru

Gelmiyen                   gelmeyen

Bilmiyerek                 bilmeyerek

Anlamıyan                 anlamayan

 

🌐Kesme işaretinin Kullanımı:

🌐A) Özel adlara gelen çekim ekleri kesme işaretiyle ayrılır :

🚩 Hikmet’ten, Yardım Sevenler Derneği’ne

🌐B) Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmada kullanılır.

🚩  TRT’ye, TMO’nun, ODTÜ’den

🌐C) Sayılardan sonra gelen ekleri ayırmada kullanılır :

🚩 1963’ten, 3’ün katları, 5’inci kat

🌐D) Özel adlara gelen ve adlara aile anlamı katan “-ler” çoğul eki, kesme işaretiyle ayrılmaz. Özel adlara gelen “ve benzerleri” anlamı katan “-ler” çoğul eki kesme işaretiyle ayrılır :

🚩 Akşam Ayşeler bize gelecek. (aile anlamında)

🚩Bu topraklar daha nice Atatürk’ler yetiştirir. (ve benzeri anlamında)

🌐E)  Özel adlara gelen yapım ekleri kesme işareti ile ayrılmaz.

🚩 Urfalı, Çince, Türklük

🌐F)  Özel adlara gelen yapım eklerinden sonra eklenen çekim ekleri kesme işaretiyle ayrılmaz.

🚩Adıyamanlılar, Fransızcadan, Atatürkçülerden

 

🌐Büyük Harflerin Kullanımı:

🌐 Her cümlenin ilk harfi büyük yazılır.

🚩 Ona her konuda yardımcı olduk. Ülkemizde yedi bölge vardır.

🌐 Şiirde her dizenin ilk harfi büyük olur :

🚩Bu şehirden gidiyorum

🚩Gözleri kör olmuş kırlangıçlar gibi

🌐 Yazı başlıklarının her sözcüğü büyük olur :

🚩 Sıfatların Genel Özellikleri

🚩Ziraatte Yeni Buluşlar

🌐 Belli bir tarihi gösteren ay ve gün adları büyük harfle başlar :

🚩17 Mayıs, 1997, Salı

🌐 Bütün özel adlar büyük harfle başlar. Başlıca özel adlar şunlardır:

🚩Kişi ad ve soyadları. Örnek : Kemal Cantürk

🚩Hayvanlara verilen adlar. Örnek : Tekir, Karabaş

🚩Ulus, din, mezhep, tarikat adları. Örnek : Araplar, İslamiyet, Alevilik

🚩Ülke adları. Örnek : İspanya, Fransa

🚩İl,ilçe,kasaba ve köy adları. Örnek : Manisa, Ayvalık, Gölcük

🚩Bulvar, cadde ve sokak adları. Örnek : Atatürk Bulvarı, Çiğdem Mahallesi

🚩Kıta, bölge, okyanus, deniz, göl, ırmak, dağ, ova ve orman adları. Örnek : Avrupa, Van Gölü

🚩Özel bir ada bağlı olarak kullanılan yön adları.  Örnek : Doğu Karadeniz, İç Anadolu

🚩Kurum, kuruluş, dernek, makam ve işyeri adları.  Örnek : Türk Tarih Kurumu, İş Bankası

🚩Yapı, yapıt ve ören adları.  Örnek : Ankara Kalesi, İnce Minare

🚩Kitap, Dergi, Gazete, Yasa adları. Örnek : Nokta, Yeni Yüzyıl, Medeni Kanun

🚩Bütün dil adları.  Örnek : İngilizce, Farsça, Almanca

🚩Bir özel ada bağlı olarak kullanılan ünvan ve takma adlar. Örnek :İnce Memet, Uzun Hasan

🚩Tüm gezegen adları. Örnek : Merkür, Venüs, Mars

🚩Özel adlardan türeyen sözcükler.  Örnek : Türkçülük, Adıyamanlı, Kemalizm

‼‼‼ Dünya, Güneş ve Ay sözcükleri, gezegen anlamıyla (coğrafi terim) kullanılırsa büyük harfle, mecaz anlamda kullanılırsa küçük harfle başlar.

🚩Dünya Güneş’in uydusudur, Ay da Dünya’nın

🚩Başımda dünya kadar iş var.

🚩Pencereden içeri güneş girdi.

8. Sınıf Türkçe: Ses Bilgisi

SES BİLGİSİ

🔊 Ünlüler (sesliler) : Ses yolunda herhangi bir engele uğramadan çıkan seslerdir. Ünlüler tek başlarına söylenebilen, tek başlarına hece ya da sözcük olabilen seslerdir.

 

🔊 Büyük Ünlü Uyumu : Ünlü harflerin, kalınlık-incelik yönünden uyumudur.

 

🔊 Büyük Ünlü Uyumuyla İlgili Kurallar :

🔊 Büyük ünlü uyumuna uymayan çok az Türkçe sözcük vardır.

🔴ana (anne),  alma (elma), kangı (hangi), karındaş (kardeş)

🔊 Büyük ünlü uyumuna aykırı sözcükler genellikle yabancı kökenlidir.

🔴Silah, gazete, mevcut, insan

🔊 Sözcüklere eklenen ekler de genellikle bu kurala uyar Ancak Türkçe’deki altı ek büyük ünlü uyumuna uymaz.

🔴 akıl-lı, çimen-ler, çocuk-da, eviniz-de, yürü-yor, bakar-ken, akşam-ki, sabah-leyin,  yeşil-imtrak, turunç-gil

🔊 Bileşik sözcüklerde büyük ünlü uyumu aranmaz. Örnek : Atakule, Kadıköy

 

🔊 Küçük Ünlü Uyumu : Bir sözcükteki ünlülerin düzlük-yuvarlaklık yönünden uyumudur. Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde düz ünlülerden (a,e,ı,i) biri bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlülerde düz olur.

🔊 Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde yuvarlak ünlülerden (o,ö,u,ü) biri bulunursa ikinci ve diğer hecelerde ya düz-geniş (a,e) ya da dar-yuvarlak (u,ü) ünlüler yer alır.

 

🔊 Küçük Ünlü Uyumuyla İlgili Kurallar :

🔊 Dilimizde “o,ö” yuvarlak ünlüleri yalnızca ilk hecede kullanılabilir.

🔴 Uymayanlar : doktor, motor, otobüs

🔴Uyanlar       : üzüm, kömür, soba

🔊 Yuvarlak ünlülerden biriyle başlayarak bir hecede “a,e” düz ünlülerine geçen bir sözcük, düz ünlüden sonra düz ünlü gelir kuralına göre “ı,i” düz ünlülerine de geçebilir.

🔴 böy-le-si-ni, oy-ma-cı-lık

🔊 Türkçe sözcüklerin öncelikle büyük ünlü uyumuna uyması gerekir. Büyük ünlü uyumuna uymadığı halde küçük ünlü uyumuna uyan sözcükler Türkçe sözcük olmaz.

🔴 misafir, tasvir, kalem

🔊 Büyük ünlü uyumuna uymayan “-ki” eki, yuvarlaşarak küçük ünlü uyumuna uyar.

🔴 dünkü, bugünkü

 

‼‼‼ İki heceli olup orta hecelerinde “b,m,v” ünsüzleri bulunan kimi Türkçe sözcükler, bu ünsüzlerin yuvarlaklaştırıcı etkisiyle küçük ünlü uyumuna aykırı düşer. Örnek: Yağmur, çamur, kabuk, tavuk, kavun

 

🔊 Ünsüzler (Sessizler) : Tek başlarına söylenemeyen, ancak bir ünlünün yardımıyla söylenebilen seslere ünsüz denir. Türkçe’de 21 ünsüz vardır.

 

Ünsüz Harflerin Özellikleri :

🔊 Türkçe’de normalden kalın ya da ince okunan bir ünsüz yoktur.

🔴 rüzgar, kagir, lazım

🔊 Yansımaların dışında Türkçe sözcüklerin başında “c,ğ,l,m,n,r,z” ünsüzleri bulunmaz.

🔊  Türkçe sözcüklerde “j,f” ünsüzleri hiç kullanılmaz. Örnek : fare, jambon, jilet

🔊 Türkçe sözcükler iki ünsüzle başlamaz. Örnek : krem, spor, tren, plak, trafik

🔊  Bileşik sözcükler ve özel isimler dışında Türkçe sözcüklerde “n-b” sesleri yanyana gelmez.

🔴 İstanbul, Safranbolu, Sonbahar, Ambar, Kumbara, Perşembe

 

🔊 Ünsüzler çıkarılırken ses tellerinde titreşimli olmalarına karşın, kimi ünsüzlerin çıkışında titreşim olmadığı görülür. Bu açıdan değerlendirildiğinde ünsüzler, sert ve yumuşak ünsüzler olmak üzere iki grupta incelenir.

 

 🔊 Ünsüz Benzeşmesi Kuralı : Sert ünsüzlerin (f,s,t,k,ç,ş,h,p)  biriyle biten sözcüklere c,d,g yumuşak ünsüzlerinden biriyle başlayan bir ek getirildiğinde, bu eklerin başındaki

C, Ç ‘ye   D,T’ ye  G,K’ ye dönüşür.

🔊 Ünsüz sertleşmesi kuralına aykırı yazımlar yazım yanlışı yaratır.

 

🔊 Ünsüz Yumuşaması (Değişimi) Kuralı : Bir sözcük p,ç,t,k sert ünsüzlerinden biriyle biterken, bu sözcüğe ünlüyle başlayan bir ek getirildiğinde, sert ünsüzler yumuşayarak;

p,b ‘ye – ç,c ‘ye – k,ğ ‘ye – t,d ‘ye dönüşür.

🔴  Balık     balığın

🔴Kitap    kitaba

🔴Ağaç    ağacı

🔴Kağıt    kağıdı

 

🔊 Türkçe’de Meydana  Gelen Ses Olayları:

🔊 Ses Düşmesi : Kimi sözcüklerin çekimlenişinde veya türeyişinde, bir sesin düştüğü görülür.

 🔊 a) Ünlü Düşmesi : İki heceli olan kimi sözcükler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecelerinde bulunan ünlüyü düşürürler. Buna orta hece düşmesi de denir.

🔴Omuz um         omzum             oğul  u              oğlu

🔴Kahır  ol            kahrol               seyir et             seyret

🔴Ayır    ıntı          ayrıntı               sıyır  ık             sıyrık

🔴Yalın   ız           yalnız               yanıl ış             yanlış

🔊 b) Ünsüz Düşmesi : Bazı sözcükler, çeşitli etkilerle birleşirken sözcüğün sonundaki ünsüz harf düşebilir. Bu olaya ünsüz düşmesi adı verilir.

🔴Yumuşak cık                yumuşacık                    sıcak cık           sıcacık

🔴Yüksek    l                    yüksel                          küçük l             küçül

🔴Rast gelmek                 rasgelmek                    ast teğmen       asteğmen

🔊Bazı bileşik sözcüklerin oluşumunda bir hece veya ses düşmesi meydana gelir.

 

🔊Ses Türemesi : Sözcükler kimi eklerle birleşirken zaman zaman araya başka yeni sesler girer. Türkçe’de ses türemesi olayına fazla rastlanmaz.

🔊 Ses türemesi yaratan başıca durumlar;

🔊 Ünlüyle biten sözcüklere, ünlüyle başlayan bir ek geldiğinde, Türkçe sözcüklerde iki ünlü yan yana gelemeyeceği için bu ünlülerin arasına “y,ş,s,n” ünsüzlerinden uygun olan biri gelir. Bu ses türemesine kaynaştırma da denir. Örnek :

🔴Oku-y-an                okuyan

🔴Baba-s-ı                 babası

🔴Yedi-ş-er                yedişer

🔴Elma-n-ın                elmanın

🔊Yardımcı eylemle yapılan bileşik eylemlerde ad soylu sözcükte ses türemesi görülür.

🔴  his etmek                     hissetmek

🔴  Red etmek                    reddetmek

🔊 Bu sözcüklere ünlüyle başlayan bir ek getirildiğinde sözcüklerde aynı türeme ortaya çıkar.

🔴  Af-ı                   affı

🔴  Had-i                haddi

🔊 Kimi sözcükler pekiştirilirken ses türemesi meydana gelir.

🔴  Yalnız               yap-a-yalnız

🔴  Sağlam             sap-a-sağlam

🔴  Dar-a-cık           daracık

🔴  Bir-i-cik             biricik

 

🔊 Ses Daralması : “a,e” geniş ünlüsüyle biten sözcüklere “-yor” şimdiki zaman eki getirildiğinde, bu geniş ünlüler daralıp değişerek “ı,i,u,ü” olur.

🔴  bekle-yor                      bekliyor

🔴 Oyna-yor                      oynuyor

🔊 “-ma,-me” olumsuzluk ekleri de “-yor” ekiyle birleştiğinde daralarak “-mı, -mi, -mu, -mü” olur.

🔴  gelme-yor                     gelmiyor

🔴  Bakma-yor                    bakmıyor

🔊 Ulama : Ünsüz harfle biten sözcüğün son ünsüz harfinin kendisinden sonra gelen ve ünlü harfle başlayan sözcüğün ilk hecesiyle birleştirilerek okunmasıdır. Örnek :

🔴 Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç

🔴 Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç

8. Sınıf Türkçe: Paragrafta(Parçada) Anlam

PARAGRAF

📌Paragraf, bir düşünceyi tam olarak anlatabilmek için bir araya getirilen cümleler topluluğudur.

📌Paragrafın bütün cümleleri aynı konuyu işler ve aynı düşünceyi açıklar ya da destekler.
Tek bir düşünce etrafında oluştuğundan kendi içinde bir bütünlük gösterir; kendinden önceki ya da sonraki paragraflara bir bağlılık göstermez.

Paragrafın Konusu

📌Paragrafta hakkında söz söylenen düşünce, olay ya da durumlar konuyu verir. Konuyu bulmak için “Parçada neden söz ediliyor?” diye sorabiliriz. Yani üzerinde durulan neyse konu da odur. Bununla ilgili sorular değişik soru kökleriyle karşımıza çıkar.

📌📌”Aydın karşılaştığı her meseleyi yeniden irdeleyen insandır. Fikirler, üzerinde düşünülmeyince basmakalıp hâle gelir; bir nevi batıl inanç şekline girer. Aydın, başkalarından önce kendine karşı hür olan insandır. Onun için hakikat, en üstün kıymettir.”

📌Parça neyi anlatıyor? sorusunu bu parçaya yönelttiğimizde alacağımız cevap: “Aydın”ı anlatıyor olacaktır. Peki “Aydın”ın neyini anlatıyor? dediğimizde “Özelliklerini…” cevabını veriyoruz. Öyleyse bu parçanın konusu “aydının özellikleri”dir.

📌Bazen konu soruları şiir şeklinde de karşımıza çıkabilir.

Tema : Şiire hâkim olan duygu veya şiirde bahsedilen konuya tema denir.

📌Burda güneş

    Orda yağmur

    Güneşte de güzel dünya

    Yağmurda da

    Şükürler olsun tanrım

     Şükürler olsun sana

     Verdiğin hayat pırıl pırıl”

📌Şimdi bu şiirin temasını bulalım.

📌Şair güneşi ve yağmuru anlattıktan sonra ikisinin de güzel olduğunu söylüyor. Sonra bunların güzelliğini genelleyerek yaşamın pırıl pırıl, yani güzel olduğuna değiniyor.

📌Memnun olduğu bu güzel yaşamı bahşettiğinden dolayı da Allah’a şükrediyor. Şair yaşamı güzel bulduğuna ve şiirde bunu anlattığına göre şiirin teması “yaşama sevinci” dir diyebiliriz.

 

Paragrafın Ana Düşüncesi

📌Ana düşünce, parçada yazarın okuyucuya vermek istediği mesajdır. Buna yazarın paragrafı yazma amacı da diyebiliriz.

📌Her paragrafın belli bir ana düşüncesi vardır. Bu düşünce bazen paragrafın herhangi bir yerinde bir cümle hâlinde verilir. Diğer cümleler bu düşünceyi açıklar ya da destekler. Bazen ise belli bir cümleyle verilmez, paragrafın bütününe sindirilir.

📌Paragrafın ana düşüncesini bulabilmek için kendimize “Yazar bu parçayı hangi amaçla yazdı?”, “Bize ne demek istedi?” gibi soruları sorabiliriz.

📌📌“Oyun, çocukların ruhi eğitiminde önemli bir yer tutar ve gelişmelerini sağlar. Oyundan ve oyuncaklardan mahrum bazı çocukların, gelecekte asık yüzlü, somurtkan ve çekilmez kişiler oldukları görülmüştür. Oyunlar, aşırı olmadığı sürece, çocuklar için vazgeçilmez eğlence kaynaklarıdır.”

📌📌Bu parçanın bütününde işlenen düşünce “Oyun ve oyuncağın, çocuğun ruhsal gelişimi için gerekli olduğu” fikridir.

📌Yazar bu ana düşünceyi zaten ilk cümlede “Oyun, çocukların ruhi eğitiminde önemli bir yer tutar. Ve gelişmelerini sağlar.” Sözleriyle vermiştir. Daha sonraki cümlelerde ise bu düşüncesini açıklayıcı ve destekleyici yargıları vermiştir.

📌📌Bazen ana düşünce şiirle de sorulabilir.

📌İnsan vardır fark edilmez süsünden,

    Kimi farksızdır koyun sürüsünden.

     Her gördüğün şekle aman kapılma.

     İnsan belli olmaz görüntüsünden.”

📌Bu parçada insan ve hayvan karşılaştırılmış. İyi bir hayvanın dıştan bakılarak anlaşılabileceği, insanın tanınmasının ise zor olduğu dile getirilmiştir. Anlatılan “İnsanın ne düşündüğü, ne yapmak istediği, kısaca içyüzü belli değildir.” sözleri ile özetleyebiliriz.

 

 Paragrafın Yardımcı Düşünceleri

📌Her paragraf tek bir konu üzerinde durur ve bir ana düşünceyi işler.

📌Paragrafta bunun dışında, ana düşüncenin daha iyi açıklanmasını sağlayan, onu daha belirgin hâle getiren, işlediği konunun sınırlarını çizen düşünceler de vardır. Bu düşüncelere de paragrafın yardımcı düşünceleri denir. Bir paragrafta ana düşünce bir tane iken yardımcı düşünce sayısı birden fazla olabilir.

📌Yardımcı düşünceyle ilgili sorular çoğu zaman olumsuz biçimdedir.

📌📌Bir parça üzerinde yardımcı düşünceleri inceleyelim.

“İyi yazmak ya da güzel konuşmak, kültürlü her insanın edinmek istediği erdemlerin başında gelir. Bu erdemlere sahip olmanın yolu, okumak ve okuduğunu anlamaktan geçer. Okuma, kültürün temeli olduğu kadar bilginin de başlıca kaynağıdır.”

📌📌Şimdi bu parçadan bazı yardımcı düşünceler belirleyelim.

📌Parçanın son cümlesindeki “Okuma, kültürün temeli olduğu kadar bilginin de başlıca kaynağıdır.” cümlesinden “Okumakla bilgi hazinemizin genişlediğinden” ifadesi;

📌Parçadaki “…güzel konuşmak…. Bu erdemlere sahip olmanın yolu, okumak ve okuduğunu anlamaktan geçer.” sözlerinden “İfade güzelliğinin okumakla elde edileceğinden” ifadesi;

📌Parçadaki “Okuma, kültürün temeli olduğu kadar bilginin de başlıca kaynağıdır.” cümlesinden “Okumanın, bilgi kaynaklarının en önemlisi olduğundan” ifadesi çıkarılabilir.

📌Ancak böyle bir parçadan “Bilgili insanların toplumda saygı gördüğünden” yargısı çıkarılamaz. Çünkü parçada bundan hiç bahsedilmemiştir.

 

 Paragrafın Yapısı

📌Paragrafın; bir makalenin, denemenin ya da başka bir yazının küçültülmüş biçimidir.

📌Nasıl bu tür yazıların giriş, gelişme ve sonuç bölümleri varsa, bir paragrafın da bu tür bölümleri vardır. İşte paragrafın yapısıyla ilgili sorular böyle bir bölümlemeyi ortaya çıkarmak için sorulur.

 

✴Giriş bölümü

📌Genelde tek cümleden oluşan giriş bölümünde parçada anlatılacak konu verilir.

📌“Sanatçı, toplumun sorunlarına duyarlı olmalıdır.” cümlesi giriş cümlesi olabilir.

📌📌Giriş bölümü cümlesinde, sanki giriş cümlesinden önce bir cümle varmış anlamını verebilecek olan “bu yüzden, bundan dolayı, kaldı ki, yine de, ama, fakat, oysa, çünkü, bunun için, ise…” gibi bağlayıcı ifadeler yer almaz.

 

📌📌Demek ki bizden gizlediği bazı şeyler var.”

        Ağaç sevgisi de bizim önemli değerlerimizden biridir.”

        Çünkü kitabın kıymetini okuyan bilir.”

         Şimdi de ağaç üzerine bir şeyler söyleyelim.”

📌Yukarıdaki cümlelerden hiçbiri, bir parçanın giriş, yani ilk cümlesi olamaz. Çünkü bu cümlelerin hepsinde kendilerinden önce başka cümlelerin de olduğunun işaretlerini veren bağlayıcı ifadeler bulunmaktadır. Bu ifadelerin altı çizilmiştir.

 

✴Gelişme bölümü

📌Giriş bölümünde verilen konunun her yönüyle ortaya konduğu bölümdür.

📌Düşüncenin açılması için anlatım yollarından yararlanılır.

 

✴Sonuç bölümü

📌Gelişme bölümünde anlatılan olay, düşünce ya da duyguların bir sonuca bağlandığı bölümdür. Paragraf tamamlama soruları bu bölümle ilgilidir. Şimdi paragraf tamamlamaya değinelim.

 

 Paragraf Tamamlama

📌Parçanın son cümlesi bir bitiş bildirir. Ya anlatılanlardan bir sonuç çıkarılır ya da bir olayın bitişini gösterir. Bu soruların çözümünde cümlelerin anlamca bağlılığı yanında yapısal olarak bağlanmalarına da dikkat edilmelidir.

📌📌Kalemi elime aldığım zaman bir şey yazmadan kalıyorum diyorsanız, bilgi tokluğu ve duygu zenginliğine sahip olmak için bol bol okuyunuz. Küçük yaşlardan itibaren kitaplarla dost olunuz. Kitapların o geniş dünyasına kulaç açtığınız zaman kendinizi daha mutlu ve güvenli hissedeceksiniz. Okudukça yazmaya karşı ihtiyacınız artacak
ve …”

📌📌Bu parçada yazmak ile okumak arasında bir ilişki kurulduğunu görüyoruz. Bunu, parçanın giriş cümlesindeki “Kalemi elime aldığım zaman bir şey yazmadan kalkıyorum diyorsanız,…” varsayımına karşılık olarak, yine parçadaki “…bol bol okuyunuz.” ifadesinden anlıyoruz. Yani parçada, yazmak isteyene okumak tavsiye ediliyor. Parça “Okudukça yazmaya karşı ihtiyacınız artacak ve …” şeklinde devam ettiğine göre parçayı tamamlayacak ifade “yazmak” ile ilgili bir ifade olmalıdır. Öyleyse bu paragrafı “elinizi kaleme uzatacaksınız.” şeklinde bir ifadeyle tamamlayabiliriz.

 

 Paragraf Oluşturma

📌Bir paragraf oluşturabilecek cümleler dağınık olarak verilir ve öğrencinin bunlardan bir paragraf oluşturması istenebilir. Bu tip sorularda cümlelerin anlamca ve yapıca birbirine bağlanabilmesi aranmalıdır.

📌Burada dikkat edilecek noktalar şunlardır:

📌Öncelikle cümlelerin hepsi okunarak bu cümlelerin ne anlattığı belirlenmeye çalışılmalıdır.

📌Eğer bir olay anlatılıyorsa olayın gerçekleşme sırası belirlenmelidir. (Zaman akışı)

📌Eğer bir fikir işleniyorsa bu düşüncenin mantık sırası belirlenmelidir.

 

📌📌Aşağıdaki karışık cümlelerle bir paragraf oluşturalım.

       📌Çanakkale sırtlarını bombardıman ettiler.

        Bir topçu bölüğünde yalnız Seyit ve Ali adlı iki topçu eri kaldı.

        Oradan geçip İstanbul’u almaya çalışıyorlardı.

        1915 yılında düşman gemileri Çanakkale Boğazı’na gelmişlerdir.

        Oradaki askerlerimizin çoğu şehit düştü.

 

📌Bu cümlelerin hepsini okuduğumuzda Çanakkale Savaşı ile ilgili bir olayın hikâye edildiğini görmekteyiz. Yapacağımız iş olayın gerçekleşme sürecini belirlemek.

 

📌📌“Önce boğaza gemilerin gelmesi anlatılmalı. (IV) Gemilerin geliş amacı verilmeli.
(III) Sonra bombalama anlatılmalı.(I) Bombalamadan sonra anlatılması gereken olay askerlerimizin şehit düşmesi olacaktır. (V) Yalnız şehit düşmeyen iki topçumuz vardır.
(I) ” Olay mantıken böyle sıralanmalı. Çünkü eylemlerden birinin gerçekleşmesi diğerine bağlı.

 

📌Bu parçadan bir paragraf oluşturulduğunda sıralama “IV – III – I – V – I” şeklinde olmalıdır.

 

 Düşüncenin Akışını Bozan Cümle

📌Paragrafı oluşturan cümlelerin hepsi aynı düşünce etrafında örgülenir, aynı konuyu anlatır.

📌Bazen parçalarda bir konu anlatılırken farklı bir düşünce veya konunun farklı bir yönü bir cümle hâlinde araya girer. Düşüncenin akışını bozan cümlelerin sorulduğu sorularda bizden istenen işte bu farklı cümleyi bulmaktır.

📌Bu soruların çözümünde yapılacak iş; her bir cümlenin ne anlattığını, bir iki kelimeyle tespit etmektir. Sonra bu tespitlerimizi karşılaştırmaktır. Görülecektir ki bir cümle haricinde hepsi aynı konudan veya konunun aynı yönünden bahsediyor. Farklı şeylerden bahseden cümle düşüncenin akışını bozan cümledir.

📌📌”(1) Ne güzel de süzülüyor martılar gökyüzünde. (2) Hep onlar gibi özgür olmak istemişimdir. (3) Her şey gözlerinde küçücük …. (4) Altlarında mavi deniz, üstlerinde masmavi gökyüzü…”

📌Bize yukarıdaki parçadan hareketle: “Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?” şeklinde bir soru sorumuş olsunlar. Yapacağımız ilk iş cümlelerde ne anlatıldığını birer kelimeyle belirlemektir. Parçadaki 1., 3. ve 4. cümlelerde “martıların uçuşundan” bahsedilirken 2. cümlede yazarın “martılara öykünmesinden” bahsedilmektedir. Öyleyse farklı olan, yani düşüncenin akışını bozan cümle 2’dekidir.

 

Paragrafın Bölümlenmesi

📌Düşüncenin akışıyla ilgili bir diğer soru tipi de, parçanın iki paragrafa bölünebilmesiyle ilgilidir. Bu tip parçalarda, parçanın bir bölümünde bir düşünce, ikinci bölümünde başka bir düşünce işlenir.

📌Yazar konuyu işlerken her bir paragrafta konunun farklı bir yönünü işler. Anlattığı bir şeyden farklı bir şeye geçiş yaptığında yeni bir paragrafa da geçmesi gerekir. Sınavlarda iki ayrı düşüncenin işlendiği bölümler bir paragraf olarak verilir ve bizden bu paragrafı bölmemiz istenir.

📌Bu tip sorularda yapılacak iş her bir cümlede anlatılanı bir iki kelimeyle belirlemektir. Daha sonra belirlenen bu ifadeler karşılaştırılmalıdır. Görülecektir ki bir kısım cümlelerde bir konudan bahsedilirken diğer cümlelerde ise başka bir konudan bahsediliyor. Yapılacak en son iş; yeni, farklı konuya geçilen ilk cümleyi veya konuyla ilgili bakış açısının değiştiği ilk cümleyi tespit etmektir.

📌📌“(I) Kitap okumak için yaz, daha uygun mevsimdir. (II) Havalar ısınmaya başlayınca, doğanın her köşesi bir okuma yeri olur. (III) İstediğiniz yeri seçebilirsiniz. (IV) Parkta, deniz kıyısında, bir ağaç altında gönlünüzce okuyabilirsiniz. (V) Okuma biçimi ve yöntemi kişiden kişiye değişir. (VI) Kimileri beş on kitabı birden okumayı sever. (VII) Kimileri de bir kitabı bitirmeden ötekine başlamaz.”

📌Bize bu parçayla ilgili “Bu parça açıklanan düşünceler bakımından ikiye bölünürse ikinci parça hangi cümleyle başlar?” şeklinde bir soru yöneltilmiş olsun.

📌Parçadaki cümleleri tek tek incelediğimizde I., II., III. ve IV. cümlelerde “kitap okumanın zaman ve zemininden” bahsedilirken V,VI ve VII. cümlelerde “kitap okuma biçiminden” bahsediliyor. Demek ki bu parçada iki düşünce işlenmiş ve ikinci düşünceye geçilen cümle, yani bölündüğünde ikinci paragrafın ilk cümlesi olacak olan cümle V. cümledir.

 

Anlatım Teknikleri

📌Paragrafın dört temel anlatım tekniği vardır. Bunları sırası ile görelim.

 

1. Açıklayıcı Anlatım

📌Bilgi vermek amacı ile oluşturulan yazılarda kullanılan anlatım tekniğidir.

📌Bu tür yazılarda amaç okuyucuyu bilgilendirmek, ona bir şeyler öğretmek olduğundan sade ve anlaşılır bir dil kullanılır.

📌📌”Yakup Kadri Karaosmanoğlu edebiyatımızın önde gelen sanatçılarından biridir. Roman, hikâye, anı gibi değişik alanlarda eserler vermiş olan sanatçı daha çok romanları ile tanınmaktadır. Romanlarında önceleri kişisel konuları işleyen sanatçı daha sonra toplumsal konulara yönelmiştir. “Kiralık Konak”ta nesiller arası duygu ve düşünce farklılıklarını işleyen sanatçı, “Yaban” romanında Kurtuluş Savaşı yıllarında köy yaşamını, köylü – aydın çatışmasını işlemiştir.”

📌Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi parçada “Yakup Kadri” okuyucuya tanıtılmış, sanatçının eserleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. İşte öğreticiliği esas alan bu tür anlatıma açıklayıcı anlatım denir.

 

 2.Tartışmacı Anlatım

📌Tartışma, kişinin kendisinden farklı düşünen kişi ya da kişileri kendi düşüncesine inandırma çabasıdır. Farklı düşünceler, farlı kişiler olacak ki kişi, karşısındakine kendi düşüncesini anlatma, onu kendi görüşüne inandırma çabası içinde olsun.

📌Demek ki tartışmacı anlatımda farklı konular işlenir ve bu farklı konulardan birinin daha doğru, daha güzel olduğu kanıtlanmaya çalışılır.

📌📌”İyi konuşmasını bilen iyi yazmasını da bilirmiş. Konuştuğumuz gibi yazmak olacak iş midir? Yazıda hani bizim konuşmamızın ateşi? Sesimizi de kâğıt üzerinde gösterebilir miyiz? Yazı hiçbir zaman konuşmanın tıpkısı olamaz. Konuşurken karşımızdakine başımız, ellerimizin hareketleriyle sesimizin türlü yükselmeli, alçalmaları ile anlatabildiğimiz şeyleri yazı ile anlatamaz, duyuramayız.”

📌Bu paragrafta “iyi konuşmasını bilenin iyi yazıp yazmayacağı” konusu tartışılmıştır. Yazar yer yer sorular sorarak ve bu sorulara yine kendi cevaplar vererek biri ile konuşuyormuş izlenimini uyandırmış ve düşüncelerini bu şekilde anlatmıştır.

 

3.Öyküleyici Anlatım

📌Bir konunun, bir olayın bir ya da daha çok kahraman etrafında, belirli bir zaman ve yer içinde anlatıldığı anlatım tekniğidir.

📌Öyküleyici anlatım olay kaynaklı bir anlatım tekniğidir. Öyküleyici anlatımın olabilmesi için bir kişinin başından geçen bir ya da daha çok olayın olması gerekir. Bir kişinin başından geçenler, bir trafik kazası, bir futbol karşılaşması, geçmişte yaşadığı bir takım olaylar… öyküleyici anlatımın sınırlarına girmektedir.

📌📌”Karanlık bir kış gecesi saat üç sularıydı. Bilmem nereden eve dönüyordum. Herkes derin bir uykudaydı. O duruma gelmiştim ki kendisini dinleye dinleye kapılan insanlar gibi “Ah, bir polise rastlasam!” diyordum. Birden bire iki gölge gördüm. Biri hızlı hızlı sert adımlarla doğuya doğru giden ufak tefek bir adamdı. Diğeri sekiz on yaşlarında bir kız 

📌Öyküleyici anlatımda her şey hareket hâlindedir. Varlıklar hayatın akışı içinde devamlı bir hareketlilik ve değişme içinde ele alınır. Yukarıdaki parçada bu görülmektedir.

 

4. Betimleyici Anlatım

📌Yazarın dış dünya ile ilgili gözlemlerini okuyucunun gözünde canlanacak şekilde anlatması ile oluşan anlatım tekniğine betimleyici anlatım denir. Görselliğin daha ağır bastığı bu anlatıma tasvir de denmektedir.

📌Betimlemede bir doğa parçası, bir bahçe, bir ev, bir dağ, hatta iç ve dış özellikleri ile bir insan ayırt edici yönleri ile anlatılabilir.

📌Varlıkların değişik yönleri anlatıldığından betimlemelerde sıfatlar çokça kullanılır.

📌📌”Güneş dağların arkasından çekilirken, son aydınlığını denize bırakıyor. Hava rüzgârsız. Deniz ince ince dalgalanıyor. Mavi sular biraz uzakta pembe oluyor, kırmızılaşıyor. Renkler yumuşak hatlarla birbirinden ayrılıyor. Karanlık bastırmadan önce renklerin denizdeki valsi bu, büyüsü…”

📌Betimlemelerin insanı konu alan kısmına portre denir.

📌Portrede insanın dış özellikleri ya da iç özellikleri yani karakteri ele alınabilir. Bazen ikisi de bir parçada iç içe olabilir.

📌📌”Kapıda yaşlı bir adam belirdi. Üzerinde biraz eski, açık mavi bir takım elbise vardı. Ceketin üst cebinde üçgen şeklinde kıvrılmış mendil, kravatıyla aynı renkteydi. Yer yer ağarmış saçlarını sol tarafa yatırmış, hâlâ siyahlığını koruyan bıyıklarını üst dudağının üzerini kapatacak şekilde bırakmış. Ayağında yıllar önce gençlerin oldukça rağbet ettiği ucu sivri ucu küt biçimli ayakkabılar vardı.”

 

Düşünceyi Geliştirme Yolları

📌Bir de daha çok açıklayıcı ve tartışmacı anlatım tekniklerinin içinde kullanılan, düşünceyi geliştirme yolları vardır. Şimdi de bunları görelim.

1. Karşılaştırma

📌Birden fazla varlık ya da kavramın aralarındaki benzerlerini ya da farklarını ortaya koymak için başvurulan anlatım yoludur. Bunda amaç kavramın başka kavramlardan farklı yönlerini ortaya koymak, böylece onun belirgin özelliklerinin daha iyi anlaşılmasını sağlamaktır. Ya da ortak yönler söylenerek bu özelliklerin daha iyi belirmesi 

📌📌”İnternet medyanın bir parçasıdır ancak çok seçeneğe sahip olması açısından medyadan daha üstündür. İnternette geri beslenme açısından müthiş bir olanak mevcut. Çok seçenek olduğu için insanları geleneksel medya gibi bir kulvarda tutamazsın. Bir gazeteyi al demekle, bir siteyi izle demek arasında çok büyük fark vardır. İnsan medyaya kıyasla internette sürekli yeni şeyler keşfediyor.”

2. Tanık Gösterme

📌Yazar, okuru kendi düşüncelerinin doğruluğuna inandırmak için sözünü ettiği konuda söz sahibi olan birisinin sözünü yazısına alabilir. Böylece kendinin de haklı olduğunu belirtir. Tanık gösterilecek kişini sadece adının anılması yetmez. Ona ait sözün de yazıda olması gerekir.

📌📌”Türk şiirinde deha şairler çıktı. Fakat şiiri değerli kılan sadece daha şairler değildir. Küçük şairler de şiire katkıda bulunur. Eliot: ‘Bir büyük şair vardır, bunlar edebiyatta devrim yaparlar. Bir de küçük şairler vardır ki onlar da bireysel ruh durumlarını dışa vuran çok güzel şiirler yazarak edebiyat dünyasını zenginleştirirler.’ Sözleri ile bunu desteklemektedir.”

 

3. Benzetme

📌Bir kavramı ya da varlığı başka kavram ya da varlığa ait özelliklerle anlatmadır.

📌📌”Deneme yazarı bir söz işçisidir. Onun bir kuyumcuya benzetirim ben kuyumcu nasıl değerli madeni bin bir özenle işleyerek çok değerli eserler oluşturursa, deneme yazarı da sözcükleri büyük bir dikkatle ve özenle bir araya getirerek eserini oluşturur.”

 

4. Tanımlama

📌Sözü edilen kavram ya da varlığın ne olduğunun açıklanmasıdır. Daha çok açıklama ve tartışma tekniklerinde kullanılan bu yolla tanımlanan şeyin okurun zihninde daha kolay belirmesi amaçlanır. Parça içinde bir tek tanımın verilmesi tanımlama için yeterlidir.

📌📌”İnsanın bazen mırıltısı, bazen çığlığıdır öykü. Ölüme karşı başkaldırıdır. Kör geceye tutulan şavktır. Çölde bulunan vahadır. Bir anlığına bile olsa, bağımsızlıktır. Ölümlü, çaresiz hayatlarımızda, bir kavalcının nefesindeki ezgi, bir ekmekçinin koca hamur teknesine saldığı güzel mayadır…”

 

5. Örneklendirme

📌Sözü edilen bir düşüncenin zihinlerde somut hâle getirilebilmesi için başvurulan bir düşünceyi geliştirme yoludur. Yerinde verilen bir örnek bazen söylenecek birçok sözden daha etkili ve kalıcı olabilir.

📌Bu bazen bir fıkra, bir eser, bir öykü olabilir.

📌📌”Toplumda insanlar arası güvensizlik, iletişimsizlik ve bencillik artarak devam ediyor. İnsanlar arsındaki uçurum her gün artıyor. Bu tablo karşısında derin bir ümitsizliğe düştüğümüzde bazen öyle insani olaylarla karşılaşıyoruz ki birden bire yüreğimizdeki kireçler çözülüyor; umutsuzluklar çiçek açan umutlara dönüyor. Bir sanatçımız için düzenlenen konser de bunlardan biri. Amansız bir hastalığa yakalanan bu müzisyeni iyileştirmek, onun tedavi masraflarını karşılamak için bütün müzisyen arkadaşları seferber olmuşlar.”

8. Sınıf Türkçe: Cümlede Anlam İlişkileri

ANLATIMINA GÖRE CÜMLELER

💎Anlatım bakımından cümleler öznel, nesnel, dolaylı, dolaysız, kinayeli, aşamalı durum bildiren cümleler ile tanım, içerik ve üslup cümleleri olmak üzere dokuz başlıkta incelenir:

1. Öznel Anlatımlı Cümleler

💎Söyleyenin kendi düşüncesini, duygusunu veya beğenisini içeren; doğruluğu ya da yanlışlığı kişiden kişiye göre değişen cümlelerdir.

🔆Roman en güzel yazı türüdür.

💎Söyleyenin duygu veya düşüncesini içermeyen; doğruluğu ya da yanlışlığı kişiden kişiye göre değişiklik göstermeyen, herkesçe kabul görmüş, kanıtlanabilir yargıları içeren cümlelerdir.

🔆Ozon tabakasındaki delik her yıl büyüyor.

3. Tanım Cümleleri

💎Varlıkların ne olduklarını tam olarak belirtmek için kurulur. Tanım cümleleri “Bu nedir?”, “Bu kimdir?” sorularına cevap verir.

🔆Lirik şiir, duyguların çok etkili ve coşkulu bir biçimde dile getirildiği şiir türüdür.

    Ünlü kişilerin kendi yaşamlarını anlattıkları yazılara otobiyografi denir.

💎Yazarın, yapıtında ele aldığı konuya değinilen cümlelerdir.

🔆Sanatçı, eserinde bir çobanın köydeki yaşamını anlatıyor.

    Şiirlerinde ayrılık acısını işlemiş.

5. Üslup (Biçem) Cümleleri

💎Üslup bir duygunun, düşüncenin kişisel anlatım biçimidir. Sanatçının dili kullanma biçimi, anlatım şekli üslupla ilgilidir. Cümlelerin uzunluğu, kısalığı, sözcük seçimi, sanatlı ya da yalın oluş, sanatçının üslubunu ortaya koyar.

💎Herhangi bir metne yönelttiğimiz “Nasıl anlatılmış?” sorusu, üslupla ilgili ifadeleri bulmamıza yardımcı olur.

🔆Sanatçı, eserinde gerçekleri kısa, yalın cümlelerle dile getirmiş.

6. Doğrudan (Dolaysız) Anlatımlı Cümleler

💎Başkasına ait bir sözün hiç değiştirilmeden aktarılmasına doğrudan anlatım denir. Olduğu gibi aktarılan söz genellikle tırnak işareti içerisinde yazılır. Tırnak işaretinin dışında virgül kullanılarak da aktarılabilir.

7. Dolaylı Anlatımlı Cümleler

💎Başkasından alınan sözün, cümledeki yargıyı değiştirmeden, kendi sözcüklerimizle aktarılmasına dolaylı anlatım denir. Dolaylı anlatımlı cümleler “söyledi, belirtti, açıkladı” gibi eylemlerle biter ya da yüklemleri öğrenilen geçmiş zamanla çekimlenir.

8. Kinayeli Anlatım İçeren Cümleler

💎Cümlede ifade edilen düşüncenin, genellikle alaycı biçimde, tersini kasteden anlatım biçimidir.

9. Aşamalı Durum Bildiren Cümleler

💎Bir olayın veya durumun giderek değiştiğini bildiren cümlelerdir. Eylem aniden değil, süreç içinde gerçekleşir.

CÜMLE YORUMLAMA

🔷Cümle yorumu; cümlenin konusu, ana fikri, cümleden çıkarılabilecek / çıkarılamayacak yargı, cümle tamamlama ve oluşturma ile düşüncenin yönünü değiştiren sözcükler olmak üzere yedi başlıkta incelenir:

1. Cümlenin Konusu

🔷Cümlede üzeride durulan kavramlar cümlenin konusunu verir. Sorularda bir cümle verilir ve bu cümlede neyin anlatıldığı, yani cümlenin konusu sorulur.

🔷Yapılması gereken, verilen cümleyi yorumlayarak anlatılanı bir iki söz ile ifade etmektir. Bunun için cümleyeBu cümle neyi anlatıyor? sorusu sorulur ve sorunun cevabı aranır. Alınan cevap cümlenin konusu olacaktır.

2. Cümlenin Ana Fikri (Ana Düşüncesi)

🔷Bir cümlede asıl anlatılmak istenen fikir veya cümlede verilmek istenen mesaja ana fikir denmektedir.

3. Cümleden Çıkarılabilecek Yargı

🔷Bir cümle verilir ve bu cümlede anlatılmak istenenin veya cümleden çıkarılabilecek yargının ne olduğu sorulur.

🔷Bu tip soruların çözümünde yapılması gereken, verilen cümleyi yorumlayarak cümlenin söyleniş sebebinin bulunmasıdır. Çünkü hiçbir cümle boş yere söylenmez, her cümlenin bir söyleniş amacı vardır. İşte bu tip sorularda bize düşen onu bulmaktır. Biz buna cümlenin ana düşüncesi de diyebiliriz.

🔷Bu cümlede yazar bize ne demek istedi?” sorusuyla anlatılmak isteneni bulabiliriz.

4. Cümleden Çıkarılamayacak Yargı

🔷Bir cümle verilir ve bu cümleden çıkarılamayan ya da cümlenin anlamıyla çelişen yargıları bulmamız istenir.

🔷Yapılacak iş verilen cümleyi yorumlayarak cümleden çıkarılabilecek yargıları bulmaktır. Sorular dört seçenekten oluştuğuna göre, seçeneklerin üçündeki yargılar, verilen cümleden çıkarılabilecek niteliktedir. Dolayısıyla cümleden çıkarılabilecek yargılar belirlenince, cümleden çıkarılamayacak yargı kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Bu süreçte cümle çok iyi okunmalı, hangi ifadeden nasıl bir sonuç çıkarılabileceği iyi tespit edilmelidir.

5. Cümle Tamamlama

🔷Verilen cümlelerde veya karşılıklı konuşma metinlerinde boş bırakılan yerlerin anlam bütünlüğünü ve uyumunu sağlayacak şekilde doldurulmasıdır.

🔷Yapılacak iş, cümlenin gelişinden çıkarılan anlam doğrultusunda boşlukları doldurmaktır. Bu yapılırken dil bilgisi kuralları göz önünde bulundurulmalıdır. Yani eklenecek sözcüklerin hem anlamca hem de yapıca cümleye uygunluk taşıması gerekir.

🔷Tamamlanacak ve tamamlayacak cümleler ya da sözler arasında;

🔹 Anlamsal ilişki doğru kurulmalıdır.
🔹 Zaman ve kişi yönünden uyum olmalıdır.
🔹 Cümleleri anlamca bağlamak için uygun bağlaçlar kullanılmalıdır.

  🔷 Böyle sorular seçeneklerden gidilerek de çözülebilir.

6. Cümle Oluşturma (Kelimeleri Doğru Sıralama)

🔷Sözcük ya da sözcük gruplarına ayrılmış olarak verilen cümlelerin genellikle anlamlı ve kurallı bir cümle haline getirilmesi istenir.

🔷Yapılacak iş, öncelikle yüklemi belirlemek ve eğer kurallı bir cümle isteniyorsa yüklemi sona yerleştirmek, daha sonra varsa edat gruplarını, bağlaçları ve tamlamaları bulmaktır.

 🔷  Bu konuyla ilgili sorular seçeneklerden gidilerek de çözülebilir.

7. Düşüncenin Yönünü (Akışını) Değiştiren Sözcükler

🔷Cümle içindeki kelimeler anlamca birbirini tamamlar. Fakat bir konudan başka bir konuya geçilirken “fakat, ama, lakin, ancak, oysa, ne var ki, yalnız, halbuki” gibi anlamın akışını değiştiren sözcükler kullanılabilir. Bu tür sözcükler cümlede anlamın akışını değiştiren sözcüklerdir.

ANLAMLARINA GÖRE CÜMLELER

1. Öneri (Teklif) Cümleleri

✴Bir sorunu çözmek veya daha iyiye ulaşmak için görüş ve düşüncelerin öne sürüldüğü cümlelerdir.

2. Varsayım Cümleleri

✴Gerçekleşmemiş bir olayın gerçekleşmiş gibi ya da gerçekleşmiş bir olayın hiç gerçekleşmemiş gibi kabul edildiği cümlelerdir. Varsayım anlamı taşıyan yargılarda genellikle “tutalım ki, diyelim ki, farz edelim, düşün ki” gibi ifadelere yer verilir.

3. Eleştiri Cümleleri

✴Bir yapıtın, bir insanın veya bir durumun doğru ya da yanlış yönlerini belirten cümlelerdir. Eleştiri, olumlu eleştiri ve olumsuz eleştiri olmak üzere ikiye ayrılır.

4. Öz Eleştiri Cümleleri

✴Bir kişinin kendi davranışları üzerinde yürüttüğü yargıları içeren cümlelerdir.

🖍Zamanı iyi kullanmadığım için sınavda başarısız oldum.

    On dört yaşına geldim ama hâlâ güzel yazmayı öğrenemedim.

5. Davranış Cümleleri

✴Birine veya bir şeye karşı sergilenen hâl, hareket, muamele, tavır ve tutumları anlatan cümlelerdir.

6. Ön Yargı (Peşin Hüküm) Cümleleri

✴Bir kişi veya bir durumla ilgili belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargıları belirten cümlelerdir.

7. Uyarı Cümleleri

✴Kişi ya da kişileri yanlış davranışlardan uzak tutmak için bir konu, sorun ya da olumsuz bir durum ile ilgili ikaz ve hatırlatmaları içeren cümlelerdir.

8. Görüş Cümleleri

✴Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargıyı belirten cümlelerdir.

9. Yakınma (Şikayet) Cümleleri

✴Bir durumdan duyulan rahatsızlığı ifade eden cümlelerdir

10. Hayıflanma Cümleleri

✴Bir kişinin herhangi bir olaydan veya yapmadığı bir işten dolayı duyduğu üzüntüyü anlatan cümlelerdir.

11. Pişmanlık Cümleleri

✴Yapılan bir hata veya yanlış sonucunda duyulan üzüntüyü belirten cümlelerdir.

✴ Hayıflanma cümleleri ile pişmanlık cümleleri arasındaki fark şudur: Hayıflanma cümlelerinde yapılmayan bir işten dolayı duyulan üzüntü anlatılır, pişmanlık cümlelerinde ise yapılan bir işten dolayı duyulan üzüntü söz konusudur.

 

12. Sitem Cümleleri

✴Bir kimsenin yaptığı bir hareketten dolayı duyulan üzüntünün, kırgınlığın dile getirildiği cümlelerdir.

 

✴ Sitem cümleleri ile yakınma cümleleri arasındaki fark şudur: Sitem cümlelerinde bir durumdan veya bir kişiden duyulan rahatsızlık kişinin kendisine söylenir, yakınma cümlelerinde ise bir durumdan veya bir kişiden duyulan rahatsızlık başkalarına anlatılır.

 

13. Küçümseme Cümleleri

✴Bir kişiye veya bir olaya değer vermeme, onu küçük görme, önemsememe, hafife alma anlamı taşıyan cümlelerdir.

14. Azımsama Cümleleri

✴Bir şeyin miktarca az olduğunu, yetersiz görüldüğünü ifade eden cümlelerdir.

15. Şaşırma Cümleleri

✴Beklenmeyen bir durum karşısında ne yapacağını, nasıl davranacağını bilememe, hayrete düşme anlamı taşıyan cümlelerdir.

16. Beklenti Cümleleri

✴Gerçekleşmesi beklenen davranış ve işleri bildiren cümlelerdir. Beklentiler bazen gerçekleşir bazen gerçekleşmez.

17. Özlem (Hasret) Cümleleri

✴Geçmişte yaşanan günlerin tekrar yaşanma isteğini ya da bir yeri veya kişiyi görme isteğini dile getiren cümlelerdir.

18. Tasarı Cümleleri

✴Gelecekte yapılması planlanan işlerin belirtildiği cümlelerdir.

19. Tahmin Cümleleri

✴Akla, sezgilere, gözlemlere veya birtakım verilere dayanarak, olacak bir şeyi önceden kestirebilme sonucunda ortaya çıkan cümlelerdir.

20. Olasılık (İhtimal) Cümleleri

✴Gerçekleşmesi kesin olmayan bir olayın veya bir durumun ortaya çıkmasının beklenilmesi, umut edilmesi ile ilgili cümlelerdir.

✴ Olasılık cümleleri ile tahmin cümleleri arasındaki fark şudur: Olasılık anlamlı cümlelerde “ikilem” söz konusudur. Yani bahsedilen şey için “Öyle de olabilir, böyle de olabilir.” anlamı hakimdir. Tahmin anlamlı cümlelerde bu “ikilemi” görmeyiz. Tahmin anlamlı cümlelerde tecrübelerden hareketle “emin oluş” havası vardır. Olasılık anlamlı cümlelere göre, tahmin anlamlı cümlelerde “kesinlik anlamı” daha yoğundur.

 

21. Beğeni Cümleleri

✴Bir varlığa veya bir olayın sonucuna yönelik beğenme, takdir etme, övme veya onaylama işini bildiren cümlelerdir.

🖍Her türlü rezaletin yaşandığı bu çevrede dürüst ve tertemiz bir insan olarak yetişti.

     Araba dediğin böyle rahat ve geniş olmalı.

22. Onay (Bir Düşünceye Katılma) Cümleleri

✴Yapılan bir işin ya da davranışın yerinde ve doğru olduğunun kabul edildiği cümlelerdir.

23. Abartma Cümleleri

✴Bir şeyi olduğundan çok veya az göstererek anlatan cümlelerdir.

24. Endişe (Kaygı) Cümleleri

✴Olumsuz bir durumun gerçekleşme olasılığından dolayı duyulan kaygıyı anlatan cümlelerdir.

🖍 Acaba yolda başlarına bir şey mi geldi?

25. Kesinlik Bildiren Cümleler

✴Şüphe ve olasılık barındırmayan, anlamında kesinlik olan cümlelerdir. Genelde nesnel anlatımlı cümlelerdir.

8. Sınıf Türkçe: Sözcükte Anlam Özellikleri

SÖZCÜKTE ANLAM ÖZELLİKLERİ

🖍Sözcük, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan dilin, anlamlı en küçük parçasıdır. Sözcükler, temelde bir varlık, kavram ya da eylemi karşılar; zamanla anlam genişlemesine uğrayarak değişik anlamlar kazanabilir.

🌞🌞🌞  Dünkü maçta kolu kırılan çocuk, okula gelemedi.
Ağacın kollarından biri fırtınada gövdesinden ayrıldı.
Okulda müzik koluna başkan seçildim.
Düşman dört bir koldan saldırıya geçti.

🖍Yukarıdaki cümleleri incelediğimizde; “kol” sözcüğünün I.cümlede “insan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm”, II. cümlede “ağaçlarda gövdeden ayrılan kalın dal”, III. cümlede “iş takımı, ekip”, IV. cümlede ise “kanat, taraf” anlamlarında kullanıldığını görüyoruz.

🌞🌞🌞Balkondaki saksı bahçeye düştü.
            Borçlarımızı düştükten sonra bu kadar paramız kaldı.
            Annemler gidince kardeşime bakmak bana düştü.
            Ona, babasının mirasından küçük bir ev düşmüş.

🖍Yukarıdaki cümleleri incelediğimizde; “düşmek” sözcüğünün I. cümlede “yerçekiminin etkisiyle yukarıdan aşağıya inmek”, II. cümlede “çıkartmak, eksiltmek”, III. cümlede “ödevi veya yetkisi içinde bulunmak”, IV. cümlede ise “bir bölüşme sonunda payına ayrılmak” anlamlarında kullanıldığını görüyoruz.

🖍Bu örneklerde görüldüğü gibi, bir sözcük, farklı cümlelerde farklı anlamlar kazanabilir. Sözcüklerin bu farklı anlamları; gerçek, mecaz, yan, terim, somut ve soyut anlam diye adlandırılır.

 

Gerçek Anlam

🖍Sözcüğün, söylendiğinde akla gelen ilk anlamıdır. Buna, sözcüğün temel anlamı veya sözlük anlamı denir.

🌞🌞🌞Çok kitap okumaktan gözlerim kanlanmıştı.
            Soğuk ve yağışlı havalar, yaşamı zorlaştırıyor.
            Ekmeği dilim dilim keserek masaya koydu.

🖍Yukarıdaki cümlelerde “göz” sözcüğü, görme organı; “soğuk” sözcüğü, ısısı düşük olan, sıcak karşıtı; “kesmek” sözcüğü, bıçak, makas gibi bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak anlamlarında kullanılmıştır. Bu sözcükler, temel yani sözlük anlamlarıyla kullanıldığından, gerçek anlamlıdır.

 

Mecaz Anlam

✏Sözcüğün, gerçek anlamından uzaklaşarak kazandığı yeni anlamdır.

🌞🌞🌞Olaylara değişik gözlerle bakmasını bilmeliyiz.
            Yeni öğrenci, nedense çok soğuk davranıyor.
             Konuşmacı, gürültüden, konuşmasını yarıda kesti.

✏Yukarıdaki cümlelerde “göz” sözcüğü, bakış açısı; “soğuk” sözcüğü, duygudan ve sevgiden yoksun; “kesmek” sözcüğü bitirmek, sona erdirmek anlamlarında kullanılmıştır. Bu sözcükler, gerçek anlamlarından uzaklaştığı için mecaz anlam kazanmıştır.

 

Yan Anlam 

🖌Şekil ve işlev benzerliğinden dolayı, bir sözcüğün başka bir varlığa ad olarak verilmesidir.

🖌Aşağıdaki örneklerde koyu renkli sözcükler, yakıştırma yoluyla başka bir varlığa ad olarak yan anlam kazanmıştır.

🌞🌞🌞masanın gözü        
            dağın eteği
            geminin burnu          
            derenin ağzı
            defterin yaprağı      
            uçurtmanın kuyruğu
            kapının kolu                
           köprünün ayağı

 

Terim Anlam

🖊Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan sözcüklerdir.

🌞🌞🌞Sanatçının son oyunu üç perdeden oluşuyor.

🖊Bu cümlede “perde” sözcüğü “bir tiyatro oyununun bölümlerinden her biri” anlamına gelerek terim anlamıyla kullanılmıştır.

🖊Aşağıda verilen koyu renkli sözcükler, karşılarındaki alanla ilgili olarak kullanıldığında terim anlamı kazanır.

🌞🌞🌞meridyen, plato, atmosfer, yarımada —> coğrafya
            uyak, redif, dize, ölçü, beyit, durak —> edebiyat

 

Somut Anlam

🖊Duyularımızdan (görme, işitme, koklama, dokunma, tatma) herhangi biriyle algılayabildiğimiz kavram ve varlıkları karşılayan sözcükler somut anlamlıdır.

🌞🌞🌞çiçek, bulut, rüzgâr, gökyüzü, ışık, ses, yağmur, koku…

Soyut Anlam

🖊Beş duyumuzdan herhangi biriyle algılayamadığımız; ancak var olduklarını akıl, inanç ve sezgilerimizle kabul ettiğimiz kavram ve varlıkları karşılayan sözcükler soyut anlamlıdır.

🌞🌞🌞sevgi, heyecan, korku, hırs, iyilik, güzellik, akıl, aşk…

SOMUTLAŞTIRMA

🖊Soyut anlamlı bir sözcüğün anlam genişlemesi yoluyla somut anlam kazanmasıdır.

🌞🌞🌞Dedem çok iyi bir insandır.
            İyilerin ömrü az olur.

🖊Birinci cümlede “istenilen, beğenilen niteliklere sahip” anlamına gelerek soyut anlamıyla kullanılan “iyi” sözcüğü, ikinci cümlede “insan”ı karşılayarak somut anlam kazanmıştır.

SOYUTLAŞTIRMA

🖊Somut anlamlı bir sözcüğün anlam genişlemesi yoluyla soyut anlam kazanmasıdır.

🌞🌞🌞İhtiyar, otobüsten inerken kafasını kapıya çarpmış.
            Bu kafayla hiçbir işte başarılı olamazsın.

🖊Birinci cümlede “baş” anlamına gelerek somut anlamıyla kullanılan “kafa” sözcüğü, ikinci cümlede “akıl, mantık” anlamına gelerek soyut anlam kazanmıştır.

 

SÖZCÜK ANLAMIYLA İLGİLİ KAVRAMLAR

Ad Aktarması (Mecaz-ı Mürsel)

📍Bir sözcüğü, benzetme amacı gütmeksizin başka bir sözcüğün yerine kullanmaktır. Bu, “iç-dış, parça-bütün, sebep-sonuç, yazar-yapıt” gibi ilgilerle sağlanır.

🌞🌞🌞Çok susayan çocuk şişeyi bir dikişte bitirdi.

📍Bu cümlede iç-dış ilgisi kurularak “şişe” sözcüğü, şişenin içindeki “içecek” yerine kullanılmıştır.

🌞🌞🌞Yahya Kemal günümüzde de beğenilerek okunuyor.

📍Bu cümlede sanatçı-yapıt ilgisi kurularak “Yahya Kemal” sözü, sanatçının “yapıtları yerine kullanılmıştır.

📍Aşağıdaki cümlelerde geçen koyu renkli sözcüklerde ad aktarması vardır.

🌞🌞🌞Okul yarın müzeye gidecek. (öğrenciler)
            Teknemiz Ayvalık‘a birazdan yanaşacak. (Ayvalık İskelesi)
            Bilgi için yan masaya başvurabilirsiniz. (görevli)
            Yalova, fuara büyük ilgi gösterdi. (Yalova halkı)
            Gezi için evden izin alamamış. (anne-baba)
            Turnuvaya ünlü raketler katılacak. (tenisçi)

 

Dolaylama

📍Anlatıma çekicilik katmak için bir sözcükle belirtilebilecek bir kavram veya varlığın birden fazla sözcükle anlatılmasıdır.

🌞🌞🌞İhtiyar, hayat arkadaşını kaybedince çok üzüldü.

📍Bu cümlede “hayat arkadaşı” sözüyle “eş, hanım” anlatılmak istendiğinden, dolaylama yapılmıştır.

📍Aşağıda verilen koyu renkli sözler dolaylamaya birer örnektir.

🌞🌞🌞kaleci —> file bekçisi
            top —> meşin yuvarlak
            Ankara —> Türkiye’nin kalbi
            kömür —> kara elmas

 

Güzel Adlansırma

📍Söylendiğinde insan zihninde olumsuz çağrışımlar uyandıran bazı durum, olay, kavram veya varlıkları güzel bir biçimde dile getirmektir. Güzel adlandırma da bir bakıma dolaylamadır. Ancak buradaki amaç, kavramın içindeki olumsuzluğu örtmeye çalışmaktır.

🌞🌞🌞İşitme engelliler için haber bülteni birazdan başlayacak.

📍Bu cümlede “işitme engelli” sözü, olumsuz çağrışım yapan “sağır” sözcüğünün yerine kullanılmış ve güzel adlandırma yapılmıştır.

📍Aşağıda verilen koyu renkli sözler güzel adlandırmaya birer örnektir.

🌞🌞🌞ölüm —> son yolculuk
            cin —> iyi saatte olsunlar
            kör —> görme engelli
            verem —> ince hastalık
            tabut —> tahta at

 

Yansıma

🗝Doğadaki seslerin taklit edilmesiyle oluşan sözcüklerdir.

🌞🌞🌞Küçük dere şırıltılarla akıyordu.
            Köfteler, ızgarada cızırdayarak pişiyordu.

🗝Bu cümlelerde, “şırıltı” ve “cızırdamak” sözcükleri “şır” ve “cız” seslerinden türediğinden yansımadır.

🗝Aşağıdaki cümlelerde geçen koyu renkli sözcükler birer yansımadır.

🌞🌞🌞Az önce yukarıda bir gürültü oldu.
            Eski döşemeler, yürüdükçe gıcırdıyordu.
            Hasta, sabaha kadar horlayıp durdu.
            Yavru kediler sokakta miyavlıyordu.
            Çocuğun elindeki balon birden patladı.

‼‼‼Aşağıdaki cümlelerde koyu renkli sözcükler, ses taklidi yoluyla oluşmadığından yansıma değildir.

🌞🌞🌞Penceremin önünde her sabah kuşlar ötüşür.
            Gölün yüzeyi bugün ışıl ışıldı.
            Babası, yaramaz çocuğunu sürekli horluyordu.

 

Duyu Aktarımı

Bir duyuyla algılanabilen kavram ya da varlığın başka bir duyuyla algılanabilecek biçimde kullanılmasıdır.

🌞🌞🌞Dışarıdan keskin bir koku geliyordu.

Bu cümlede dokunma duyusu ile algılanabilen “keskinlik” kavramı, kokunun çok ağır ve yoğun olduğunu anlatabilmek için koklama duyusuna aktarılmıştır.

🌞🌞🌞Sanatçı, sıcak tavırlarıyla hepimizi etkilemişti,
             (dokunma —> görme)
             Eski arkadaşlarla tatlı tatlı konuştuk,
             (tatma —> işitme)

 

SÖZCÜKLERDE ANLAM İLİŞKİLERİ

Eşanlamlı (Anlamdaş) Sözcükler

✴Yazılışları farklı, anlamları aynı olan sözcüklerdir.

🌞🌞🌞beyaz- ak, kafiye – uyak, edebiyat – yazın, mana – anlam, eser – yapıt, hatırlamak – anımsamak…

 

Karşıt (Zıt) Anlamlı Sözcükler

✴Anlamca birbirlerine karşıt olan sözcüklerdir.

🌞🌞🌞büyük – küçük, iç – dış, dolu – boş, açık – kapalı, var – yok, az – çok, alçalmak – yükselmek…

✴Bazı sözcüklerin karşıtı yoktur: orman, çiçek, yağmur, kar…

✴Bir sözcüğün olumsuzu, o sözcüğün karşıtı değildir.

🌞Sözcük                    🌞karşıtı                     🌞olumsuzu
     girmek                       çıkmak                        girmemek
      tatlı                               acı                              tatsız

 

Eşsesli (Sesteş) Sözcükler

Yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları farklı olan sözcüklerdir.

🌞🌞🌞Onun en sevdiği çiçek güldü. (bir çiçek adı)
             Küçük çocuk uzun süre güldü. (gülmek eylemi)
             Bahçedeki otları yoldu. (yolmak eylemi)
             Oldukça çamurlu bir yoldu. (ulaşımda kullanılan zemin)
             Eve akşamüzeri vardı. (varmak eylemi)
             Elinde çiçekler vardı. (yok karşıtı)

‼‼‼ Yazılış ve okunuşlarında küçük de olsa farklılıklar bulunan sözcükler sesteş değildir.

🌞🌞🌞adet (tane)
            âdet (gelenek, görenek)
            kar (yağış şekli)
            kâr (kazanç)
            hala (babanın kız kardeşi)
            hâlâ (henüz)

 

İkilemeler

➗Anlamı pekiştirmek, güzelleştirmek, çeşitli anlam ilgileri kurmak için oluşturulmuş söz gruplarıdır.

➗İkilemeler aşağıdaki yöntemlerle oluşturulur:

➗Aynı sözcüğün tekrarı ile (yineleme):
🌞🌞🌞yavaş yavaş, güle güle, yeşil yeşil, bütün bütün…
➗Anlamdaş (eşanlamlı) sözcüklerle:
🌞🌞🌞kılık kıyafet, şan şöhret, sorgu sual, sağlık sıhhat…
➗Yakın anlamlı sözcüklerle:
🌞🌞🌞doğru dürüst, delik deşik, çalı çırpı, yalan yanlış…
➗Karşıt anlamlı sözcüklerle:
🌞🌞🌞gece gündüz, büyük küçük, az çok, iyi kötü…
➗Biri anlamlı, biri anlamsız sözcüklerle:
🌞🌞🌞eski püskü, yırtık pırtık, eğri büğrü, bölük pörçük…
➗Anlamsız sözcüklerle:
🌞🌞🌞ıvır zıvır, eciş bücüş, abur cubur, abuk sabuk…
➗Yansıma sözcüklerle:
🌞🌞🌞şırıl şırıl, cızır cızır, gacır gucur, küt küt, tık tık…
➗Durum eki almış sözcüklerle:
🌞🌞🌞el ele, elde avuçta, günden güne, şehirden şehire…

 

Söz Yorumu

Bu sorularda amaç, bir cümlede ya da parçada geçen söz öbeğinin anlamını buldurmaktır. Son yıllarda, sözcük anlamıyla ilgili sorular, daha çok, söz öbeklerinin yorumu şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

🌞🌞🌞Sanatta kalıcılığı yakalamanın yolu, sanat mozaiğine yeni renkler katmaktan geçer. (Özgün sanat yapıtları ortaya koymak)
🌞🌞🌞Ünlü yazarın yapıtlarını okuduğumuzda onun, anılarında hapsolduğunu görüyoruz. (Yapıtlarını geçmiş yaşamıyla sınırlandırmak)
🌞🌞🌞Bu şairimizin şiirleri, kalbinden ve beyninden beslendiği için, geniş kitlelerce okunmuştur. (Şiirlerini duygu ve düşünceleriyle oluşturmak)
🌞🌞🌞Sanatçı, yapıtının tozlu raflarda yerini almasını istemiyorsa hem çağına hem de geleceğe seslenebilmelidir. (Yapıtın kalıcılığı yakalayamaması)
 
 
Nitelik ve Nicelik Anlamlı Sözcükler
 
✴Bir şeyin nasıl olduğunu , ne gibi özellikler taşıdığını anlatan sözcüklere nitelik anlamlı sözcükler denir. Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen ya da azalıp çoğalabilen durumunu bildiren sözcüklere nicelik anlamlı sözcükler denir.
🌞🌞🌞Az ileride birkaç kişi seni bekliyor. ( nicel )
Bugün oldukça kötü bir zaman geçirdim. ( nitel )
Çok konuştuğu için arkadaşları pek sevmedi. ( nicel )
İki damla yaş olur düşersin yüreğime gizlice ( nitel, nicel)
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi. (nitelik )
 
‼‼‼ Bazı sözcükler cümlede kazandığı anlama göre nicel de olabilir nitel de
🌞🌞🌞 Yaptığı işte iyi para kazanıyordu. ( nicel )
O iyi bir insandı. ( nitel )
Bu soğuk havada bir de senin soğuk esprilerini çekemem. ( nicel, nitel )
Bu şehrin havası sıcak olduğu gibi insanları da sıcaktır. ( nicel, nitel)
Görüldüğü gibi nitelik anlamlı sözcükler, genellikle niteleme sıfatı ve durum zarfı görevindedir. Nicelik anlamlı sözcükler ise ölçü – miktar zarfı , belgisiz sıfat veya sayı sıfatı görevindedir.
 
 Genel ve Özel Anlamlı Sözcükler
Karşıladıkları varlığın tamamını belirten sözcüklere genel anlamlı sözcükler denir. Tek bir varlığı karşılayan sözcüklere ise özel anlamlı sözcükler denir.
Varlıkların genelden özele doğru sıralanışı : Varlık- canlı- hayvan- keçi- Ankara keçisi.
🌞🌞🌞Çocuk, geleceğin teminatı olduğundan ben çocuğumun iyi yetişmesini istiyorum. ( 2. si 1. sine göre daha özel)
Kitap, insanın en iyi dostudur. ( genel)
Bu kitabı arkadaşıma ödünç verdim. (özel )
Eğitim- öğretim sadece okulda yapılmaz ( genel)
Okulumuz, şehrin en eski binasıdır. (özel )
DEYİM🎌En az iki sözcükten oluşan, genellikle mecaz anlam taşıyan, kalıplaşmış, özlü sözlerdir.Genellikle mecaz anlamlıdır.

🌞🌞🌞adı gibi bilmek – çok iyi bilmek
             ağırlığını koymak – etkin olan gücünü kullanmak
             bire bin katmak – abartarak anlatmak
             boğazına düşkün – yeme içmeyi çok seven
             çenesi düşük – geveze
             dert yanmak – sızlanarak derdini anlatmak
             ekmek kapısı – geçim sağlanan yer, iş
             göz kırpmamak – hiç uyumamak
             kulak asmamak – önem vermemek, dinlememek
             ipe un sermek – bahaneler ileri sürmek

Bazı deyimler gerçek anlamlıdır.

🌞🌞🌞ismi var cismi yok, yükte hafif pahada ağır, iyi gün dostu, çoğu gitti azı kaldı, hem suçlu hem güçlü…

Bazı deyimler, aynı veya yakın anlamı karşılar.

🌞🌞🌞adam yerine koymak = adamdan saymak
             ağzından laf almak = ağzını aramak
             baltayı taşa vurmak = çam devirmek = pot kırmak
             dünya başına yıkılmak = dünya gözüne zindan olmak
             evlerden ırak = evlere şenlik
             ince eleyip sık dokumak = kılı kırk yarmak
             kendinden geçmek = kendini kaybetmek
             oyuna gelmek = tuzağa düşmek
             yüksekten atmak = mangalda kül bırakmamak

Az da olsa yargı halinde bulunan deyimler vardır.

🌞🌞🌞Armut piş, ağzıma düş.
             Atı alan Üsküdar’ı geçti.
             Ele verir talkını, kendi yutar salkımı.
             Sözünü balla kestim.
             Doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı.
             Ne kızı veriyor, ne dünürü küstürüyor.
             Bu kadar kusur kadı kızında da bulunur.

 

ATASÖZÜ

🚩Uzun deneyim ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş, genellikle mecaz anlamlı, kalıplaşmış, yargı bildiren özlü sözlerdir.

Genellikle gerçek anlamının dışında kullanılır.

🌞🌞🌞Ağaç yaş iken eğilir.
            Kanatsız kuş uçmaz.
            Gül dikensiz olmaz.

🚩Bu atasözlerinin birincisinde ağacın yaşken eğildiği değil; insanın küçük yaşlarda daha kolay eğitildiği; ikincisinde, yapacağı işle ilgili gereken koşullarla donanıp güçlenmeyen kişinin amacına varamayacağı; üçüncüsünde, her güzel şeyin hoşa gitmeyen bir yönünün de bulunduğu anlatılmak istenmiştir.

Aşağıdaki atasözleri de mecaz anlamlıdır.

🌞🌞🌞Yerin kulağı vardır.
             Damlaya damlaya göl olur.
             Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez.
             Ateş düştüğü yeri yakar.
             Borç yiğidin kamçısıdır.
             Görünen köy kılavuz istemez.
             Öfkeyle kalkan zararla oturur.
             Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer.
             Yuvarlanan taş yosun tutmaz.
             İşleyen demir pas tutmaz.

Bazı atasözleri gerçek anlamlıdır.

🌞🌞🌞Dost ile ye, iç; alışveriş etme.
            Bugünün işini yarına bırakma.
            Son pişmanlık fayda vermez.
            Geç olsun da güç olmasın.
            Akıllı düşman akılsız dosttan hayırlıdır.
            Cahile laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.

Bazı atasözleri aynı veya yakın anlamı karşılar.

🌞🌞🌞Hazıra dağlar dayanmaz. = Sıcağa kar mı dayanır?
            Her çok, azdan olur. = Damlaya damlaya göl olur.
            Körle yatan şaşı kalkar. = Topalla gezen, aksamak öğrenir.
            Mum dibine ışık vermez. = Terzi kendi söküğünü dikemez.
            Paça ıslanmadan balık tutulmaz. = Zahmetsiz rahmet olmaz.
 

8. Sınıf 7. Ünite: Atatürk’ten Sonra Türkiye: II. Dünya Savaşı ve Sonrası

II. Dünya Savaşı (1939 – 1945)

II. Dünya Savaşı‘nın Nedenleri

⚫ I. Dünya Savaşı’nda yenilen devletlerle ekonomik, siyasi, askerî ve hukuki alanlarda ağır şartlar içeren antlaşmalar imzalandı. Bu durum Alman­ya’da hoşnutsuzluğa ve dolayısıyla II. Dünya Savaşı’na neden oldu.

 I. Dünya Savaşı’ndan sonra sınırların çizilme­sinde milliyetçilik anlayışına dikkat edilmedi. Bu ne­denle etnik çatışmalar ve sınır sorunları ortaya çıktı.

 İtalya Birinci Dünya Savaşı’ndan galip çıkma­sına rağmen amaçlarına ulaşamadı. İtilaf Devletleri tarafından ikinci sınıf bir devlet gibi davranılması İtalya’yı saldırgan bir devlet hâline getirdi. Yönetimi ele  geçiren Mussolini’nin İtalya’yı büyük devlet yapmak  istemesi, Dünya Savaşı’nın nedenlerinden biri ol­du.

Uzak Doğu’da imparatorluk kurmaya çalışan Japonya, Avrupa Devletlerini Asya’dan çıkarmak istedi.

 

Savaşın Gelişimi

🔴  İtalya, Almanya ve Japonya aralarında anlaşa­rak Üçlü Mihver” grubunu kurmuşlardır.

🔴  Almanya’da iktidara gelen nazi yönetimi, üstün Alman ırkı, düşüncesini savunmuş, Versay Barış Ant­laşmasını tanımadığını ilan etmiş ve işgallere başla­mıştır.

🔴  Avusturya ve Çekoslovakya Alman işgaline uğramıştır.

🔴  Mihver Grubuna karşı, İngiltere ve Fransa “Müttefik Devletler” grubunu kurmuşlardır. Bu gruba daha sonra Rusya ve ABD’de katılmıştır.

🔴  Almanya, Rusya ile tarafsızlık anlaşması im­zalamış ve 1939 yılında Polonya’ya savaş açmıştır. İngiltere ve Fransa, Polonya’ya güvence ver­mişler, Polonya da Almanya’ya savaş ilan etmiş, böy­lece II. Dünya Savaşı başlamıştır.

🔴  Savaşın başlamasıyla Almanya işgal ettiği Polonya topraklarını Ruslarla paylaşmıştır.

🔴  Daha sonra Almanlar; Danimarka, Norveç, Hollanda ve Fransa’yı işgal etmiştir.

🔴  İtalya ise Arnavutluk’u işgal etmiş, Yunanistan’a saldırmış fakat başarılı olamamıştır.

🔴  Bunun üzerine Almanya, Balkanlara yönelmiş,Macaristan, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya’yı işgal etmiştir.

🔴  Almanların Balkanları tehdit etmesi üzerine Rusya, müttefik grubuna geçmiştir.

🔴  Japonların ABD’nin Pearl Harbour  üssüne saldırması üzerine ABD de Müttefik Grubunda savaşa katılmıştır.

   

   Savaşın Sona Ermesi

🔵Almanya ve İtalya, ABD’nin Akdeniz çıkarması sonrasında geri çekilmek zorunda kalmıştır.

🔵1944’de müttefiklerin Sicilya’ya asker çıkarmaları  ve İtalya’ya geçmeleri üzerine İtalya teslim olmuştur(Mussolini Hükümeti düşmüştür.)

🔵  1944 Haziran’ında müttefikler Fransa’nın kuzey bölgelerine çıkarma yapmışlar ve Almanya sınırlarına ilerlemişlerdir.

🔵  Ruslar Almanları, Polonya ve Rusya’dan çıkarmaya başlamıştır.

🔵  Almanya 1945’te ateşkes istemiştir.

🔵  II. Dünya Savaşı Mihver Devletlerinin  yenilgisiyle sona ermiştir.

🔵  Yalnız kalan Japonya, savaşa devam etmiş, Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atom bombası atılmasıyla teslim olmak zorunda kalmıştır

 

II. Dünya Savaşı’nın Sonuçları

🔘  Savaşı demokrasiyi savunan devletler kazan­mış ve Avrupa’da demokrasi rejimi yaygınlaş­mıştır. Demokratik Avrupa devletleriyle birlik­te hareket eden Türkiye’de de demokratik hayata geçilmiştir.

🔘  Sömürgecilik dönemi sona ermeye başlamış ve sömürge altındaki Hindistan, Mısır, Pakistan, Cezayir, Tunus ve Libya bağımsızlıklarını ka­zanmışlardır.

🔘  Milletler Cemiyeti’nin yerine, Birleşmiş Milletler Teşkilatı kurulmuştur.

🔘  Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler gelişmiş, Tür­kiye Sovyet Rusya’dan uzaklaşarak ABD’ye ya­kınlaşmıştır.

🔘  Almanya ve İtalya’nın işgal ettiği Balkan ve Do­ğu Avrupa ülkeleri, Rusya’nın denetiminde yeni­den kurulmuştur. Rusya, komünist rejimini bu ülkelere taşımış, ABD ile birlikte dünyanın en büyük iki devleti haline gelmiştir.

🔘  Almanya ikiye bölündü. Doğusunda Rusya, batısında ABD, Fransa, İngiltere denetim kurdular.(1990’da Almanya Devleti birleşmiştir.).

🔘  Dünya devletleri iki gruba ayrıldı. Sovyetler Birliği öncülüğünde Varşova Paktı, ABD öncülüğünde Nato kuruldu.

🔘  Dünya barışını korumak amacıyla Birleşmiş Milletler kuruldu (1948).

🔘  İngiltere ve ABD’nin desteğiyle Filistin’de İsrail devleti kuruldu (1948).

🔘  Türk – Amerikan ilişkileri gelişti.

🔘  Devletler arasındaki rekabet savaştan sonra da devam etti.

 

Türkiye’nin Savaştaki Tutumu

💠Türkiye İkinci Dünya Savaşı öncesinde dünya devletlerine karşı dost bir politika izliyordu. Ancak, İtalya ve Almanya’nın yayılmacı politikalarına karşı İngiltere ve Fransa’ya daha yakın durmaya çalışıyordu.

💠Türkiye bu savaşta toprak bütünlüğünü kazan­mayı ve tarafsız kalmayı amaç edinmişti.

💠Müttefik ve Mihver Grubu devletleri Türkiye’yi kendi saflarına çekmek için her yolu denediler.

💠Türkiye savaşın başından itibaren Müttefik Devletlerle ile yakın ilişkiler kurmaya özen gösteriyordu. Ancak müttefiklerin bütün ısrarlarına rağmen savaş girmeme konusundaki tutumunu da sürdürüyordu.

💠4-11 Şubat 1945’te ABD, İngiltere ve Sovyet Rusya’nın katıldığı Yalta Konferansında, II. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulacak olan Birleşmiş Milletle Teşkilatı’na katılmak için 1 Mart 1945’e kadar Al­manya ve Japonya’ya savaş açmak şartı getirildi. Bu gelişme üzerine Türkiye 23 Şubat 1945’te Ja­ponya ve Almanya’ya savaş ilan etti. Türkiye, böy­lece hem II. Dünya Savaşı’ndan sonra dünya siya­setinde söz sahibi olma imkanı elde etmiş, hem de Avrupa’nın demokratik devletleriyle yakınlaşmıştır.

💠İkinci Dünya Savaşı’nın Türkiye üzerinde olumsuz sonuçları da oldu. Ülkemiz insanı, yanı ba­şında yaşanan bu savaş sebebiyle sıkıntılı günler yaşadı. Çünkü Türkiye her an savaşa girecekmiş gibi hazırlık yaptığı için tarım, sanayi ve ekonomi alanla­rında duraklama dönemi yaşadı.

 

İkinci Dünya Savaşı Sırasında Türkiye’de Alınan Önlemler

  • Bütün illerde hava saldırısı tehlikesine karşı ka­rartma uygulaması başlatılmıştır
  • Almanların işgal tehlikesine karşı sivil savunma önlemleri alınmıştır.
  • Tahıl stoklarına el konmuş, ekmek, zeytin, şeker gibi ürünler karneyle verilmeye başlanmıştır. Buğday unundan pasta ve benzeri ürünlerin ya­pılması yasaklanmıştır.

‼‼‼ikinci Dünya Savaşı döneminde büyük şehirlerde kimin ne kadar ekmek alacağı hükümet tarafın­dan belirleniyordu. Bu amaçla ekmek karnesi dü­zenlenmişti. Herkesin aldığı günlük ekmek mikta­rı karnesine işleniyordu. Bu dönemde zeytin ve şeker gibi ürünler de karneyle veriliyordu. Bu uy­gulamaya yol açan esas etken savaş şartların­dan dolayı temel gıda ürünlerini tasarruflu bir şe­kilde kullanma isteğiydi. Bu durum savaşın, sa­vaşa girmeyen ülkeleri de ekonomik ve sosyal yönden olumsuz etkilediğini göstermektedir.

  • İstanbul’da özel otomobillerin trafiğe çıkması yasaklanmış, daha sonra bu yasak ticari araçla­rı da kapsayacak şekilde genişletilmiştir.
  • Savaş şartlarının getirdiği ekonomik sıkıntıları aşmak için yeni vergiler konmuştur.
  • Tifo ve kolera gibi salgın hastalıkları önlemek amacıyla çalışmalar yapılmıştır.
  • Askeri harcamalar artırılmıştır.
  • Karadeniz’deki Türk gemi seferleri durdurul­muştur.
  • Radyo yayınlarında kesinti yapılmıştır.
  • Belli bölgelerde gece 23.00’dan sonra sokağa çıkma yasağı getirilmiştir.

‼‼‼ İkinci Dünya Savaşı sırasında alınan bu önlem­lerle seyahat etme, haber alma ve ekonomi alanındaki hak ve özgürlükler sınırlandırılmıştır. Bu sınırlandırmanın amacı kamu güvenliği ve sağlığını korumaktır. Çünkü yaşama hakkının ko­runması diğer hak ve özgürlüklerden daha önemlidir.

 

Türkiye’de Demokrasinin Gelişmesi

✴    23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla de­mokrasi yolunda en önemli adımlardan biri atılmış oldu.

✴    1923 ile 1930 yılları arasında çok partili ha­yata geçiş denemeleri yapılmış, fakat başarılı oluna­mamıştı.

✴    1930’dan sonra Türkiye’de tek partili rejim 1946 yılına kadar devam etmişti.

✴    İkinci Dünya Savaşı’nın Batı demokrasilerinin zaferiyle sonuçlanması üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisinde birkaç milletvekili siyasi hayatımızda de­mokratik usullerin kabul edilmesini istemeye başlamış­tır.

✴    Celal Bayar, Fuat Köprülü, Adnan Menderes ve Refik Koraltan 7 Ocak 1946’da Demokrat Parti’yi kurdular.

✴    1945 yılından sonra Millî Kalkınma ,Millet Partisi ve Türkiye Köylü Partisi kurulmuştur.

✴    1946 yılından sonra çok partili rejim uygulamasına geçilmiş, böylece demokrasi alanında önemli bir adım atılmıştır.

✴    14 Mayıs 1950 seçimleri cumhuriyet tarihinde demokrasinin gelişmesi bakımından büyük bir  ilerleme olmuştur. Çünkü bu seçimde millî egemenlik en iyi şekilde temsil edilmeye başlanmıştır.

 

Çatışma Yok Ama…

🔶Amerika ve Sovyet Rusya liderliğinde Batı ve Doğu blokları arasında gelişen, açık ama silahlı mücade­leye dönüşmeyen sınırlı çekişmeye soğuk savaş adı verilmiştir.

‼‼‼”Soğuk savaş” deyimi ilk kez 1947 yılında Ame­rika’da kongredeki bir görüşme sırasında ABD’li maliye ve başkanlık danışmanı Bernard Buruch tarafından ifade edilmiştir.

🔶  II. Dünya Savaşı sonunda Amerika Birleşik Dev­let/eri ve Sovyet Rusya iki süper güç olarak orta­ya çıktılar. Bu durumun ortaya çıkmasında dünya siyasetinde söz sahibi devletlerden Almanya, italya ve Japonya’nın II. Dünya Savaşı’nda yenilmeleri, savaşın galiplerinden İngiltere ve Fransa’nın da bu süreçte her bakımdan yıpranmaları etkili olmuştur.

🔶Sovyet Rusya II. Dünya Savaşı’ndan sonra yayılma­cı bir politika takip ederek komünizm rejiminin Balkanlar ve Orta Avrupa’da yerleşmesi için mücadele etmiştir. Rusya’nın komünizm ideolojisini bütün dünyaya yaymak istemesi demokrasi ile yönetilen ABD’yi ve Avrupa devletlerini endişelendirmiştir.

🔶  II. Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan yeni durum ABD’nin önderliğinde demokratik Batı Avrupa devletlerinden oluşan Batı Bloğu’nu ve Sovyet Rus­ya’nın önderliğinde Doğu Avrupa ve Balkan devletlerini içine alan Doğu Bloğu’nu ortaya çıkarmıştır.

🔶  Soğuk Savaş Dönemi’nde nükleer silahların geliş­mesi yüzünden ABD ve Sovyet Rusya silahlı olarak karşı karşıya gelmekten kaçınmışlardır. Taraflar ara­sında rekabet daha çok siyaset, ekonomi ve propa­ganda alanlarında sürdürülmüştür.

 

Truman Doktrini ve Marshall Planı

♻ SSCB’nin Doğu Avrupa’da yayılması üzerine ABD Başkanı Truman, Sovyet tehdidi adı altındaki ülke­leri ekonomik ve askeri açıdan güçlendirmek için kendi adıyla anılan Truman Doktrini’ni ortaya at­mıştır (1947). Bu doktrin çerçevesinde yapılan eko­nomik yardımlara Marshall Planı denmiştir. Marshall Planı çerçevesinde Türkiye’nin de içinde oldu­ğu 16 ülkeye yapılan yardımlar daha çok askeri araç gereçleri kapsıyordu.

 

Nato’nun Kurulması

🔆  II. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa devletleri sava­şın yıkıntılarını temizleyip ekonomilerini güçlendir­meye çalışırken, Sovyetler Birliği genişleme politi­kasını sürdürüyordu. Sovyetler Birliği, 1948 yılında 456.000 km2 toprağı kendi sınırlarına katmıştı. Ayrı­ca 983.000 km2 üzerindeki yedi ülkede kendi kon­trolünde komünist yönetimlerin kurulmasını sağla­mıştı.

🔆  Batı Avrupa ülkeleri, Sovyetler Birliği’nin yayılmacı politikaları karşısında ortak bir güvenlik sistemi kur­maya karar verdiler. Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın ilkelerine sadık kalarak oluşturulacak bu savunma teşkilatı barışı korumayı amaç edinecekti. Bu amaç­la Belçika, Fransa, Hollanda, Lüksemburg, İngil­tere, ABD, Kanada, Portekiz, Norveç, İtalya, İz­landa ve Danimarka arasında 4 Nisan 1949’da Washington’da imzalanan antlaşma ile Kuzey At­lantik Antlaşması Teşkilatı (NATO) kurulmuştur.

 

Türkiye’nin Nato’ya Üye Olması

🔆  Asya ve Avrupa arasında yer alan Türkiye, sahip ol­duğu jeopolitik konumu nedeniyle dünya politika­sında önemli bir ülkeydi. Akdeniz ile Karadeniz ara­sında geçişi sağlayan Boğazlara sahip olması, Or­ta Doğu’ya hakim bir konumda bulunması jeopoli­tik önemini artırıyordu.

🔆Bir toprağın veya coğrafyanın bölge ya da dünya siyasetindeki konumuna jeopolitik konum denil­mektedir.

🔆  Türkiye, ikinci Dünya Savaşı’na girmemişti. Ama sahip olduğu bu jeopolitik konum yüzünden savaş sonrasında yerini belirlemek zorundaydı. Ayrıca Sovyetler Birliği Türkiye’den Kars ve Ardahan’ı isti­yor, Boğazlardan da üs talep ediyordu. Bu yüzden Türkiye için NATO’ya üye olmak hayati derecede önemliydi.

🔆  Türkiye, II. Dünya Savaşı yıllarından beri NATO üyesi devletlerle uyumlu bir dış politika takip ettiği için 1952 yılında Yunanistan ile birlikte bu ortak sa­vunma örgütüne alınmıştır.

🔆  Türkiye’nin sahip olduğu coğrafyanın bir savaş sırasında Avrupa, Asya ve Orta Doğu için askeri açıdan büyük önem taşıması NATO’ya kabul edilmesini kolaylaştırmıştır.

Kore Savaşı

✏  Soğuk Savaş Dönemi’nde ABD ile SSCB’yi karşı karşıya getiren önemli olaylardan biri de Kore Savaşı’dır. Savaş SSCB’nin denetimindeki Kuzey Ko­re’nin, ABD’nin denetimindeki Güney Kore’ye sal­dırmasıyla başlamıştır. Bunun üzerine Birleşmiş Mil­letler saldırıyı kınayarak müdahale kararı almıştır. Uluslararası bir askeri güç oluşturularak, ABD baş­kanlığında bölgeye gönderilmiştir.

✏  1950-1953 yılları arasında süren savaşta taraflar birbirine üstünlük sağlayamamış ve ateşkes imza­layarak savaşa son vermişlerdir.

✏  Türkiye, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Sovyetler Birliği’ne karşı ABD ile yakınlaşma politikası takip edi­yordu. Ayrıca Atatürk’ün “Yurtta barış dünyada barışilkesi doğrultusunda dünya barışını koruyu­cu faaliyetlere destek vermeyi görev sayıyordu. Bu doğrultuda Birleşmiş Milletlerin çağrısına uyarak Kore’ye bir tugay gönderdi.

Türkiye’nin Kore’ye asker göndermesi NATO’ya kabul edilmesinde önemli rol oynamıştır.

✏  Kore Savaşı, Soğuk Savaş ortamını değiştirme­miştir. NATO’ya üye devletlerin Kore Savaşı’ndaki ittifakı karşısında SSCB, etkisi altındaki Doğu Avrupa devletleri ile Varşova Paktı’nı kurmuştur, iki kutup arasındaki rekabet silahlanma yarışını artırmıştır.

 

İnsan Hak ve Özgürlüklerinin Gelişmesi

✔1789’da ortaya çıkan Fransız ihtilali sonunda yayın­lanan İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi, insan hakları kavramının uluslararası bir nitelik kazanma­sını sağlamıştı. İnsan haklarının evrensel ilkeler ola­rak kabul edilmesi ve korunması yönünde çalışma­lar, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Birleşmiş Milletler Örgütü‘nün kurulmasıyla hızlanmıştır.

İnsan Haklarını Koruyan Uluslararası Sözleşmeler

1. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi

🔷1945’te dünya barışını korumak için kurulan Birleş­miş Milletler Örgütü yalnızca üye devletlerde de­ğil, tüm dünyada insan haklarının korunması için çalışmalar başlattı. Bunun sonunda 1948’de insan Hakları Evrensel Bildirgesi kabul edildi.

🔷Ülkemizde insan hakları konusunda önemli ilerle­meler sağlanmıştır. Birleşmiş Milletler Genel kurulu tarafından kabul edilen ilkeler ülkemiz tarafından da kabul edilmiştir, insan haklarının korunması için anayasa ve yasalarda gerekli düzenlemeler yapıla­rak hukuki bir nitelik kazandırılmıştır.

2. Kişisel ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme (1966)

🔷Devletler bu sözleşmeyle, insan haklarına saygı gösterip göstermediklerini denetleyen bir mekaniz­ma kurulmasını kabul etmişlerdir. Bu doğrultuda İnsan Hakları Komisyonu kurulmuştur. Türkiye, 1976’da yürürlüğe giren bu sözleşmeyi 2000 yı­lında imzalamıştır.

3.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

🔷Avrupa Konseyi’ne üye ülkeler tarafından Roma’da 1950 yılında imzalanmış, 1953 yılında yürürlüğe gir­miştir. Bu sözleşmeyle insan Hakları Bildirgesi’nde yer alan temel hak ve özgürlükler yargı güvencesi­ne alınmıştır. Böylece demokrasinin temel öğeleri olan siyasal özgürlükler ve hukukun üstünlüğü uluslararası koruma altına alınmıştır.

🔷Avrupa insan Hakları Sözleşmesi’nin en önemli özelliği insan haklarını korumak için Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kurulmasıdır. Bu sözleşmeyi imza­layan devletlerin yurttaşları uğradıkları haksızlıklar nedeniyle kendi devletleri veya diğer devletler aley­hine dava açma hakkına sahiptirler.

🔷Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni 1954 yılında imzalayan Türkiye, 1987’de bireysel başvuru hakkı­nı tanımış, 1990’da Avrupa insan Hakları Mahke­mesi’nin zorunlu yargı yetkisini tanımıştır.

 

4.İşkencenin ve İnsani Olmayan ya da Küçültücü Ceza ve Muamelenin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi

🔷1987 yılında yürürlüğe giren sözleşme Türkiye tara­fından 1988’de onaylanmıştır. Bu sözleşmeyle dev­letler kendi topraklarında ırk ayrımı yapılmasını ön­lemekle yükümlüdürler.

5.Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi

🔷1981 yılında yürürlüğe giren sözleşme Türkiye tara­fından 1985’te onaylanmıştır. Sözleşmede kadın ve erkek eşitliğinin sağlanması konusunda alınması gereken önlemler vurgulanmıştır.

6.Çocuk Hakları Sözleşmesi

🔷Sözleşmeyi imzalayan devletler, herhangi bir ayrım yapmadan bütün çocukları her türlü fiziksel ve zi­hinsel zarar ve ihmalden korumayı kabul etmişler­dir. 1990’da yürürlüğe giren sözleşmeyi Türkiye 1994 yılında onaylamıştır.

7.Helsinki Sonuç Belgesi

🔷1975 yılında yürürlüğe giren belge, insan hakları kavramının dünya görüşü ne olursa olsun bütün devletler arasında ortak bir değer olarak benimsen­mesi amacını taşımaktadır.

 

Türk Silahlı Kuvvetleri

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK): Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni içten ve dıştan gelebilecek tehditlere karşı savunma vazifesini üstlenmiş silahlı devlet kuvvetidir. Yaptırım gücünü Türkiye Cumhuriyeti anayasa­sından alır

🔶Günümüzde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK),dünyada en çok asker bulunduran 9. ordudur. Temelini oluşturan yapı Mehmetçiktir. Türkiye’nin güvenliğine yönelik iç ve dış tehditlere karşı caydırıcı güç olanTSK  Anayasa ve yasaların kendisine verdiği görevler çerçevesinde şu alt komutanlıklardan oluşur.

🔸Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK)

🔸Deniz Kuvvetleri Komutanlığı (DzKK)

🔸Hava Kuvvetleri Komutanlığı (HvKK)

🔸Jandarma Genel Komutanlığı (JGnK)

🔸Sahil Güvenlik Komutanlığı (SGK)

 

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Görevleri

🔷TSK’nin temel görevi Anayasa’da açıkça şu şekilde belirtilmiştir “…Türk Yurdunu ve nitelikleri anayasada belirtilen Türk Cumhuriyetini iç ve dış tehditlere karşı korumak ve kollamaktır.” Bu çerçevede TSK 2000’li yıllarda, yeni güvenlik sorunlarına ve sorunlara uygun şekilde tepki göstermek, belirsizliklere karşı hazır olmak, iç ve dış tehdit ve risklere karşı ülkenin güven­liğini sağlayabilmek için şu şekilde kendisine görevler belirlemiştir;

🔹Caydırıcılık,

🔹Güvenlik / Harekât Ortamının Şekillendirilmesi,

🔹Savaş Dışı Harekât (Barışı Destekleme Harekâtı, Doğal Afet Yardım Harekâtı ve İç Güvenlik Hare-kâtı),

🔹Kriz Yönetimi,

🔹Sınırlı Güç Kullanımı,

🔹Konvansiyonel Harp gibi faaliyetleri icra etmek.

🔷Bu görevleri yerine getirebilmek için çok amaçlı birliklerin kurulması, sayısal fazlalık yerine teknolojik üs-tünlüğün kurulması, silah ve düzeneklerinin etkinliğini arttıracak teknolojik araştırmaların yapılması ve erken ikaz, darbe, elektronik harp, hava üstünlüğünün kurulması gibi ek görevleri de yapmaktadır.

 

Türk Ordusu Kıbrıs’ta

✴    Kıbrıs’ı elinde bulunduran İngiltere 1955 yılından sonra adadan çekilmeye karar verdi. Bu süreçte 1960’da İngiltere, Türkiye ve Yunanistan arasında bir Garantörlük Antlaşması yapıldı. Bu antlaşma ile kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti bu üç devletin koruma-sı altında bulunacaktı. Ancak Kıbrıs’ta yaşayan Rumlar, Yunanistan’a bağlanma fikrinden vazgeç-medi. Bu durum adada gerginliklere neden oldu. Gerginlik Kıbrıs’taki Türklerin katliama maruz kal-masına dönüşünce Birleşmiş Milletler Ada’ya bir barış gücü gönderdi.

✴    Bu güç Kıbrıs’taki sorunları çözemeyince Türkiye Garantörlük Antlaşması’ndan doğan haklarını kulla-narak 20 Temmuz 1974’te barış harekâtı düzenledi. Bu olaydan sonra ada ikiye bölündü. Barış ha-rekâtından  sonraki   uluslararası  görüşmelerde Ada’daki Türk halkının mevcudiyeti tanınmayınca 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti, 1983’te de Ku­zey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulduğu ilan edil­di. Günümüzde de Türk ordusu Kıbrıs’ta yaşayan soydaşlarımızın en büyük güvencesidir.

Garantör Devlet : Yapılan bir uluslararası anlaşmanın ar­dından, iki tarafın antlaşmaya bağlı kalıp kalmadıklarını de­netleme hakkına sahip olan devlete denir.

Cunta: Yönetime kuvvet kulla­narak el koyan askeri ya da siyasi gruplara verilen addır.

‼‼‼Barış harekâtından sonra Türkiye’ye çok yönlü bir ambargo uygulanınca savunma sanayi alanında yeni önlemlerin alınması gerekli hale gelmiştir. Bu gelişme üzerine havacılık alanında TAİ, elektronik alanında ASELSAN, yazılım alanında HAVELSAN, füze imalatı alanında da ROKET-SAN faaliyete geçirilmiştir. Ayrıca Atatürk döneminde kurulan Makine Kimya Enstitüsü (MKE) çağın ihtiyaçlarına göre geliştirilmiş, Savunma Sanayi Müsteşarlığı kurularak bu alandaki çalışmalar sürekli hale getirilmiştir.

 

Dünya Barışına Katkı

  • Ülkemiz bulunduğu konum itibariyle Kafkasya, Bakanlar ve Orta Doğu’da meydana gelen gelişmeler-le ilgilenmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri de Atatürk’ün gösterdiği hedef doğrultusunda barışa kat-kı sağlamak için çeşitli bölgelere uluslararası kuruluşların bünyesinde asker göndermektedir. Türk ordusu ülke sınırlarını korumanın yanında dünya barışını korumaya yönelik çabalara da destek vermiştir.
  • Türk Silahlı Kuvvetleri dünya barışını destekleme çalışmalarına;
  • Birlik gönderip askeri harekatı destekleyerek Personel gönderip uluslararası gözlemci olarak katkıda bulunmaktadır.

‼Türk ordusu, bugün Bosna – Hersek, Kosova, Afga­nistan, Lübnan ve Kıbrıs’ta halen barışa hizmet et­meye devam etmektedir.

 

Hedef Türkiye

✔  Türkiye dünya üzerinde çok önemli bir konuma sa­hiptir. Bu nedenle çok sayıda ülkenin, topraklarımız üzerinde emelleri vardır. Bu emellerine ulaşabilmek için kültür, dil, din, yurt, tarih ve ülkü birliğini zayıf­latmaya bu yolla milletin birlik ve bütünlüğünü boz­maya çalışmaktadırlar.

Ülkemizin karşı karşıya olduğu tehditlerden ba­zıları şunlardır:

1. Misyonerlik

⭕  Misyonerlik, başka dini inançlara sahip olan insan­ları kendi dinine geçirmek, ülke içindeki milli ve kül­türel değerleri yok ederek ülke bütünlüğünü boz­mak için çalışmalar yapmaktır.

⭕  Misyonerler hedeflerine ulaşabilmek amacıyla hal­kın arasına katılıp, özellikle gençleri etkileyebilmek için sevgi, barış, kardeşlik, özgürlük, mutluluk gibi evrensel kavramları kullanırlar. 

2.Bölücü Unsurların Faaliyetleri

⭕  Bir bütün olan toplumun unsurlarının ayrı ırk, ayrı din ve ayrı mezhepten olduklarını iddia ederek top­lumu bölmeye yönelik faaliyetlere bölücülük denir. Türkiye, son yıllarda ülkeyi ırk ayrılığı bahanesiyle bölmeyi amaçlayan terör hareketleriyle karşı karşı­ya kalmıştır.

3.Terörizm; her türlü siyasal eyleme karşı bilinçli ve kanlı şiddet göstergesidir. Terörizm insandaki ahlaki değerleri yok eder. Bu özelliği ile sadece insanlığa değil, uygarlığa karşı da bir tehdit oluş­turur.

Terör örgütleri;

✖  Hak, adalet, özgürlük ve eşitlik gibi evrensel de­ğerleri kötü amaçlı kullanırlar.

✖  Devletimizin halkı sömürdüğünü iddia ederler.

✖  Hedeflerine ulaşmak için katliam yapmaktan çekinmezler.

✖  Ülkemiz ile menfaatleri çatışan ülkelerin deste­ğini alarak faaliyet gösterirler.

4. İrticai Faaliyetler

✖  İrtica, bir toplumun sahip olduğu çağdaş değerleri reddedip akla ve bilime aykırı faaliyetlerde buluna­rak eski düzeni geri getirmeye çalışmaktır.

✖  irticai faaliyetlerin amacı Türkiye Cumhuriyeti’nin la­ik, demokratik yapısını değiştirerek yerine dini esaslara dayalı bir devlet kurmaktır.

Bölücülük ve İrtica İle Mücadelede Kişilere Düşen Görevler

🔴  Milli hedefler doğrultusunda bilinçli olmalıyız. Türk milletinin bağımsızlığını, bütünlüğünü, cumhuriyeti ve demokrasiyi korumanın milli he­deflerimizin en başında geldiğini bilmeliyiz.

🔴  Millî kültürümüzden taviz vermeden, Türk va­tandaşı olmanın, şeref ve mutluluğunu duyarak, Atatürk’ün yolunda yürümeliyiz. Türk olmakla gurur duymalı, vatanımızı, milletimizi ve bayra­ğımızı çok sevmeliyiz.

🔴  Yıkıcı ve bölücü faaliyetlere karşı bilinçli olmalı­yız. Bu faaliyetlerin ülkenin ve toplumun huzuru­nu bozacağını temel hak ve özgürlükleri yok edeceğini bilmeliyiz.

🔴  Terörizm ve terör odaklarına karşı duyarlı olma­lıyız. Bu hareketlerin toplum içinde yayılmasını engellemek için gereken vatandaşlık görevleri­mizi yapmalıyız. Yakınlarımızın terör hareketleri­nin içinde yer almasını önlemeliyiz.

🔴  Cumhuriyet yönetimine inançla bağlı olmalıyız. Cumhuriyetin hak ve özgürlüklerimizin korun­ması ve kullanılmasını sağladığı bilinciyle hare­ket etmeliyiz.

 

SSCB Dağıldıktan Sonra Durumlar

🔴 1991 yılı dünya tarihi açısından yeni bir dönüm noktasıdır. Bu tarih­ten sonra Avrupa ve Asya’nın siyasi haritası değişmiştir. 1917’de temel­leri atılan ve 1922’de kurulan Sov­yetler Birliği’nin dağılması ve yerini Bağımsız Devletler Topluluğu’na bı­rakması (BDT) dönemin en önemli olaylarındandır.

🔴  İlk önce SSCB’nin batısındaki Baltık ülkelerinden; Estonya, Letonya, Litvanya, Ukrayna, Belarus (Be­yaz Rusya) Moldova, Kafkas ülke­lerinden; Azerbaycan, Gürcistan, Er­menistan, Orta Asya ülkelerinden; Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan birer birer bağım­sızlığını ilan etti.

🔴 Yeni bağımsız devletler, içinde bulundukları siyasi dönüşüm süre­cinde komünist yapılanmadan uza­klaşma arayışlarına girerken, kendi milli kadrolarını, sembollerini ve tarih­lerini keşfetmenin heyecanına bü­ründüler.

🔴  Sovyetler Birliği’nin dağılması dünyada hakim olan süper güçlerden birinin ortadan kalkması demekti. Bu da dünyada siyasi, sosyal ve ekonomik alandaki dengeleri değişikliğe uğrattı. Sovyet Birliği’nin dağılması ile birlikte Adriyatik’ten Çin’e kadar siyasi bir boşluk oluştu. Tûrkiye’nin çevresinde Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya tehlikeli bir bölge hâline geldi.

🔴  Türkiye bağımsızlığına kavuşmuş ve henüz ne yapacağına karar vermemiş, zayıf ve güçsüz kuzey komşularıyla olduğu kadar Orta Asya’daki Türk devletleriyle de ilgile­mek durumunda kalmıştır. SSCB’nin dağılması ile Türk dış ve iç politikası hem olumlu hem olumsuz yönde etkilenmiştir. SSCB’nin dağılması Avrupa’da komünist rejimi uygulayan ülkelerde de bu sistem çözülmesine yol açtı. Bu devletler ekonomik model olarak kapitalist ekonomiye geçmeye başladı.

Komünizm : Sanayi Devrimi’nden sonra ortaya çıkan sosyal devlet anlayışının en son aşamasıdır. Ortak mülki­yet ve servetin herkese eşit olarak paylaştırılması düşün­cesini savunan siyasi ve eko­nomik modele denir.

 

Körfez Savaşı

  • Irak, 1980 -1988 yılları arasında İran ile yaptığı sa­vaşta ekonomik yönden ağır zararlara uğramıştı. Bu zararları karşılamak için 2 Ağustos 1990’da Ku­veyt’i işgal etti.
  • Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Irak’ın Kuveyt topraklarını boşaltması için karar alarak, bu kararın 15 Ocak 1991 tarihine kadar uygulanmasını, aksi taktirde güç kullanılacağını duyurdu. Irak’ın bu sü­re içinde Kuveyt’i terk etmemesi üzerine ABD’nin öncülüğündeki çok uluslu hava güçleri 17 Ocak 1991 ‘de taarruza geçti.
  • Irak, çok uluslu müttefik güçler karşısında başarısız olarak 6 Nisan 1991’de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin şartlarını kabul ettiğini yazılı olarak ilan etti. Böylece I. Körfez Savaşı sona ermiştir,

Körfez Savaşı

  • ABD, Irak’ın Kitle İmha Silahları ürettiğini iddia ede­rek bu devlete 20 Mart 2003’te yeniden savaş açtı.
  • ABD bu savaşta Birleşmiş Milletler’den askeri des­tek kararı çıkartamamıştır. Bunun üzerine ağırlığını ABD ve İngiltere askerlerinin oluşturduğu koalisyon gücü oluşturulmuş, bu güç 1 Mayıs 2003’te Irak’ta Saddam Hüseyin yönetimine son vermiştir.
  • Irak’ta 30 Ocak 2005’te geçici seçimler yapılmış ve demokratik yönetime geçilmiştir. Ancak ABD güçle­ri hala Irak’ta bulunmaktadır ve ülke henüz huzur ve güvene kavuşamamıştır.

Körfez Savaşlarında Türkiye’nin Tutumu

  • Türkiye, I. Körfez Savaşanda Irak’ın karşısında yer alarak Birleşmiş Milletler’in aldığı kararlara destek vermiştir. Örneğin Birleşmiş Millefler’in Irak’a eko­nomik ve askeri ambargo kararına ilk uyan ülke Türkiye’dir. Ancak Türkiye savaşa aktif olarak katıl­mamış, İncirlik Üssü’nün çok uluslu güçler tarafın­dan kullanılmasına izin vermiştir.
  • Türkiye, II. Körfez Savaşı ‘nda ABD’yi ve koalisyon güçlerini desteklemekle birlikte daha çekimser bir politika izlemiş ve koalisyon güçlerinin Türkiye üze­rinden cephe açmasına izin vermemiştir.

Körfez Savaşlarının Türkiye’ye Etkileri

  • Irak’a uygulanan ambargo Türkiye’yi ekonomik yönden olumsuz etkilemiştir. Türkiye’nin ihracat kaybı onlarca milyar dolara ulaşmıştır.
  • Körfez Savaşlarından sonra Kuzey Irak’ta olu­şan otorite boşluğu ve kaos Türkiye için bir teh­dit ve risk bölgesi oluşturmuştur.
  • Kuzey Irak’taki otorite boşluğundan yararlanan bölücü terör örgütü, kamplarını buraya taşımış ve bunun sonucunda Güney Doğu Anadolu’da terör olayları artmıştır.
  • Körfez Savaşı’nın sonunda Saddam Hüse­yin’in baskısından kaçan yüz binlerce kurt, Tür­kiye’ye sığınmıştır. Bu mültecilerin vatanlarına geri dönünceye kadar geçen sürede barınma ve temel ihtiyaçlarının karşılanması Türkiye’ye ekonomik bir yük getirmiştir.
  • Körfez Savaşlarında Türkiye, savaş bölgesi ilan edilmese de yüz binden fazla yabancı turist re­zervasyonlarını iptal ettirerek ülkemize gelmek­ten vazgeçmiştir.

Türkiye’nin Enerji Politikası

🔵Türkiye, enerji kaynakları bakımından dışa bağımlı bir ülke olmasına rağmen dünyada enerji kaynakla­rının yaklaşık % 70’ini barındıran Orta Doğu ve Av­rasya ülkelerinin komşusu durumundadır. Bu du­rum Türkiye’nin jeopolitik önemini artırmaktadır.

🔵Petrol ve doğalgaza sahip olmak kadar bu kaynak­ları dünya pazarlarına ulaştırmak da önemlidir. Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan gibi pet­rol ve doğalgaz bakımından zengin kaynaklara sa­hip ülkeler bu kaynakları ihraç edecek altyapıya sa­hip değiller. Hazar Denizi çevresindeki enerji kaynaklarının Avrupa’ya ve dünyaya taşınmasın­da Türkiye koridor görevi görebilecek bir konumdadır.

Bakü- Tiflis- Ceyhan Boru Hattı Projesi

🔵Türkiye, kendi topraklarından geçen uluslararası enerji yollarının dünya siyasetinde etkisini artıraca­ğını ve ekonomik kalkınmasına büyük katkı yapa­cağını bilmektedir. Türkiye bu bilinçle 1990’lı yılların başından beri Azerbaycan petrolünü Akdeniz’e ulaştırmak için Baku – Tiflis – Ceyhan Boru Hattı Projesi’ni gerçekleştirmeye çalışmıştır. Nihayet 2005 yılında tamamlanan boru hattı ile Azerbaycan petrolü Ceyhan’a ulaşmıştır.

Baku – Tiflis – Erzurum Doğalgaz Hattı Projesi

Azerbaycan petrolünün yanında doğalgazının da Türkiye vasıtasıyla Avrupa’ya taşınması için Baku -Tiflis – Erzurum Doğalgaz Hattı Projesi tamam­lanmış ve 2006 yılının sonunda Bakü’den Erzu­rum’a doğalgaz pompalanmaya başlanmıştır. Türk­menistan doğalgazının da bu yolla nakledilmesi söz konusudur.

 

GAP Projesi:Türkiye, uluslararası düzeyde yürüttüğü projele­rin yanında ulusal düzeyde de önemli projeleri gerçekleştirmektedir. Bunların en önemlisi Gü­neydoğu Anadolu Projesi (GAP)’dir. Bu proje ile tarım alanlarının sulanması ve enerji üretiminin artırılması amaçlanmıştır. Özellikle nüfusun art­ması ve sanayinin gelişmesi sonucunda elektri­ğe duyulan ihtiyaç artınca GAP son derece önemli hale gelmişti

 

Doğal Kaynaklardan Verimli Yararlanma
🖍Hava, su, toprak, bitki örtüsü, hayvanlar ve maden­ler doğal kaynakları oluşturur. Doğal kaynaklar in­san ve toplum hayatı için vazgeçilemez nitelikte önemli değerlerdir. Su, oksijen, bitki örtüsü, petrol gibi doğal kaynakların büyük hızla azalması, canlı­ların yaşam alanlarını kısıtlamakta, çevresel felaket­lere yol açabilecek iklim değişikliklerine yol açmak­tadır.

🖍Türkiye çeşitli maden kaynakları bakımından zen­gindir. Ülkemizde madenlerimizin bilimsel olarak iş­letilmesi Cumhuriyet döneminde 1935 yılında Ma­den Tetkik ve Arama (MTA) Enstitüsü’nün kurul­ması ile başlamıştır. Doğal kaynakların verimli bir şekilde değerlendirilmesi ülkemizin kalkınmasına doğrudan katkı sağlayacaktır.

 Ülkemizdeki doğal kaynakların verimli kullanıl­masıyla ilgili projelerden bazıları şunlardır:

Su

💧    Türkiye su zengini bir ülke değildir. Kişi başına dü­şen yıllık su miktarına göre ülkemiz su azlığı yaşa­yan bir ülke konumundadır. Üstelik Türkiye mevcut su potansiyelinin tamamını kullanamamaktadır. Devlet Su İşleri’nin verilerine göre 2003 yılında su­lama, içme suyu ve sanayi sektöründe mevcut su potansiyelimizin yaklaşık olarak % 36’sı kullanılabilmiştir.

💧  Su, günümüzde en önemli enerji türlerinden biri olan elektrik üretiminde de önemli bir kaynaktır. Ül­kemizde kurulan hidroelektrik santralleriyle elektrik üretimi yapılmaktadır. Türkiye bu alanda potansiye­linin % 20’sini değerlendirebilmektedir.

💧    Devlet Su işleri (DSİ), su kaynaklarının değerlendi­rilmesi ve verimli bir şekilde kullanılması amacıyla projeler üretmektedir. DSİ ürettiği projeler ile 2030 yılına kadar su potansiyelinin tamamını de­ğerlendirmeyi ve ülke ekonomisine yıllık 27,8 milyar dolar gelir sağlamayı amaçlamaktadır.

Petrol

✴Türkiye, çevresinde yer alan komşularının zengin petrol yataklarına sahip olmasına karşın bu doğal kaynak bakımından yetersiz bir rezerve sahiptir. Türkiye enerji ihtiyacının yarısına yakınını petrolden karşılamaktadır. Bu durum Türkiye’yi enerji bakı­mından dışa bağımlı hale getirmektedir.

✴Ülkemizde petrol arama ve üretimiyle Türkiye Pet­rolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) görevlendirilmiş­tir. TPAO son yıllarda yeni teknolojilerle petrol ara­ma faaliyetlerine hız vermiştir. Özellikle son iki yılda denizlerde yapılan araştırma çalışmalarının sayısı 50 yılın toplamından daha fazladır. Bu çalışmalar sonunda zengin petrol yataklarının bulunması umut edilmektedir.

✴Türkiye coğrafi konumu nedeniyle petrol rezervleri zengin üretici ülkelerle, enerji tüketimi yoğun sana­yileşmiş batı ülkeleri arasında ve Asya – Avrupa yo­lu üzerinde yer almaktadır. Türkiye’nin öncelikli hedefleri arasında bu potansiyelin değerlendiri­lerek “21. yüzyılın Avrasya Enerji Koridoru” konu­muna getirilmesi yer almaktadır.

Bor

  • Türkiye, kimya sanayinin önemli ham maddelerin­den biri durumunda olan bor madeni bakımından dünyanın en zengin yataklarına sahiptir. Dünyadaki bor rezervlerinin % 63’ü ülkemizde bulunmaktadır.
  • Bor madeni günümüzde, camdan elektroniğe, se­ramikten uzay teknolojisine, sağlıktan enerjiye, ah­şaptan metalürjiye ve izolasyondan tarıma kadar yüzlerce alanda kullanılmakta, yaşam kalitemizi önemli ölçüde etkilemektedir.
  • Ancak Türkiye’nin bu rezervleri istenilen oranda ekonomik kazanca dönüştürdüğü söylenemez. Bor madeni rezervlerimize eş değer oranda ekonomik fayda elde edilebilmesi bora dayalı sanayinin geliş­tirilmesine bağlıdır. Bu amaçla Ulusal Bor Araştır­ma Enstitüsü (BOREN) kurulmuştur. BOREN en­düstriyel uygulama amaçlı projelere gerekli desteği sağlamaktadır.

Toryum

  • Türkiye’de toplam rezerv yaklaşık 380.000 ton civa­rındadır. Günümüzde toryumla çalışan ticari ölçekli bir santral bulunmamaktadır.
  • Toryumun, gelecekte nükleer santrallerde kullanıl­ması beklenmektedir. Bu yüzden dünyadaki tekno­lojik gelişmelerin paralelinde ülkemizde de toryum tabanlı yakıt çevrimi konusundaki araştırma – geliş­tirme çalışmalarına devam edilmelidir. Bu amaçla Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2000 yılında Ulus­lararası Yenilikçi Nükleer Reaktörler ve Yakıt Çevri­mi adlı projeye katılma kararı almıştır.

Avrupa Birliği’ne Doğru

✴  Türklerle Avrupalılar arasındaki ilişkiler uzun bir geçmişe sahiptir. Osmanlı Devleti ile Avrupa ülkele­ri arasındaki karşılıklı etkileşim yüz yıllar boyunca sürmüştür. Türkiye ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan yeni dünya düzeni içinde Avrupa dev­letleri ile birlikte hareket etmiştir.

✴  AB’nin kuruluşu 18 Nisan 1951’de Belçika, Federal Almanya, Fransa, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda arasında Paris’te imzalanan antlaşmaya kadar uza­nır. 25 Mart 1957 tarihinde Roma’da imzalanan an­laşmalarla resmen kurulmuştur. 7 Şubat 1992’de Hollanda’nın Manstricht şehrinde imzalanan Avru­pa Birliği Antlaşması ile topluluğun adı Avrupa Bir­liği (AB) olmuştur.

✴  Avrupa Birliği, Avrupa’nın ekonomik ve siyasi olarak bütünleşmesini hedeflemektedir.

 

Türkiye – Avrupa Birliği İlişkileri

🔴  11 Eylül 1959: AET Bakanlar Konseyi Ankara ve Atina’nın ortaklık başvurularını kabul etti.

🔴  27 Mayısl 960: Türkiye – AET ilişkileri dondurul­du.

🔴  12 Eylül 1963: Türkiye ile AET’yi Gümrük Birliği’ne götürecek ve tam üyeliği sağlayacak olan Ortaklık Anlaşması (Ankara Anlaşması) imza­lanmıştır.

🔴  13 Ocak 1972: Ortaklık Anlaşması’nın Toplulu­ğa katılacak yeni ülkelerce de kabulünü sağla­yacak Türkiye – AET müzakereleri başlamıştır.

🔴  22 Ocak 1982: Avrupa Topluluğu, Türkiye ile ilişkilerini dondurma kararı almıştır.

🔴  16 Eylül 1986: Türkiye-AET Ortaklık Konseyi toplanmış, böylece dondurulmuş bulunan Tür­kiye – AET ilişkilerinin canlandırılması süreci başlamıştır.

🔴  14 Nisan 1987: Türkiye, AT’ye, tam üye olmak üzere müracaat etmiştir.

🔴  1 Ocak 1996: Türkiye ile AB arasında sanayi ve işlenmiş tarım ürünlerinde gümrük birliği yü­rürlüğe girmiştir.

🔴  11-12 Aralık 1999: Helsinki’de gerçekleştirilen Avrupa Konseyi zirve toplantısında Türkiye’ye adaylık statüsü tanınmıştır.

🔴  28 Haziran 2002: Avrupa Birliği ile Türkiye ara­sında topluluk programlarına katılımın genel il­kelerini belirlemek üzere imzalanan Çerçeve Anlaşma, 28 Haziran 2002 tarihli Resmi Gaze-te’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

🔴  16-17 Aralık 2004: AB Devlet ve Hükümet Baş­kanları Konseyinin Brüksel’de yapmış olduğu zirve toplantısında, Türkiye’nin Kopenhag siya­si kriterlerini yeterli ölçüde karşıladığına karar verilmiş ve 3 Ekim 2005 tarihinde müzakerelere başlanması öngörülmüştür.

🔴  12 Haziran 2006: Türkiye ile AB arasında üye­lik müzakereleri başlamıştır.

 

Avrupa Birliği:1 Ocak 2002 yılından itibaren, Avrupa Birliği üyesi 15 ülkeden 12’si kendi ulusal para birimlerini bırakarak ortak para birimi “euro” yu kabul ettiler.

🔴Avrupa Komisyonu tarafın­dan geliştirilen e simgesi, Avru­pa sözcüğünün ilk harfini temsil eder, iki paralel çizgi ise ekono­mideki istikrarı simgeler.

Avrupa Birliği’ne Üye Ülkeler

🔴10 Ocak 2QOTdeki geniş­leme ile AB’nin 27/üyesi vardır. 1951/1957 yıllarında topluluk­ta bulunan altı kurucu üye şunlardır:

🔹Belçika             🔹Fransa İtalya          🔹Almanya       🔹 Lüksemburg       🔹Hollanda

🔴Bunu izleyen yıllarda çeşitli aşamalarda şu ülkeler birliğe katıldı: 1973’te Danimarka, İrlanda ve Birleşik Krallık, 1981’de Yunanistan, 1986’da Portekiz ve ispanya, 1990’da Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesi so­nucu üye ülke sayısı artmama­sına rağmen AB’nin sınırları ge­nişledi ve nüfusu arttı. 1995’te Avusturya, Finlandiya ve İsveç, 2004’te Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Polonya, Slovakya, Slovenya 2007’de ise Bulgaristan ve Romanya birliğe üye olmuştur.