8. Sınıf Türkçe: Yazı (Metin) Türleri

YAZI TÜRLERİ

🖍Edebiyat, duygu ve düşünceleri söz ya da yazıyla etkili bir şekilde anlatma sanatıdır. Tür ise, edebiyat eserlerinin biçimlerine, konularına ve teknik özelliklerine göre ayrılmasıdır.

Düz Yazı Türleri

🖍Duygu ve düşüncelerin, uyak ve ahenk olmadan cümlelerle anlatıldığı yazılardır.

 🖍🖍  Olay, düşünce (fikir) ve bildirme yazıları olmak üzere üçe ayrılır.

 

1. Olay Yazıları

🖍Bir olayın, yer ve zaman belirtilerek, kahramanların çevresinde kurgulanmasına olay yazıları denir. Olay yazılarında genellikle öyküleyici anlatım tekniğini kullanılır. Özellikle romanlarda betimleyici anlatıma da sık sık başvurulur.

1.a. Masal

🖍Olağanüstü olaylarla süslü, olağanüstü kişilerin başından geçen, zaman ve yer kavramları belirli olmayan hayalî olayların anlatıldığı yazılara masal denir.
     ✴ Masalda eğiticilik ve öğreticilik esastır.
     ✴ Masallardaki olaylar gerçeğe uymaz.
     ✴ Kahramanlar olağanüstü özelliklere sahiptir.
     ✴ Masalın geçtiği yer ve zaman belirsizdir.
     ✴ Masallar tekerlemeyle başlar.
     ✴ Masaldaki karakterler; cinler, periler, devler ve hayvanlar olabilir.
     ✴ Masalların sonunda iyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır.
      Ulusal konulara yer verilmez, evrensel konular ve mesajlar içerir.

 

1.b. Fabl (Öykünce)

🖍İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklara insan özelliği verilerek başlarından geçen olayların insanlara ibret dersi verecek şekilde anlatıldığı kısa yazılara fabl denir.
        Sonunda ders verme amacı güden yazılardır.
       Genellikle hayvanlar ve bitkiler konuşturulur.
       Fabl kahramanları insanlar gibi düşünür, insanlar gibi konuşur ve tıpkı insanlar gibi davranır.
       Dünyanın en ünlü fabl yazarları Ezop, La Fontaine ve Beydeba’dır.

1.c. Hikâye (Öykü)

🖍Olmuş veya olabilecek olayları belli bir plan çerçevesi içinde yer ve zamana bağlı olarak anlatan yazı türüne hikâye (öykü) denir.
       ✴ Yaşanmış ya da yaşanabilir olaylar anlatılır.
       ✴ Dar bir zaman dilimini kapsar.
       ✴ Olayla ilgili yer ve zaman bellidir.
       ✴ Romana göre kısa eserlerdir.
       Karakter sayısı azdır.
       Serim, düğüm ve çözüm bölümlerinden oluşur.
       Kısa soluklu eserlerdir.
       Olay, başlangıçtan sonra doğru giden bir olayın bir anlık parçasıdır.

1.d. Roman

🖍Toplumların ve fertlerin başından geçmiş veya geçmesi mümkün olayları geniş olarak, ayrıntılarıyla anlatan yazı türüne roman denir.
      ✴ Yaşanmış ya da yaşanabilir olaylar anlatılır.
      ✴ Geniş bir zaman dilimini kapsar.
      ✴ Olayla ilgili yer ve zaman bellidir.
      ✴ Hikâyeye göre uzun eserlerdir.
      Karakter sayısı fazladır.

Hikaye ile Roman Arasındaki Farklar:

 ❗  Hikâye türü, romandan daha kısadır.
 ❗  Hikâyede temel öge olaydır. Romanda ise temel öge karakter, yani kişidir. Hikâyeler olay üzerine kurulur, romanlar ise kişi üzerine kurulur.
 ❗  Hikâyede tek olay bulunmasına karşılık romanda birbirine bağlı olaylar zinciri vardır. Romandaki olaylardan her biri hikâyeye konu olabilir.
 ❗  Hikâyede kahramanların tanıtımında ayrıntıya girilmez, kahramanlar her yönüyle tanıtılmaz. Romandan farklı olarak hikâyede kişiler sadece olayla ilgili yönleriyle anlatılır. Bu yüzden hikâyelerdeki kişiler bir karakter olarak karşımıza çıkmaz.
 ❗  Öyküde, olayın geçtiği yer (çevre) sınırlıdır ve ayrıntılı olarak anlatılmaz. Romanlarda olaylar çok olduğu için olayların geçtiği çevre de geniştir. Bu çevreler çok ayrıntılı olarak anlatılır.
 ❗  Hikâyeler kısa olduğu için anlatım yalın, anlaşılır ve özlüdür. Romanlarda ise anlatım daha ağır ve sanatlıdır.

 

1.e. Destan

🖍Bir ulusun kahramanlıklarını, savaşlarını, büyük toplumsal olaylarını anlatan ve genellikle şiir (nazım) biçiminde oluşturulan eserlere destan denir.
       ✴ Yazı türleri içinde en uzun olanıdır.
       ✴ Efsaneden sonra bilinen en eski türdür.
       Sözlü edebiyat ürünüdür; ancak sonradan yazıya geçirilen destanlar da vardır.
       Olağanüstü olaylar ve kahramanlar vardır.
       Destan kahramanları yarı tanrısal nitelikler taşıyan han, hakan ve kağan gibi kişilerdir.

 🖍🖍  Destanlar doğal ve yapay (suni) olmak üzere ikiye ayrılır:

a. Doğal Destanlar

🖍Halk ozanlarının büyük toplumsal olayları anlattıkları destanlardır. Doğal destanların yazarı belli değildir, yani anonimdir.

b. Yapay (Suni) Destanlar

🖍Yazarı belli olan, daha yakın zamanda yazılan ve olağanüstü durumlara daha az yer veren destan türüdür.

1.f. Efsane (Söylence)

🖍Halkın duygu, düşünce ve hayal dünyasında doğarak ağızdan ağıza dolaşan, gelenek ve göreneklerin oluşumunu etkileyen hikayelere efsane denir.
 

🖍  Hayal gücünün ürünü ve bilinen en eski türdür.
🖍Eski dönemlerde tabiat olaylarının nedenlerini bilmeyen insanlar, bu olayları açıklama gereği hissetmişlerdir. Yağmurun yağması, gök gürültüsü, şimşek çakması gibi birçok olayı kendilerine göre yorumlamışlar, efsaneler vasıtasıyla bunlara açıklık getirmişlerdir.
 🖍 Efsanelerde kahramanlar Tanrı, ruh, melek gibi kavramlar bazen de taş, kaya, dağ gibi doğa parçası unsurlardır. Bu kahramanlar hikayelerde kişileştirilir(teşhis) ve konuşturulur(intak).

Efsane ile Destan Arasındaki Farklar:

 ❗  Destanlardaki olayları tarih sayfalarında bulmamız mümkündür. Ama bunu efsane için her zaman söyleyemeyiz.
 ❗  Destanlar genellikle şiir (manzum) biçiminde yazılırken, efsaneler düz yazı (nesir) biçimindedir.
 ❗  Destanlar milletlerin yaşamış olduğu önemli olayları konu alır. Bu bakımdan bu önemli olayları bir tarihi gerçeklik olarak görebiliyoruz. Ancak bunu bütün efsaneler için söylememiz mümkün değildir.
 ❗  Efsanelerin benzerlerini başka milletlerde de bulabiliriz. Fakat destanlar milli oldukları için benzerleri olamaz, sadece bir millete aittirler.

Efsane ile Masal Arasındaki Farklar:

 ❗❗  Masallar tamamen olağanüstü, olağandışı olayları anlatırken efsaneler toplumsal olaylarlar ilgili insanların doğaüstü olaylara karşı verdiği savaşı anlatır.
 ❗❗  Masallar her zaman mutlu sonla biterken efsaneler her zaman mutlu sonla bitmez.
 ❗❗  Masalın amacı eğiticilik, efsanenin amacı ise bazı olaylara açıklık getirmektir.

1.g. Tiyatro

🖍Dram, komedi, trajedi gibi sahnede oynanmak üzere yazılan edebiyat türlerinin ortak adına tiyatro denir. Ayrıca yazılan eserlerin sahnede oynanmasına ya da bu tür eserlerin oynandığı binaya da tiyatro denir.
 🖍  Genellikle oynanmak için yazılır. Okunmak için yazılan tiyatro türleri de vardır.
 🖍  Olayları oluş hâlinde gösterir.
 🖍  Konuşma ve eyleme dayanan bir türdür.
 🖍  İnsana ders vermek, onu düşündürmek onu yorum yapmaya yönlendirmek amacı taşır.
 🖍  Tiyatronun unsurları: “Yazar, eser, oyun ve seyirci”dir.
 🖍  Tiyatronun temel ögeleri: “Olay, yer, zaman ve kişiler”dir.

Tiyatro Terimleri

Opera: Orkestra eşliğinde söylenen, tüm sözleri bestelenmiş oyun.
Operet: Yergi içerikli, konuşmalı ve şarkılı bölümleri birbirini izleyen hafif eğlenceli oyun.
Vodvil(Entrika komedisi): Yalnızca güldürme amacı güden, karmaşık olaylar ve yanlış anlamalar üzerine kurulan, beklenmedik bir şekilde biten komedi türüdür.
Pandomim(mim): Sessiz hareketler, jestler, yüz ifadeleri ve kostümler yoluyla duyguları, düşünceleri anlatmaya yarayan tiyatro çeşididir.
Suflör: Tiyatroda, kuliste bulunarak oyunculara sözlerini fısıltıyla söyleyip hatırlatan yardımcı.
Temsil: Bir tiyatro eserinin oynanması.
Diyalog: Kişilerin karşılıklı konuşmaları.
Monolog: Bir kişinin tek başına konuşması.
Kulis: Sahne arkası.
Fars: Toplumdaki düzensizlikleri alaylı anlatımla yeren, daha çok halk zevkini okşayan kaba güldürü.
Feeri: Kişileri melek, cin, peri…olan sahnelenmiş masal. Bu türde halk efsanelerinden yararlanılır.
Skeç: Kısa yazılmış, güldürme amaçlı oyun.
Melodram: Bestelenmiş dramdır.
Kabare: Güncel, toplumsal konuları eleştirel bir tavırla yansıtan, izleyici ile içlidışlı olunan oyunlardır.
Drama: Bir tiyatro metninin oyuncular tarafından sahnede canlandırılmasıdır.
Dublör: Tiyatro ve sinemada bir rolün yedek oyuncusudur.
Fasıl: Bölüm, tiyatroda perdenin karşılığıdır.
Jest: Sanatçının bütün hareketlerine verilen ad.
Mimik: Kaş, göz, yüz hareketleriyle bir duygu ve düşüncenin anlatılmasıdır.
Mizansen: Oyuncuların sahnedeki hareketlerine denir.
Rejisör: Bir piyesi sahneye koyan kişidir.
Sahne: Oyunun her bölümüne verilen ad.
Senaryo: Bir oyunun ve filmin bütün ayrıntılarıyla yazıldığı metindir.

 

1.h. Anı (Hatıra)

🖍Yaşanmış olayların, üzerinden zaman geçtikten sonra yazıldığı yazı türüne anı (hatıra) denir.
 ✴ Bir kişinin yaşadığı veya tanık olduğu olaylar anlatılır.
Yazar, olayları kendi bakış açısından anlatır
 ✴ Geçmişe ışık tutar.
 ✴ Tarihsel olayların öğrenilmesine katkıda bulunur.

 

1.ı. Günlük (Günce)

🖍Düzenli bir biçimde yazılan, tarih atılan günlük notlara, bir yazarın yaşamı boyunca günü gününe yazdığı yazılara günlük denir.
 ✴  Olaylar günü gününe, tarih belirtilerek yazılır.
 ✴  Kısa yazılardır.
 ✴  Kaleme alan kişinin yaşamından izler taşır.
 ✴  İçten ve sevecendir. Anlatımda “iç konuşma” yöntemi kullanılır.

Günlük ile Anı Arasındaki Farklar:

 ❗  Günlükte olaylar günü gününe yazılırken anı da geçmişteki olaylar anlatılır. Bir bakıma günlük geleceğe yönelik, anı ise geçmişe yöneliktir.

 

1.i. Gezi Yazısı (Seyahatname)

🖍Gezilip görülen yerlerin ve o yerlerle ilgili izlenimlerin anlatıldığı yazılara gezi yazısı denir.
 ✴  Gezilip görülen yerler edebî bir üslupla anlatılır.
 ✴  Yazarın duygu ve düşüncelerini içerebilir.
 ✴  Gözlem gücüne dayanır.
 ✴  Anlatılanlar gerçektir, hayal ürünü değildir.

 

1.j. Biyografi (Yaşam Öyküsü)

🖍Tanınmış, eserler yazmış, ün bırakmış kişileri tanıtmak amacıyla yazılan yazılara biyografi denir.
 ✴  Önemli şahısların hayatı başkası tarafından anlatılır.
 ✴  Anlatılan kişinin hayatı tarih sırasına göre ele alınır.
 ✴  Kurgusal değildir, gerçekçidir.
 ✴  Üçüncü kişinin ağzıyla anlatılır.

🖍Bir insanın, kendi hayatını kendisinin yazdığı eserlere otobiyografi denir. Biyografilerde kişinin hayatı, çalışmaları başkası tarafından yazılırken otobiyografilerde kişi kendisini anlatır, yazar.
 ✴  Kaynak olarak kişi kendisini ve aile büyüklerinden aldığı bilgiyi kullanır.
 ✴  Birinci kişinin ağzıyla anlatılır.

🖍Bir toplumu; sosyal, siyasal, bilimsel vb. konularda düşündürmek amacıyla fikri temelleri olan, bir kısmı kişisel düşünceler olurken bir kısmı ispatlanmış gerçeklere dayanarak yazılan yazılara düşünce yazıları denir. Düşünce yazılarında açıklayıcı ve tartışmacı anlatım teknikleri çokça kullanılır. Fikri alt yapısı olan türler olması sebebiyle de düşünceyi geliştirme yollarından sayısal verilerden yararlanma, tanık gösterme, örneklendirme ve karşılaştırmalara sık sık başvurulur.

 

2.1. Deneme

🖍Bir yazarın herhangi bir konu üzerinde, özel görüş ve düşüncelerini iddiasız, kesin kurallara varmaksızın anlattığı yazılara deneme denir.

  ✴ Denemede konu sınırlaması yoktur. Yazar, iste¬diği konuyu ele alıp işleyebilir.
  ✴  Yazarın anlattıklarını kanıtlama kaygısı yoktur.
  ✴  Yazar kendisiyle konuşuyor gibi bir anlatım kullanır. Daha doğrusu kendi içiyle yaptığı konuşmaları yazıya geçirir.
 ✴  Anlatılanlar kesin bir sonuca bağlanmaz.
 ✴  Denemede alabildiğine kişisellik ve kendine özgülük vardır.
 ✴  Dünya edebiyatında Montaigne, Türk edebiyatında ise Nurullah Ataç bu türün en önemli temsilcisidir.

2.2. Makale

🖍Herhangi bir konuda bilgi vermek veya bir gerçeği savunmak için yazılan yazılara makale denir.
 ✴  Makalenin temel öğesi fikirdir.
 ✴  İnceleme ve araştırmaya dayanır.
 ✴  Bir tezi savunmak, desteklemek amacı taşır.
 ✴  Makalelerde bilimsel verilerden yararlanılır.
 ✴  Gazete ve dergi yazısıdır.

🖍Bir sanat eserinin olumlu ya da olumsuz yanlarını somut verilere dayanarak yargılayıp eserin gerçek değerini orta¬ya koymak amacıyla yazılan yazı türüne eleştiri denir.
 ✴  Eleştiri yazıları, bir eseri tanıtmayı amaçlar.
 ✴  Eleştiri yapan kişiye eleştirmen denir.
 ✴  Değerlendirme yazılarıdır.
 ✴  Eleştiri denince, akla eserin olumsuz yanlarının belirlenip okuyucuya aktarılması gelir. Bu yanlış bir düşüncedir. Gerçek bir eleştiride eleştirilen eserin hem olumlu hem de olumsuz yanları bir arada verilir.
 ✴  Eleştirinin amacı, okuyucuya ve yazara kılavuzluk yapmaktır.

 

2.4. Fıkra (Köşe Yazısı)

🖍Bir yazarın, herhangi bir konu üzerinde, kişisel anlayış, görüş ve düşüncelerini güzel bir üslupla, hiçbir kanıtlama gereği duymadan anlattığı yazı türüne fıkra denir.
İki tür fıkra vardır: Gazete fıkraları, nükteli hikâyecik türündeki fıkralar. Yazı türü olarak “gazete fıkraları” kabul edilmektedir. Gülmece yazılardan olan fıkraları, gazete yazı türü olan fıkrayla karıştırmamalıyız.
 ✴  Gazete yazısıdır.
 ✴  Yazar düşüncelerini kanıtlama yoluna gitmez.
 ✴  Dil doğaldır. Günlük deyimlere, yer yer nükteli sözlere yer verilir.
 ✴  Okuyucuyla sohbet ediyormuş havası hakimdir. Anlatım senli benlidir.

Fıkra ile Makale Arasındaki Farklar:

 ❗ Makalede ispat vardır, ciddi bilimsel bir dil kullanılır; fıkra ise daha serbest ve mizahi ögeler içerir ve ispat yoktur.
 ❗  Makalede yazar doğruyu, fıkrada ise kendi doğrusunu anlatır.

 

2.5. Söyleşi (Sohbet)

🖍Yazarın, gündelik olaylarla ilgili düşüncelerini, okuyucu ile karşı karşıya oturup konuşuyormuş gibi içten bir hava içinde yazdığı yazılara sohbet denir.
 ✴ Karşılıklı konuşma havası içinde yazılır.
 ✴  Belirli konusu yoktur. Yerine ve zamanına göre sıkıcı olmayan her şey sohbet konusu olabilir.
 ✴  Gazete ve dergi yazılarıdır.
 ✴  Yazarın kendi kişisel düşüncesi ağırlıktadır.
 ✴  En önemli özelliği, samimi bir üslupla kaleme alınmasıdır.
 ✴  Yazarın öğretme ve kanıtlama amacı yoktur.

 

2.6. Röportaj

🖍Gazetecilerin bir yeri, bir kurumu ziyaret ederek o yerin özelliklerini, orada gördüklerini, kişisel düşünceleriyle birleştirip fotoğraflarla belgeleyerek kaleme aldıkları yazılardır.

2.7. Nutuk (Söylev)

🖍Bir topluluğu coşturmak, belli bir amaca yöneltmek; onlara bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ülküyü aşılamak amacıyla söylenen uzun ve coşkulu konuşmalardır.
✴  Nutuk türünde konuşma yapan kişiye hatip (söylevci) denir.
 ✴  Hatipler konuşurken jest ve mimiklerine, vurgu ve tonlamalarına, konuşmalarının açık ve anlaşılır olmasına dikkat etmeli; dinleyicilerin nabzını tutmalıdır.
 ✴  Nutuk siyasi, askeri, hukuksal, dinsel ve akademik alanda yapılabilir.

 

3. Bildirme Yazıları

3.1. Haber

🖍Belli bir zaman içerisinde geçen olayları anında okuyucuya bildiren gazete yazılarına haber denir. Gazetelerde haber toplayan kişilere muhabir denir.
 ✴  Haber yazılarında temel ilke nesnelliktir.
 ✴  Bir haber yazısı 5N1K (kim, ne, nerede, ne zaman, nasıl, niçin?) sorularına cevap vermelidir.
 ✴  Haber; ilginç, yeni, doğru ve önemli olmalıdır.

8. Sınıf Türkçe: Söz Sanatları

SÖZ SANATLARI

📕Söz sanatları (edebî sanatlar), ifadeye zenginlik katmak, ifadenin etkisini artırmak ya da az sözle çok şey ifade etmek için kullanılır.

📒Söz sanatları abartma, benzetme, kişileştirme ve konuşturma olmak üzere dörde ayrılır:

1. Abartma (Mübalağa)

📕Bir şeyin niteliklerini veya bir olayı olduğundan fazla büyüterek veya küçülterek anlatmaya abartma denir.

📕Anlatımı kuvvetlendirmek, sözün etkisini artırmak için aralarında değişik yönlerden ilgi bulunan iki şeyden zayıf olanın kuvvetli olana benzetilmesine benzetme denir. Çoğunlukla benzetme yapılırken birbirleri ile ilgi kurulan varlıklar arasındaki ilişki bi¬linmektedir.

Tam bir benzetmede dört temel unsur vardır:
Benzeyen: Zayıf unsur.
Benzetilen: Kuvvetli unsur.
Benzetme yönü: İki unsur arasındaki benzet¬me sebebi.
Benzetme edatı: Benzetmede kullanılan “gibi, kadar” edatlarıdır.

Örnek

3. Kişileştirme (Teşhis)

📕İnsan dışındaki varlıklara insana özgü özelliklerin verilmesine kişileştirme denir. Bu sanatta hayvanlara, bitkilere ve diğer varlıklara insana özgü özellikler verilerek ifade daha çekici hâle getirilir, duygular daha güzel anlatılır.

4. Konuşturma (İntak)

📕İnsan dışındaki varlıkları konuşturma, onların ağzın¬dan söz söyleme sanatına intak(konuşturma) denir.

📕İntak (konuşturma), genellikle teşhis (kişileştirme) sanatı ile birlikte kullanılır. Teşhis sanatı ile insan özelliği içinde gösterilen varlıklar konuşturulduğu zaman intak sanatı yapılmış olur.

8. Sınıf Türkçe: Anlatım Bozuklukları

ANLATIM BOZUKLUKLARI

📣Anlatım bozuklukları, her şeyden önce sözcüklerin anlamlarını ve türlerini iyi bilmeye, cümle yapısını ve ögelerini tanımaya, noktalamanın anlam üzerindeki etkisini anlamaya bağlı olduğu ölçüde fark edilebilir. Anlatım bozukluğuyla ilgili sorulara bu nedenle çok yönlü yaklaşılmalıdır. Konuyu iyi öğrenmek ve bu alandan çıkacak soruları kaçırmak istemeyen arkadaşlara çok sayıda soru çözmelerini ve yanlışlıklarını gerekçeleriyle birlikte öğrenmelerini tavsiye ediyoruz.

📣Anlatım bozuklukları genel olarak iki bölümde ve onun alt başlıkları halinde incelenebilir:

 

A) Anlamsal (Anlama Dayalı) Anlatım Bozuklukları

  • Anlamca Birbiriyle Karıştırılan ve Yanlış Anlamda Kullanılan Sözcükler
  • Sözcüğün Gereksiz Kullanılması
  • Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması
  • Atasözü ve Deyimlerin Yanlış Anlamda Kullanılması
  • Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması
  • Kişi Zamirinin Yanlış Kullanılması
  • Mantık Hatalarından Kaynaklanan Anlatım Bozuklukları

 

B) Yapısal (Yapıya Dayalı) Anlatım Bozuklukları 

  • Özne Eksikliği, Yanlışları ve Özne-Yüklem Uyuşmazlığı
  • Nesne Eksikliğinden Kaynaklanan Bozukluklar
  • Tümleç Eksikliği
  • Yüklem Eksikliği
  • Kişi Uyumsuzluğundan Kaynaklanan Bozukluklar
  • Ek Fiil Eksikliği
  • Çatı Uyumsuzluğu
  • Yanlış Yapılı Eylem ya da Eylemsiler
  • Tamlama Yanlışları
  • Noktalama Eksikliği
  • İyelik Ekinin Gereksiz Kullanılmasından Kaynaklanan Anlatım Bozuklukları

A) Anlamsal (Anlama Dayalı) Anlatım Bozuklukları 

1. Anlamca Birbiriyle Karıştırılan ve Yanlış Anlamda Kullanılan Sözcükler

📣Birbirlerine yazılış ve okunuş bakımından çok benzeyen veya aralarında ilgi ya da yakınlık bulunan; fakat anlamları farklı olan bazı sözcüklerin cümlede birbiri yerine kullanılması anlatım bozukluğuna neden olmaktadır. Bu tür anlatım bozuklukları, sözcüklerin anlam farklılıklarının tam olarak bilinmemesinden kaynaklanmaktadır.

Örnek

  • Odayı ağır bir yemek kokusu kapsamıştı. (kaplamıştı)
  • Çok üzgün olmasına karşılık, bunu belli etmemeye çalışıyordu. (karşın)
  • Bu iki elbise arasında desen bakımından hiçbir ayrıcalık yoktur. (ayrım)
  • Bu önemli haber bütün televizyon kanallarında yayımlandı. (yayınlandı)
  • Babasına soru sorarken oldukça çekimser davranıyor. (çekingen)
  • Öğrencilerin sınavda başarılı olması, derslerle ilgilenmelerine bağımlıdır. (bağlıdır)

 

2.Gereksiz Kullanılan Sözcükler

📣Türkçede doğru bir cümle, anlatılmak isteneni en sade en duru haliyle verebilen cümledir. Gereksiz sözcük kullanımı bu duruluk ilkesine aykırıdır.  Bir duygu, bir düşünce gerektiği kadar sözcük kullanarak anlatılmalı, yani cümlede gereksiz sözcüklere yer verilmemelidir.

📣📣Bir sözcük cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamında bir daralma, bir değişme olmuyorsa o sözcük gereksiz kullanılmış demektir. Aşağıdaki altı çizili kelimelerin olması, kırmızı ile belirtilen kelimeleri gereksiz kılmıştır.

Örnek 

  • Bu olaya verilen tepkiler kişiden kişiye göre değişir.
  • Tatile ailesiyle birlikte gitti.
  • Acemi olan şoförle yolculuk yapar mı?
  • Adam, kapının önünde duran kadının kulağına alçak sesle bir şeyler fısıldıyordu.
  • En yakın arkadaşıyla aşağı yukarı iki üç yıldan beri görüşmüyor.

3.Anlamca Çelişen Sözcüklerin Kullanımı

📣Anlatımı düzgün bir cümlede okuyucuyu şüpheye düşürecek, şaşırtacak, yanıltacak birbiriyle çelişen ifadeler bulunmamalıdır.  Anlamca birbirine karşı ya da birbiriyle çelişen sözlerin aynı cümlede kullanılması da bir anlatım bozukluğu nedenidir. Bu tip anlatım bozuklukları genellikle “kesinlik” ve “olasılık” belirten sözcüklerin bir arada kullanılmasından kaynaklanır. Gereklilik kipi “-malı, -meli” eklendiği sözcüğe olasılık anlamı da kattığından bu kiple birlikte kesinlik belirten bir sözcüğün kullanılmış olup olmadığına bakılmalıdır.

Örnek 

  • Belki onun da gelmemesinin bir nedeni vardır mutlaka.
  • Beni kesinlikle gördüğünü sanıyorum.
  • Bu iş tam olarak bitti sayılır.
  • Bu konuda anlatılanlar hiç kuşkusuz doğru olmalıdır.
  • Bundan tam on yedi yıl kadar önce de böyle bir olay yaşamışlar.

 

4.Atasözü ve Deyimin Yanlış Kullanımı

📣Bu tip anlatım bozukluklarının bulunduğu cümlelerde vurgulanmak istenen düşünce, atasözü veya deyimle daha da kuvvetlendirilmeye çalışılır. Ancak anlatılmaya çalışılan düşünce ile kullanılan atasözü veya deyim anlam olarak birbiriyle aynı düşünceyi ifade etmemektedir. Ayrıca atasözleri ve deyimlerin kalıplaşmış anlamları vardır, bu yüzden cümlede kendi anlamlarının dışında kullanıldıklarında da anlatım bozukluğuna sebep olur.

Çözümlü Örnek Cümleler

  • Şimdi anlatacaklarıma dikkatlice kulak kabartın.
    (Kulak kabartmak: gizlice dinlemek) (Yanlış)
    (Kulak vermek: dikkatlice dinlemek) (Doğru)
  • Kadıncağız öyle kötü bir adamla karşılaşmış ki dostlar başına.
    (Dostlar başına : iyi dilek sözü)
    (Düşman başına: kötü dilek sözü)
  • Bugüne kadar yaptığım bütün iyiliklere göz yumdu.
    (Göz yummak: bağışlamak, görmezden gelmek)
  • Kardeşimin sevinçten etekleri tutuşmuştu.
    (Etekleri tutuşmak: çok telaşlanmak)
    (Etekleri zil çalmak: çok sevinmek)
  • Ona yardım etmek istiyorsan elinden geleni ardına koyma.
    (Elinden geleni ardına koymamak: olabilecek tüm kötülükleri yapmak)
    (Elinden geleni yapmak: gücünün yettiğini yapmak)

 

📣Ayrıca deyim ve atasözleri kalıplaşmış oldukları için sözcüklerin yerleri değiştirilemez ve mevcut sözcüklerin yerine başka bir sözcük kullanılamaz.  Parantez içindeki kelimeler doğrusu olup anlatım bozukluğunu giderecek kelimelerdir.

Örnek 

  • Fazla naz insanı usandırır. (aşık)
  • Çocukların gürültüsünden rahatsız olunca hepimizi kafasından savdı. (başından)
  • Baştan tırnağa muayene olmuştu. (ayağa)
  • Ay ışığında dut silkilmez. (ceviz)

 

5.Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması

📣Anlatımda sözcüklerin gerektiği yerde kullanılmaması, cümlede anlam karışıklığı yaratır ve söylenilenlerin ters ya da yanlış anlaşılmasına yol açar. Özellikle sıfat ve zarf gibi nitelik, miktar vs belirten sözcüklerin yanlış yerde kullanılması anlatımda belirsizliğe neden olur. Bu tip cümleler okuyucuya,  cümleden iki farklı anlam çıkarmasına yol açar ki biri bu cümlenin ifade ettiği anlamken diğeri okuyucunun algıladığı anlamdır. Eğer bir cümleden iki farklı anlam çıkarabiliyorsanız o cümledeki anlatım bozukluğunu bulmuşsunuz demektir.

Çözümlü Örnek Cümleler

  • Ağrısız kulak delinir.
    Doğrusu = Kulak ağrısız delinir.
  • Onlara sık sık sevdiğini söylüyor.
    Doğrusu = Onlara sevdiğini sık sık söylüyor.
  • Bu olayla ilgili kısaca bildiklerini anlattı.
    Doğrusu = Bu olayla ilgili bildiklerini kısaca anlattı.
  • Her türlü Atatürk’e karşı saldırı affedilemez.
    Doğrusu = Atatürk’e karşı her türlü saldırı affedilemez.
  • Sırada bekleyen hastalar içinde ilk odaya ben girdim.
    Doğrusu = Sırada bekleyen hastalar içinde odaya ilk ben girdim.

 

6. Kişi Zamirinin Yanlış Kullanımından  Kaynaklanan Bozukluklar

📣Kişi zamiriyle kurulan tamlamalarda bazen kişi zamiri söylenmeyebilir. Bu tip cümlelerde kastedilen şahsın kim olduğunu anlamakta güçlük çekilir. Birden çok zamir çağrışımı anlam belirsizliğine yol açar. “Kimin, neyin” sorusunun cevabını almakta zorlandığımız cümlelerde bu tip anlatım bozuklukları mevcuttur diyebiliriz.

Çözümlü Örnek Cümleler

  • Kardeşinin hastalanması beni çok üzdü.
    (Senin kardeşinin mi onun kardeşinin mi hastalanması)
  • Borçlarını bir an önce öde.
    (Onun borçlarını mı kendi borçları mı)
  • Ne yaparsam yapayım söylediklerini anlamakta güçlük çekiyorum.
    (Senin söylediklerini mi, onun söylediklerini mi?)

 

7. Mantık Hataları

📣Anlatılanların mantığa ters düşmesi de bir anlatım bozukluğu nedenidir. Bu tip cümleler dil bilgisi açısından düzgün olsa dahi anlam yönüyle cümlenin bütününe bakıldığında içinde mantığa aykırı durumlar barındırır. Bu yüzden anlatım bozukluğunun zor anlaşıldığı cümle tipleridir.

Örnek 

  • Her Salı, kardeşimin yanına gider; orada on gün kalırdım.
  • Seninle sık sık hatta arada bir görüşmek isterim.
  • Hükümet, 280’e karşı 210 oyla güvenoyu aldı.
  • Okula gitmiyor, hatta hiç ders çalışmıyordu.
  • Dişteki iltihaplanmalar tedavi edilmezse ölüme hatta romatizmaya  yol açabilir.

B) Yapısal (Yapıya Dayalı) Anlatım Bozuklukları

1) Özne Eksikliği, Yanlışları ve Özne-Yüklem Uyuşmazlığı

📣İlk cümlede bulunan özne, birinci yükleme uyarken diğer yüklemlere uymazsa özne eksikliğinin neden olduğu anlatım bozukluğu meydana gelir.

Örnek:

  • Biz ağaçları hiç ilaçlamadık, yine de meyve verdi.
    (özne)                    (yüklem)                            (yüklem)

Çözümleme:

1. yükleme göre ilaçlamama işini kim yaptı = Biz (Özne)

2. yükleme göre meyve veren ne? = Ağaçlar (Özne)

 

📣Yukarıdaki iki yüklem “biz” öznesini ortak olarak kullanmıştır. Yani ilaçlamayan da “biz” meyve veren de “biz” öznesine bağlanmıştır. Ancak çözümleye baktığımızda iki yüklemin de ayrı ayrı özneleri bulunmaktadır. İkinci cümledeki yüklemin öznesi olan “ağaçlar” kelimesi cümlede bulunmadığından özne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu meydana gelmiştir.

Çözümlü Örnek Cümleler

  • Herkes bu olayda kendi çıkarını düşünüyor, başkasını düşünmüyordu.
    1.cümlenin öznesi = Herkes
    2.cümlenin öznesi = kimse (eksik)
  • Bu kitapta hem yanlışlar var hem de okunacak gibi değil.
    1.cümlenin öznesi = Yanlışlar
    2.cümlenin öznesi = kitap (eksik)

 

📣📣Özne ve yüklem; kişi,  tekillik – çoğulluk bakımından birbiri ile uyumlu olmalıdır.

📌 Cümlede 1. tekil şahıs “ben” ile beraber kullanılan başka bir özne varsa yüklem 1. çoğul ekiyle çekimlenmelidir.

  • Hasan, Mehmet ve ben bu oylamaya katılmayacağız.
  • Ben ve Büşra dinlenmek için piknik alanlarını tercih ediyoruz.
  • O ve ben türkü dinlemeyi çok seviyoruz.

📌Cümlede 2. tekil şahıs “sen” ile beraber kullanılan başka bir özne varsa yüklem 2. çoğul ekiyle çekimlenmelidir.

  • Sen ve arkadaşların ortalığı birbirine katmışsınız.
  • Fatih ve sen ne güzel yakışırsınız İstanbul’a.
  • Sen ve o bize gelip ders çalışabilirsiniz.

📌Cümlede 3. tekil şahıs “o, onlar” ile beraber kullanılan başka bir özne varsa yüklem 3. çoğul ekiyle çekimlenmelidir.

  • Harun ile o yemeğe gelecekler.
  • Onlar ve akrabalarım düğünüme davetliler.

 

📌 İnsan dışındaki varlıkların “çoğul özne” olduğu cümlelerde yüklem tekil olmalıdır.

  • Köpekler bu sokakta sabaha kadar havladılar.
  • Kitaplar yeni alınan dolaba kaldırıldılar.

 

📌 Cümlenin öznesi “belgisiz zamir” ya da “belgisiz sıfat” ise yüklem tekil olmalıdır.

  • Birkaçı benimle burada kalmak istiyorlar.
  • Hiçbiri seni ziyarete gelmeyecekler.
  • Birçok öğrenci senin gibi gitar çalmak istiyorlar.

 

📌 Cümlenin öznesi topluluk bildiren bir isimse yüklem tekil olur. Topluluk ismi çoğul eki almışsa yüklem de çoğul olabilir.

  • Sizin takım bizim takımdan çekiniyorlar.
  • Ordular savaş meydanına çıkarma yaptılar.

 

📌 Cümlede saygı veya sitem anlamını sağlamak için özne tekil olsa bile yüklem çoğul olabilir.

  • Doktor Bey bizi çağırıyorlar.
  • Vali Beyler haber göndermişler.

 

2.Nesne Eksikliği

📣Sıralı cümlelerde aynı nesneyi almayan yüklemlerin ortak nesneye bağlanması bir anlatım bozukluğu nedenidir.

Örnek

  • Eve gelmiyor, ihmal ediyordu.

Çözümleme:

1. cümlede;

gelmiyor = yüklem

Kim gelmiyor? = O (gizli özne)

Nereye gelmiyor? = Eve (dolaylı tümleç)

 

2.cümlede;

İhmal ediyordu? = yüklem

Kim ihmal ediyordu? = O (gizli özne)

neyi ihmal ediyordu = Evi (Nesne)

📣Evi” kelimesi 2. cümlede yazılmadığından her iki cümledeki yüklem de  1. cümledeki “eve” kelimesini ortak olarak kullanmıştır. Bu da ikinci cümlenin “Eve ihmal ediyordu.” şekilde algılanmasına sebep olmaktadır ki bu durum nesne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu sebebidir.

Çözümlü Örnek Cümleler

  • Bu olaya ancak o karar verir ve uygular.
    2. cümlenin eksik nesnesi = bu olayı
  • Gazetelerin yazdıklarına inanmıyor, okumaktan da geri kalmıyordu.
    2. cümlenin eksik nesnesi = gazeteleri
  • Kızına asla kızmıyor; çünkü çok seviyor.
    2. cümlenin eksik nesnesi = kızını
  • Anneler çocuklarına hep inanır, kolayca bağışlar.
    2. cümlenin eksik nesnesi = onları
  • Romanlarında aşktan çok bahsetmişti; ama hiç yaşamamıştı.
    2. cümlenin eksik nesnesi = aşkı

 

3.Tümleç Eksikliği

📣Sıralı cümlelerde aynı tümleci almayan yüklemlerin ortak tümlece bağlanması bir anlatım bozukluğu nedenidir.

  • Öğretmenini tanıyoruz ve sonsuz güveniyoruz.

Çözümleme:

1. cümlede;

tanıyoruz = yüklem

Kim tanıyor? = Biz (Gizli özne)

Kimi tanıyoruz? = Öğretmenini (Belirtili Nesne)

 

2.cümlede;

güveniyoruz = yüklem

Kim güveniyor? = Biz (Gizli özne)

Ne kadar güveniyoruz? = sonsuz (Zarf tümleci)

Kime güveniyoruz? = Öğretmenine (Dolaylı tümleç)

 

“Öğretmenine” kelimesi 2. cümlede yazılmadığından; her iki cümledeki yüklem 1. cümledeki “öğretmenini” kelimesini ortak olarak kullanmıştır. Bu da ikinci cümlenin “Öğretmenini sonsuz güveniyoruz.” şekilde anlaşılmasına sebep olmaktadır. Bu durumda dolaylı tümleç eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu meydana gelmektedir.

Çözümlü Örnek Cümleler

  • Arkadaşını dikkatle dinliyor, gülümsüyordu. (dolaylı tümleç eksikliği)
    2. cümlenin eksik tümleci = onlara/arkadaşlarına
  • Bu zorluklara nasıl katlandı, nasıl başa çıktı. (edat tümleci eksikliği)
    2. cümlenin eksik tümleci = onlarla/zorluklarla
  • Yeğenlerini yanına çağırdı ve hediyeler dağıttı.
    2. cümlenin eksik tümleci= onlara/yeğenlerine
  • Arkadaşlarına çok iyi davrandı; ama karşılığında kötülük gördü.
    2. cümlenin eksik tümleci= onlardan/arkadaşlarından

 

4.Yüklem Eksikliği

📣Ortak yükleme bağlanamayan birden çok cümlenin tek yükleme bağlanmasıyla ortaya çıkan anlatım bozukluğudur.

  • Bugün ben yemek, o ise temizlik yaptı.

📣Yukarıdaki 1. cümlede tek yüklem ve iki özne bulunmaktadır. Yemeği yapan 1. tekil şahıs “ben”, temizliği yapan ise 3. tekil şahıs “o” özneleridir.  Yemeği yapan şahsa ait bir yüklem kullanılmadığından sondaki yükleme bağlanmak zorunda kalan “ben” öznesi yüklem eksikliğinden doğan anlatım bozukluğuna sebep olmaktadır. Buna göre doğru olan cümle şöyle olmalıdır:

Bugün ben yemek yaptım,  o ise temizlik yaptı.

 

Çözümlü Örnek Cümleler

  • Mehmet’i çok az, Ayşe’yi hiç sevmem.
    1. cümledeki eksik yüklem = severim
  • Dışarıdaki işlerle ev arkadaşım, evdeki işlerle de be uğraşırım.
    1. cümledeki eksik yüklem = uğraşır
  • Bugünkü sınava sen, yarınkine Volkan girecek.
    1. cümledeki eksik yüklem = gireceksin

 

5.Kişi Uyumsuzluğu

📣Cümledeki yüklemlerin kişi yönünden uyuşmaması anlatım bozukluğu nedenidir.

Örnek Cümleler

  • Bu konuda siz bize güvenecek, biz de size yardım edeceğiz.
    1. cümlede olması gereken = güveneceksiniz
  • Siz sevinecek, biz üzüleceğiz.
    1. cümlede olması gereken = sevineceksiniz
  • O, haftaya bize gelecek; beraber sinemaya gidecektik.
    1. cümlede olması gereken = gelecekti

 

6.Ek Fiil Eksikliği

📣Yüklemi isim soylu olan sözcüklerde yüklemlerden biri olumlu, diğeri olumsuz anlam taşıyabilir. Bu durumda ek eylemin eksik olması anlatım bozukluğuna neden olur.

Örnekler

  • Oda arkadaşlarımdan biri kurnaz, diğeri kurnaz değildi.
    1. cümlede eksik olan ek fiil = kurnaz idi/kurnazdı
  •  Çocuklar çok çalışkan; ama umutlu değildi.
    1. cümlede eksik olan ek fiil = çalışkan idi/çalışkandı

7.Çatı Uyumsuzluğu

📣Cümledeki eylem ve eylemsilerin (fiilimsilerin) çatı yönünden uyuşmaması anlatım bozukluğu nedenidir.

Örnekler

  • Güzel elbiseler giyip düğüne gidildi. (giyilip)
  • Onu telefonla arayıp dışarı çıkıldı. (çıktı)

 

8.Yanlış Yapılı Eylem ya da Eylemsiler

📣Cümlede kullanılan eylem ya da fiilimsilerin yapısal yanlışlıkları anlatım bozukluğu nedenidir.

Çözümlü Örnek Cümleler

  • Mehmet yapılacak ameliyatta nihayet sağlığına kavuştu. (yapılan)
  • Ne gelişinden haberimiz oldu ne de gittiğinden. (geldiğinden)
  • Çocuğun arkamızdan seslenişini ve bakmasını unutamıyorum. (bakışını)
  • Bütün gün kitap okuma ve televizyon izlemek çok hoşuma gidiyor. (okumak)
  • Bu sınavı hiç ya da az çalışan bir öğrenci kazanamaz. (çalışmayan)

9.Tamlama Yanlışları

İsim tamlamalarında tamlayan veya tamlananın  kullanılmaması, tamlama eklerinin eksiklikleri ve ortak kullanılmaması gereken tamlayan ya da tamlamanın ortak kullanılması gibi sebepler tamlama yanlışlarından kaynaklanan anlatım bozukluklarına sebep olmaktadır.

Çözümlü Örnek Cümleler

  • Öğrenciye bir şeyler öğretmeden sınavı kazanmasını bekleme. (öğrencinin sınavı kazanmasını)
  • Hasta yatağındaki annesine şarkı söyleyerek mutlu olmasını sağladı. (annesinin mutlu olmasını)
  • Toplumsal ve kültür sorunları yaşayan bir ülkenin evlatlarıyız. (Toplumsal sorunlar ve kültür sorunları)
  • Her önüne gelen canı istediği gibi davranması doğru değildir. (gelenin)
  • Askeri ve devlet okullarına giriş sınavı yapılacak. (Askeri okullar ve devlet okulları)
  • Yüksek dağları ve denizleri aştım senin için. (yüksek deniz olmaz)
  • Alçak binalar ve bahçeler gözümüze çarptı. (alçak bahçe olmaz)

 

10.Noktalama İşaretinin Eksikliği

📣Noktalama işaretlerinin cümlede eksik olması anlam belirsizliğine yol açabileceğinden bu durum da anlatım bozukluğu nedenidir. Bu, genellikle virgül eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

Örnekler

  • Çocuk arabasını beğenmedi.
    Çocuk, arabasını beğenmedi.
  • Genç kadın doktorla görüşmek istedi.
    Genç, kadın doktorla görüşmek istedi.
  • Sarhoş adama ağzına geleni söyledi.
    Sarhoş, adama ağzına geleni söyledi.
  • Deli adamı öldüresiye dövdü.
    Deli, adamı öldüresiye dövdü.
  • Tahta evin önüne yığılmıştı.
    Tahta, evin önüne yığılmıştı.

 

11.İyelik Ekinin Gereksiz Kullanılmasından Kaynaklanan Anlatım Bozuklukları

📣İşlevi olmadığı halde cümlede iyelik ekinin kullanılması da bir anlatım bozukluğu nedenidir.

Çözümlü Örnek Cümleler

  • Bir ay içinde araba sürmesini öğrendi. (doğrusu: sürmeyi)
  • İnsanlar aldatmasını çok iyi biliyor. (doğrusu: aldatmayı)
  • Resim yapmasını severim. (doğrusu: yapmayı)

 

8. Sınıf Türkçe: Cümle Çeşitleri

CÜMLE ÇEŞİTLERİ

🔷Cümleler; yükleminin türüne ve yerine, anlamlarına, oluşturulma biçimlerine göre değişik gruplara ayrılır. Bu grupları şöyle sıralayabiliriz:

A. Yüklemine Göre Cümleler
B. Öğe Dizilişine Göre Cümleler
C. Anlamına Göre Cümleler
D. Yapısına Göre Cümleler

 

A.Yüklemine Göre Cümleler

🔷Cümleler, yüklemlerinin sözcük türüne göre ikiye ayrılır:

1. Eylem Cümlesi

🔷Yüklemi basit ya da bileşik çekimli eylem olan cümlelerdir.

🚩Uzun yıllar bu işyerinde çalıştım.

Bu cümlenin yüklemi “çalış-” eylemi olduğundan cümle, eylem cümlesidir.

🔷Aşağıdaki cümleler, yüklemleri çekimli bir eylem olduğundan eylem cümlesidir.

🚩Öğretmenimizin sorduğu soruyu çözemedik.
🚩Annem, her günkü gibi kapıda bekliyordu bizi.
🚩Önerilerimizi bir türlü kabul etmemişti.

2. Ad Cümlesi

🔷Yüklemi ad soylu sözcük ya da sözcük öbeği olan cümlelerdir. Yüklemi eylem olmayan bütün cümleler ad cümlesidir.

🚩Sınavı kazandığı için çok mutluymuş.

Bu cümlenin yüklemi ad soylu “mutlu” sözcüğü olduğundan cümle, ad cümlesidir.

🔷Aşağıdaki cümleler, yüklemleri ad soylu sözcükler olduğundan ad cümlesidir.

🚩Deniz düne göre oldukça sakindi bugün.
🚩En çok sevdiği şey yürümektir.
🚩Bizi günler öncesinden bu geziye çağıran kendisiydi.

 

B.Öğe Dizilişine Göre Cümleler

🔷Cümleler, yüklemlerinin cümledeki yerine göre ikiye ayrılır:

1. Kurallı (Düz) Cümle

🔷Yüklemi cümlenin sonunda bulunan cümlelerdir.

🚩Çok uzaklardan kuş sesleri duyuluyordu.

Bu cümlenin yüklemi (duyuluyordu) en sonda bulunduğundan cümle, kurallı cümledir.

🔷Aşağıdaki cümleler, yüklemleri sonda bulunduğundan kurallı cümledir.

🚩Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
🚩Eğitim hayatımız boyunca hepimize yardım etti.
🚩Bu konuyu sizinle daha önce görüşmemiş miydik?
🚩Bugün hava her zamankinden daha sıcaktı.
🚩Yine açıklardan dev gibi gemiler geçiyor.
🚩Yurdumun bağına bahçesine bahar geldi.

 

2. Devrik (Kuralsız) Cümle

🔷Yüklemi cümlenin sonunda bulunmayan cümlelerdir. Bu tür cümlelerde yüklem cümlenin başında veya ortasında bulunabilir.

🚩Hepimiz canla başla çalışıyoruz burada.

Bu cümlenin yüklemi (çalışıyoruz) en sonda bulunmadığından cümle, devrik cümledir.

🔷Aşağıdaki cümleler, yüklemleri sonda bulunmadığından devrik cümledir.

🚩Papatyalar uyandırdı bizi nihayet kış uykusundan.
🚩Doğanın canlandığı bir mevsimdir ilkbahar.
🚩Nasıl ders çalıştığınızı bilmez miyim hiç?
🚩Doğmuyor güneş artık şöyle gönlümce.
🚩Hâlâ bekliyorum seni anılar sahilinde.
🚩Gelir misin mezarıma, elinde bir demet yasemenle?
🚩Bir başkadır benim memleketim!

 

3.Eksiltili Cümle

🔷Yüklemi yazılmayıp yüklemini okuyucunun, zihninde tamamlaması beklenen cümledir. Eksiltili cümlelerin sonuna üç nokta konur.

🚩Önümüzde göz alabildiğine bir kumsal…

🔷Yüklemi yazılmayan bu cümlenin sonuna “uzanıyor, duruyor, var” gibi sözleri yüklem olarak getirebildiğimiz için bu cümle, eksiltili bir cümledir.

🔷Yüklemi yazılmadığı için eksiltili cümle durumunda bulunan aşağıdaki cümlelerin sonuna, yüklem olabilecek sözcükler, koyu olarak yazılmıştır.

🚩Denizin tam ortasında Adalar’a doğru nazlı nazlı yol alan vapurlar… (var)
🚩Kız beşikte çeyiz sandıkta…. (olmalı)
🚩Düğün el ile, harman yel ile… (olur)

 

Anlamına Göre Cümleler

Cümleler, taşıdıkları anlamlara göre temelde ikiye ayrılır:

1. Olumlu Cümle

🔷Cümlede yüklem durumundaki eylemin gerçekleştiğini veya yüklem durumundaki varlık ya da kavramın var olduğunu, bulunduğunu bildiren cümlelerdir.

🚩Şiddetli yağışlardan dolayı yol trafiğe kapandı.

🔷Bu cümlede “kapanmak” eyleminin gerçekleşmesi söz konusu olduğu için, cümle anlamca olumludur.

🔷Aşağıdaki cümlelerde yüklemlerin gerçekleşmesi ya da varlığı söz konusu olduğu için cümleler anlamca olumludur.

🚩Masadaki vazo yere düşüp kırıldı.
🚩Okula yine derslerine çalışmadan gitmişti.
🚩Verilen işi yapamamaktan korkuyordu.
🚩Dünkü derste sınıfta yedi sekiz kişi vardı.
🚩Bu yılki kitap fuarı her zamankinden daha renkliydi.

 

2. Olumsuz Cümle

🔷Cümlede yüklem durumundaki eylemin gerçekleşmediğini veya yüklem durumundaki varlık ya da kavramın var olmadığını, bulunmadığını bildiren cümlelerdir.

‼Eylem cümlesinde olumsuzluk -ma / -me (geniş zamanda – maz, -mez) ekiyle sağlanır.

‼Ad cümlesinde olumsuzluk “değil / yok” sözcükleriyle ya da “-sız, -siz” ekiyle sağlanır.

🚩Veli toplantısına kimse katılmadı.
🚩Sokaklar bugün kalabalık değildi.

🔷Bu cümlelerde “katılmak” eyleminin gerçekleşmemesi, “kalabalık” kavramının söz konusu olmamasından dolayı cümleler anlamca olumsuzdur.

🔷Aşağıdaki cümlelerde yüklemlerin gerçekleşmemesi ya da var olmamaları söz konusu olduğu için cümleler anlamca olumsuzdur.

🚩Soruların hepsini çözebilen yok.
🚩Göz alabildiğine uzanan bu tarlalar verimsizdi.
🚩Binanın bu dairesi hiç ışık almıyor.

 

2.a. Anlamca Olumsuz Yapıca Olumlu Cümle

🔷Bazı cümleler, olumsuzluk ifade eden ek ya da sözcük almadığı halde olumsuz anlam taşıyabilir. Böyle cümlelere yapıca olumlu, anlamca olumsuz cümle denir.

🚩Senden ayrı kalmaya dayanacak gücüm mü var? (gücüm yok)

🔷Bu cümlede yüklem (var), olumsuzluk ifade eden ek ya da sözcük almadığı için anlamca olumludur. Ancak, soru biçiminde düzenlenmiş cümlede amaç soru sormak değil, yüklemde söylenenin (var) tersini (yok) kastetmektir. Dolayısıyla bu cümle yapıca olumlu, anlamca olumsuzdur.

🔷Aşağıdaki cümlelerde yüklemlerin, cümlenin gelişinden anlamca olumsuz olduğu anlaşılmaktadır.

🚩Ben hiç sonunu kestiremediğim işe girer miyim? (girmem)
🚩Konuklarımız ne yemek yedi ne suyumuzu içti. (yemedi, içmedi)
🚩Sanki bu olayın bütün sorumlusu benim. (ben değilim)

 

2.b. Anlamca Olumlu Yapıca Olumsuz Cümle

🔷Bazı cümleler, olumsuzluk ifade eden ek ya da sözcük aldığı halde olumlu anlam taşıyabilir. Böyle cümlelere yapıca olumsuz, anlamca olumlu cümle denir.

🚩Sen yemek yaparsın da ben hiç beğenmez miyim? (beğenirim)
🚩Neden böyle davrandığını anlamıyor değilim. (anlıyorum)

🔷Bu cümlelerde yüklemler (beğenmez miyim, anlamıyor değilim), olumsuzluk eki (-maz) ve olumsuzluk bildiren sözcük (değil) aldığı için yapıca olumsuzdur. Ancak, bu cümlelerde amaç, yüklemde söylenenin (beğenmez miyim, anlamıyor değilim) tersini (beğenirim, anlıyorum) kastetmektir. Dolayısıyla bu cümleler yapıca olumsuz, anlamca olumludur.

 

3. Soru Cümlesi

🔷İçinde soru eki ya da soru sözcüklerinden biri bulunan ve soru anlamı taşıyan cümlelerdir.

🚩Neden sen de bizimle yarınki geziye katılmıyorsun?
🚩Sınavdaki soruların kaçını cevaplayabildin?

 

4. Şart Cümlesi

🔷Yargının gerçekleşmesinin bir koşula bağlandığı cümlelerdir.

🚩Bu evi temiz kullanmak şartıyla kiralayabilirsiniz.
🚩Geç saatlere kadar çalışırsak işi bitirebiliriz.

 

5. İstek Cümlesi

🔷İstek anlamı taşıyan cümlelerdir.

🚩Haftaya seninle yeni açılan müzeye gidelim.
🚩Hepinize kolay gelsin.

 

6. Emir Cümlesi

🔷Emir anlamı taşıyan cümlelerdir.

🚩Hemen arabadaki kitapları buraya getir.
🚩Derhal odanızı toplayın.

 

7. Ünlem Cümlesi

🔷İçinde ünlem ya da ünlem değeri taşıyan sözcükler bulunan cümlelere ünlem cümlesi denir.

🚩Birden kapıyı açınca onu görmeyeyim mi!
🚩Aman sobayı açık unutmayın!

 

Yapısına Göre Cümleler

🔷Cümlelerde; yargı (yüklem) sayısına ya da yan cümlecik olup olmamasına bakılır. Cümleler yapısı yönüyle dörde ayrılır.

  1. Basit Cümle
  2. Bileşik Cümle
  3. Sıralı Cümle
  4. Bağlı Cümle

🔷Yapısına göre cümlelerin çeşitlerine geçmeden önce “yan cümlecik” kavramını görelim.

Yan Cümlecik: Cümlede, kendi içinde cümle özelliği gösteren ve daha çok, eylemsiyle kurulan sözcüğe ya da sözcük grubuna yan cümlecik; geri kalan bölüme ise temel cümlecik denir. Yan cümlecik, genellikle temel cümleciğin bir öğesi olur.

🚩Arkadaşım, yarın bu okula yazılacağını söyledi.

🔷Bu cümlede, nesneyi bulmak için yükleme sorduğumuz “neyi” sorusuna cevap olan “yarın bu okula yazılacağını” sözcük grubu, içinde eylemsi bulunduğu için yan cümleciktir.

🔷Aşağıdaki cümlelerde koyu olarak yazılan yan cümleciklerin oluşturduğu öğeler ayraç içinde belirtilmiştir.

🚩Onun bu sınavı kazanması hepimizi sevindirdi. (yan cümlecik özne görevinde)
🚩Rüzgâr, sararmış yaprakları sağa sola savuruyor. (yan cümlecik nesne görevinde)
🚩Konferans için gelenlere birer kitapçık verildi. (yan cümlecik dolaylı tümleç görevinde)
🚩Görevliler, havalar soğuyunca kaloriferleri yaktı. (yan cümlecik zarf tümleci görevinde)

 

1. Basit Cümle

🔷Yan cümleciği bulunmayan, yani bir yargıdan oluşan cümledir.

🚩Ödevlerimi sabah erkenden yaparım.

🔷Bu cümle, yan cümleciği olmadığı için, yapıca basit bir cümledir.

🔷Aşağıdaki eylem ve ad cümleleri de yan cümleciği olmadığı için, yapıca basit cümlelerdir.

🚩Yolcuların çoğu, uçağa vaktinde bindi.
🚩Hafta sonu babama işyerinde yardım edeceğim.
🚩Uzun ve yorucu bir günün ardından hepimiz uyuyakalmıştık.
🚩Dedemin, köyün hemen yakınında kocaman bir çiftliği vardı.
🚩Okulun kitaplığı benim için eşsiz bir hazineydi.
🚩Bugün hava her zamankinden serindi.

 

2. Bileşik Cümle

🔷Yargı bildiren yüklemin dışında yan cümleciği de bulunan cümledir.

🚩Senin yarın buraya geleceğini duyduk.
Yan cümlecik                 Temel cümle

🔷Bu cümle, yüklemi (temel cümle) dışında, bir eylemsi sayesinde (geleceğini) yan cümleciği olduğu için, yapıca bileşik bir cümledir.

🔷Yan cümlecik, genellikle eylemsilerle kurulur ve cümlenin herhangi bir öğesi olur, demiştik. Yan cümlecik farklı yollarla da kurulabilir ve buna göre, bileşik cümleler dörde ayrılır.

  • a. Girişik Bileşik Cümle
  • b. Şartlı Bileşik Cümle
  • c. Ki’li Bileşik Cümle (İlgi Cümlesi)
  • d. İç İçe Bileşik Cümle 

a. Girişik Bileşik Cümle

🔷Yan cümleciği eylemsi ile kurulan bileşik cümledir.

🚩Okuduğum kitapların özetlerini bir deftere yazardım. (yan cümlecik nesne görevinde)
🚩Bu şehirde yola erken çıkanlar trafiğe takılmaz. (yan cümlecik özne görevinde)

 

b. Şartlı Bileşik Cümle

🔷Yan cümleciği dilek-şart (-sa, -se) kipiyle kurulan bileşik cümledir. Dilek-şart kipinin oluşturduğu bölüm yan cümleciktir.

🚩Bu yoldan giderseniz havaalanına daha çabuk varırsınız.
🚩Derslerine düzenli çalışırsan başarılı olursun.

 

c. Ki’li Bileşik Cümle (İlgi Cümlesi)

🔷Yan cümleciği temel cümleciğe “ki” bağlacıyla bağlanan bileşik cümledir.

🚩Anladım ki hep çile çekermiş anneler.

🔷Aslında yabancı kökenli olan “ki” bağlacıyla kurduğumuz bu cümleyi, Türkçe cümle yapısına uygun söylemek istersek “Annelerin hep çile çektiğini anladım.” biçiminde, yani yan cümleciğini eylemsiyle oluşturarak söyleriz.

 🚩O kadar çok şaşırmıştı ki hiçbir şey söyleyemedi. (O kadar çok şaşırdığı için hiçbir şey söyleyemedi.) Bu cümlede “ki” bağlacından önce yazılan ve yan cümleciği oluşturan bölüm ayraç içinde, eylemsi ile temel cümleciğe bağlanmıştır.

 

d. İç İçe Bileşik Cümle

🔷Yan cümleciği başka bir cümle tarafından oluşturulan bileşik cümledir. Bu cümlelerde yan cümlecik genellikle nesne görevindedir.

🚩Öğretmenimiz, yine görüşeceğiz, dedi. Yan cümlecik (Nesne)
🚩Kapıdaki tabelada, rahatsız etmeyin, yazıyor. Yan cümlecik (Nesne)

3. Sıralı Cümle

🔷Birden fazla yargının (yüklemin) birbirine virgül (,) ya da noktalı virgül (;) ile bağlanmasıyla oluşan cümledir.

🚩Sonbahar geldi, köyde kış hazırlıkları başladı.
    Birinci cümle             İkinci cümle

🔷Bu cümlede, iki yüklem (geldi, başladı), yani iki ayrı cümle vardır. Birinci cümle (Sonbahar geldi) ikinci cümleye (köyde kış hazırlıkları başladı) virgülle bağlanarak sıralı cümle oluşturulmuştur.

🔷Aşağıdaki cümleler, birbirine virgül ya da noktalı virgülle bağlanmış sıralı cümlelerdir.

🚩Güneşli havalar birkaç gün sürdü, insanlar parklara doluştu.
🚩Otobüsümüz sabah hareket etti, akşama İzmir’e vardı.
🚩Deniz dün çok dalgalıydı, vapur seferleri iptal edildi.
🚩Yaşlı kadın, kahvaltı hazırladı, çocukları kaldırdı; evi topladı, pazara gitti.

 

a. Bağımlı Sıralı Cümle

🔷Öğe ortaklığı olan sıralı cümledir.

🚩Çocuklar güverteye çıktılar, martılara ekmek attılar.
     özne                        Yüklem                                Yüklem

🔷Burada sıralı cümleyi oluşturan ilk cümlenin yüklemine (çıktılar) ve ikinci cümlenin yüklemine (attılar) sorduğumuz “kim” sorusunun cevabı olarak her iki cümlenin öznesinin “çocuklar” sözcüğü olduğunu görüyoruz. Yani bu sıralı cümleyi oluşturan cümlelerin öznesi ortaktır.

🔷Aşağıdaki cümlelerde ortak öğeler koyu yazılmış, öğelerin türü ayraç içinde verilmiştir.

🚩Ben hep eşyalarımı dağıtırdım, annem de toplardı. (nesnesi ortak sıralı cümle) 
🚩Müdür, başarılı öğrencileri sahneye çağırdı, tek tek kutladı. (öznesi ve nesnesi ortak sıralı cümle)
🚩O, arkadaşlarına çok güvenir, rahatlıkla sırlarını söylerdi. (öznesi ve dolaylı tümleci ortak sıralı cümle)

 

b. Bağımsız Sıralı Cümle

🔷Öğe ortaklığı olmayan sıralı cümledir.

🚩Bizim çocukluk yıllarımızda sokağımıza dondurmacı gelirdi, hepimiz çevresinde toplanırdık.
                                   Birinci cümle                                                                  İkinci cümle

🔷Bu cümlenin yüklemlerine (gelirdi, toplanırdık) öğeleri bulmak için gerekli soruları sorduğumuzda, cümlelerde öğe ortaklığı olmadığı görülmektedir. Öyleyse bu cümle, öğe ortaklığı olmayan sıralı bir cümledir.

🔷Aşağıdaki cümleler, öğe ortaklığı olmayan sıralı cümlelerdir.

🚩Babam beni çalıştırdı, sonunda zayıf derslerimi düzelttim.
🚩Annem mutfaktaydı, biz salonda oturuyorduk.
🚩Bu sene bahar erken geldi, ağaçlar çiçeklerini vakitsiz açtı.
🚩Hava çok soğuktu, biz hiç üşümüyorduk.

 

4. Bağlı Cümle

🔷Birden fazla cümlenin birbirine bağlaçla bağlandığı cümledir. Sıralı cümledeki virgül ya da noktalı virgül yerine, bağlaç getirilirse ortaya bağlı cümle çıkar.

🚩Evin kapısı açıldı ve dışarı yaşlı bir adam çıktı.
   Birinci cümle                    ikinci cümle

🔷Bu cümlede, iki yüklem (açıldı, çıktı), yani iki ayrı cümle vardır. Birinci cümlenin (Evin kapısı açıldı) sonuna nokta konmamış, ikinci cümle (dışarı yaşlı bir adam çıktı) küçük harfle başlamıştır. Bu iki cümle birbirine bağlaçla (ve) bağlanarak bağlı cümle oluşturulmuştur.

🔷Aşağıdaki cümleler, birbirine bağlaçla bağlanan cümlelerden oluşan bağlı cümlelerdir.

🚩Sabah erken kalktık; ama yine de derse yetişemedik.
🚩Takımımız iyi mücadele etti; ancak yenilmekten kurtulamadı.
🚩Bu koca kitabı bitirdik de sınava girdik.
🚩Kardeşim bugün ne ders çalıştı ne kitap okudu.
🚩Hem suçlu olduğunu biliyorsun hem de özür dilemiyorsun.

8. Sınıf Türkçe: Fiillerde Çatı

FİİL ÇATISI

 ❄Çekimli bir fiilden oluşan yüklemin nesne ve özneye göre gösterdiği durumlara çatı denir. Bundan hareketle, yüklemin isim soylu sözcüklerden oluştuğu cümlelerde çatının aranmayacağını söyleyebiliriz.

Çatı; yüklemin nesne ve özneyle ilgisi olduğundan, sorularda karşımıza çoğu kez,
nesne-yüklem ve özne-yüklem ilişkisi olarak çıkar.

⚡Şimdi bunları ayrı ayrı inceleyelim.

 

A. Nesnesine Göre Fiiller

1.Geçişli Fiil

2. Geçişsiz Fiil

❄Nesnesine göre fiiller konusunda işlememiz  Oldurgan ve Ettirgen fillleri daha kolay anlamanızı sağlayacaktır.

  • Oldurgan fiil
  • Ettirgen fiil

 

B. Öznesine Göre Fiilleler

  • 1. Etken Fiil
  • 2. Edilgen Fiil
  • 3. Dönüşlü Fiil
  • 4. işteş Fiil

 

Nesne- Yüklem İlişkisi

❄Fiiller nesne alıp almamalarına göre değişik şekillerde adlandırılır. Bunları dört grupta inceleyebiliriz.

1.Geçişli Fiil

❄Nesne alabilen fiillerdir. Bir fiilin nesne alıp almadığının nasıl anlaşılacağını cümle ögelerinde “nesne” konusunda işlemiştik. Buna göre, fiil nesne alıyorsa geçişli olacaktır. Örneğin;

⚡“Öğretmen konuyu çok güzel anlattı.”

❄cümlesinde “anlattı” yüklemdir; “öğretmen” öznedir. Nesneyi bulmak için “Öğretmen neyi anlattı?” diye soruyoruz. “Konuyu” cevabı geliyor. Öyleyse yüklem nesne almıştır; “anlatmak” fiili geçişli bir fiildir.

❄Fiilin geçişli olması için cümlede mutlaka nesnesinin bulunması gerekmez. Bazen fiil geçişli olduğu hâlde cümlede nesne kullanılmamış da olabilir. Örneğin;

⚡“Durakta tam iki saat beklemiş.”

❄cümlesinde “bekledim” yüklemine “Neyi beklemiş?” diye sorduğumuzda cümlede herhangi bir ögenin cevap vermediğini görüyoruz. Ancak biz cümleye “onu” gibi bir nesne ilâve edebiliriz. Öyleyse bu cümlenin yüklemi geçişlidir, ancak cümlede nesne yoktur.

❄Böyle cümlelerde bir tür “gizli nesne” nin varlığı söz konusudur. Bu durumun görüldüğü cümleleri daima “onu” sözüyle kontrol edin, çünkü bu söz yalnızca nesne olabilir.

 

2.Geçişsiz Fiil

❄Nesne almayan fiillerdir. Bu fiillerin yüklem olduğu cümlelere dışarıdan da herhangi bir nesne getirilemez. Örneğin;

⚡“Küçük çocuk bütün gün uyudu.”

❄cümlesinin yüklemine “Neyi uyudu, kimi uyudu?” diye sorduğumuzda mantıklı bir soru olmadığını görüyoruz. Çünkü bu fiil nesne almaz; yani geçişsizdir.

❄Fiiller değişik eklerle çatı özelliğini değiştirebilir. Bu durumda “oldurganlık, ettirgenlik” durumu ortaya çıkar.

❄Filin bazı ekleri alarak geçişsiz durumdan geçişli duruma gelmesine “oldurganlık” diyoruz.

⚡“Yemek pişti.”

❄cümlesinde “yemek” özne, “pişti” ise yüklemdir. Nesne almadığı için “pişti” eylemi geçişsiz.

⚡“Yemeği pişirdi.”

❄cümlesinde “o” gizli özne, “yemeği” nesne, “pişirdi” ise yüklemdir. Bu cümlede “pişmek” eylemi, “-ir” ekini alarak “pişirmek” şekline gelmiş ve geçişli olmuş. İşte bu örnekte olduğu gibi fiillerin “-r,-t,-dır, -tır” eklerini alarak geçişsiz durumdayken geçişli olmalarına oldurganlık denir.

❄Ettirgenlik daha çok öznenin durumuyla ilgili olduğu için bu durumu özne yüklem ilişkisinde inceleyeceğiz.

Özne- Yüklem İlişkisi

❄Öznenin yüklemle ilişkisi dört grupta incelenir.

1.Etken Fiil

❄Yüklem durumundaki fiilin bildirdiği işi, öznenin kendisi yapıyorsa fiil etkendir. Örneğin;

⚡“Elbiselerini dolaba güzelce yerleştirdi.”

❄cümlesine “Yerleştiren kim?” diye sorduğumuzda “o” cevabı geliyor. Yani özne, yüklemin bildirdiği işi kendisi yapmıştır. Öyleyse fiil etkendir.

⚡“Sokaklar bir bir sessizleşti.”

⚡“Camı çocuklar kırmış.”

⚡“Türkiye geleceğe emin adımlarla yürüyor.”

⚡“Gençlik çok iyi yetişmeli.”

⚡“Ülkemizi çok seviyoruz.”

⚡“Annem bize börek yaptı.”

⚡“Ayva çiçek açtı.”

❄cümlelerinin yüklemleri de etken fiildir. Çünkü bu cümlelerin hepsinde işi yapan, gizli veya açık bir özne vardır.

 

2. Edilgen Fiil

❄Fiilin bildirdiği işi özne değil de başkası yapıyorsa, özne bu işten etkileniyorsa, fiil edilgendir.

❄Bu fiiller, etken fiillere “-l-” ve “-n-” eklerinin geti-rilmesiyle yapılır. Etken fiilin nesnesi olan öge, fiil edilgen yapıldığında özne durumuna geçer ve bu öznelere “sözde özne” adı verilir.

Örneğin etken fiilde örnek verdiğimiz cümleyi edilgen yapalım;

⚡“Elbiseler dolaba güzelce yerleştirildi.”

❄cümlesini incelersek; “yerleştirildi” yüklemdir. “Yerleştirilen ne?” diye sorduğumuzda “elbiseler” öznesi cevap veriyor. “İşi yapan kim?” diye sorduğumuzda, “başkası” cevabı gelir. Yani işi yapan özne değil, başkasıdır. Çünkü dolaba kendi kendisine yerleşmez. Öyleyse fiil edilgendir, öznesi de sözde öznedir.

⚡“Sokaklar temizlendi.”

⚡“Öğrenciler tiyatroya götürüldü.”

⚡“Seçim sonuçları açıklandı.”

⚡“Futbol maçı ertelendi.”

⚡“Alt yapı çalışmaları kısa sürede bitirildi.”

❄cümlelerinde filler “-l veya -n” eklerinden birini alarak türemiş ve edilgen olarak kullanılmıştır.

 

3. Dönüşlü Fiil

❄Fiilin bildirdiği işi özne kendi üzerinde yapıyorsa, yani özne hem işi yapan, hem de yaptığı işten etkilenense, bu anlamı veren fiil dönüşlüdür. Dönüşlü fiiller de etken fiillere “-l-” ve “-n-” ekleri getirilerek yapılır.

⚡“Her sabah ılık suyla yıkanır.”

❄cümlesinde “yıkama” işini öznenin kendi üzerinde yaptığı bellidir. Dolayısıyla fiil dönüşlüdür.

⚡“Aynanın karşısında saatlerce taranmış.”

⚡“Yazılıdan zayıf alınca üzüldü.”

⚡“Toplantıdaki sözümden alındın mı?”

⚡“Okulu bitirince hayata atıldım.”

❄cümlelerindeki altı çizili filler “-l veya -n “ekerini alarak dönüşlü fiil olarak kullanılmıştır.

 

4. işteş Fiil

❄En az iki özne tarafından yapılabilen fiillerdir. Bu fiiller, fiillere “-ş-” eki getirilerek türetilir. Bazı fiiller ise kök olarak “-ş-” ile bitmiştir ve işteş özellik gösterir.

❄İşteş fiiller işin yapılışına göre iki grupta incelenir.

  • Karşılıklı yapılma bildirir : Yüklem durumundaki fiilin anlamında öznelerin işi birbirlerine karşı yaptıkları görülür.

⚡“İki yıldır yazışıyoruz.”

❄cümlesine baktığımızda “yazışmak” eyleminin kişilerin karşılıklı yaptıkları bir iş olduğunu görürüz. İki kişi birbirine yazmaktadır.

⚡“Ülkeler sonunda anlaştı.”

⚡“Gereksiz yere şoförle tartışmış.”

⚡“Rehber öğretmenimle görüşeceğim.”

❄cümlelerindeki altı çizili yüklemler karşılıklı yapılan işteş fiillerdir.

 

  • Birlikte yapılma bildirir : Bunlarda özneler işi birbirlerine karşı değil hep birlikte yaparlar. Yani karşıdan bir hareketin olduğu görülmez.

⚡“Kuşlar yem kabının başına üşüştü.”

❄cümlesinde “üşüşme” işini kuşlar hep birlikte yapmışlardır.

⚡“Kelebekler özgürce uçuşuyor.”

⚡“Analar şehitlere ağlaşıyor.”

⚡“Çocuklar kırlarda koşuşuyor.

❄cümlelerindeki yüklemler birlikte yapılma bildiren işteş fiillerdir.

⚡“Çocuklar servise son anda yetiştiler.”

❄cümlesinde de yüklem birlikte yapılma bildirir, ancak biz buna işteş diyemeyiz. Çünkü işteş fiiller, tek özne tarafından gerçekleştirilemez. “Bir çocuk servise son anda yetişti.” cümlesinde olduğu gibi bir özne tek başına yüklemdeki işi yapabiliyorsa orada işteşlik yoktur.

8. Sınıf Türkçe: Cümle Vurgusu

CÜMLE VURGUSU

🖍Cümle vurgusu, cümle içerisinde anlamına veya anlatımına önem verilen bir sözcüğün konuşma veya okuma esnasında diğerlerinden daha baskılı ve kuvvetli söylenmesidir.

🖍Cümlede vurgu fiil cümlelerinde, isim cümlelerinde, koşul cümlelerinde ve soru cümlelerinde vurgu olmak üzere dört çeşittir:

1. Fiil (Eylem) Cümlelerinde Vurgu

🖍Yüklemi fiil soylu sözcük olan cümlelerde vurgu, yükleme en yakın olan sözcük ya da sözcük öbeği üzerindedir.

🖍Yüklemi isim soylu sözcük olan cümlelerde vurgu, yüklemdedir.

3. Koşul (Şart) Cümlelerinde Vurgu

🖍Koşul cümlelerinde vurgu, koşul kipindedir.

4. Soru Cümlelerinde Vurgu

🖍Soru sözcükleri ile kurulan soru cümlelerinde vurgu, cüm­lede soru anlamını sağlayan sözcüktedir.

 ‼  Soru eki “mı, mi” ile oluşturulan soru cümlelerinde ise vurgu soru ekinin bağlı olduğu, soru ekinden önce gelen sözcükte / öğededir.

8. Sınıf Türkçe: Cümlenin Ögeleri

CÜMLENİN ÖGELERİ

A.Cümle

💎Bir duygu, düşünce veya durumu tam olarak anlatan sözcük ya da söz öbeklerine cümle denir.

💎  Bir cümlenin oluşması için en önemli şart, kip ve şahıs bildiren bir unsurun bulunmasıdır. Yani eğer cümle içinde herhangi bir söz, haber veya dilek kiplerinden herhangi biriyle çekimli halde bulunuyorsa o, bir yargı bildiriyor demektir. Yargı bildirmek ise cümle olmanın en önemli koşuludur. Şahıs bildirmek, cümle olmak için her zaman gerekli değildir.

💎  Cümlede bulunabilecek öğeler, yüklem, özne, nesne ve tümleçlerdir. Bunların özelliklerinin neler olduğunu şimdi ayrı ayrı görelim.

 

B.Cümlenin Ögeleri

💎Sözcüklerin cümle içindeki görevlerine cümle ögesi denir.

💎 Ögeler temel ve yardımcı ögeler olmak üzere ikiye ayrılır.

1.Temel ögeler

1.a. Yüklem

1.b. Özne

2.Yardımcı Ögeler

2.a.Nesne: Belirtili nesne, Belirtisiz nesne

2.b.Tümleç: Dolaylı tümleç (Yer Tamlayıcısı ), Zarf tümleci, Edat tümleci

 

‼ Yüklemi söylenmemiş, ama hissettirilen cümlelere eksiltili cümle denir.

🔴 Gönlümde senin aşkın, ben sadece sana…

 

1.Temel  Ögeler

 1. Yüklem ve Özellikleri

💎 Cümlenin oluşumunda temel görevi üstlenen öğedir.

💎 Cümlede iş, oluş, hareket ve yargı bildiren öğedir.

💎  Tek başına cümle özelliği gösterir.

💎  Cümlede yüklemi bulmak için herhangi bir öğeye soru soramayız. Onu çekimli durumda bulunan sözcüklerden anlarız.

 

🔴 Ali camı kırdı. (Yüklem)

🔴Sevinçten etekleri zil çalıyordu. (Yüklem)

💎  İsim soylu kelimeler de ekfiil alarak yüklem olabilir.

🔴 Ceren’in en sevdiği çiçek, güldür. (“Gül“ kelimesi ekfiil almış ve yüklem görevinde…)

🔴Biraz önce gelen çocuk, kapıcının kızıydı. (“Kızıydı “ kelimesi ekfiil almış ve yüklem görevinde…)

💎  Yüklemsiz cümle olmaz. (Eksiltili cümleler hariç.)

 

🔴 – Nereye gidiyorsun Harun?

🔴– Babamın yanına…    (“Babamın yanına gidiyorum.” Anlamını veriyor. )

💎Bir cümlede bir yüklem olabileceği gibi birden fazla da olabilir.

 

🔴 Ali geldi, bekledi ve gitti.

💎 Tek bir kelime yüklem olabileceği gibi kelime grubu da yüklem olabilir.

🔴 İbrahim kitap okuyor.

🔴 Havva, Cansu’nun arkadaşıdır. (İsim Tamlaması yüklem görevinde kullanılmış.)

🔴 Reşat’ın gözleri ışıl ışıldır. (İkileme yüklem görevinde kullanılmış.)

💎Yüklem cümlenin sonunda bulunur; ancak devrik cümlelerde cümlenin başında veya ortasında yer alabilir.

 

🔴 Atakan maça gidiyor. (Cümlenin sonunda)

🔴 Atakan gidiyor maça. (Cümlenin ortasında)

🔴Gidiyor Atakan maça. (Cümlenin başında)

💎  Cümlenin yüklemi fiil soylu bir kelimeyse “Fiil Cümlesi” ; isim soylu bir kelimeyse “İsim Cümlesi” dir.

 

🔴 Sebahat yapılan espriye gülüyor. (Gül- fiil olduğu için cümle fiil cümlesidir.)

🔴 Türkiye’nin başkenti Ankara’dır. (Ankara isim olduğu için cümle isim cümlesidir.)

💎 Yüklem cümlenin en önemli öğesidir. Fiil cümlelerinde vurgulanmak istenen kelime ya da kelime grubu yüklemden hemen önce gelir. İsim cümlelerinde ise vurgulanmak istenen kelime yüklemin kendisidir.

 

🔴 Yarın tatile gidiyoruz. (“Tatile” kelimesi vurgulanmış.)

🔴 Tatile yarın gidiyoruz. (“Yarın” kelimesi vurgulanmış.)

🔴 Gülleri ve halısıyla ünlü şehrimiz, Isparta’dır. (“Isparta” kelimesi vurgulanmıştır. İsim cümlesi olduğu için. İsim cümlesi olmasaydı, “Yüklemden bir önceki öğe vurgulanmıştır.” derdik.)

2.Özne, Özne Çeşitleri ve Özellikleri

💎  Yüklemden sonra cümlenin en önemli öğesidir.

💎  Cümlede yüklemin bildirdiği işi, oluşu, hareketi yapan öğedir.

💎  Özneyi bulabilmek için yükleme “Ne? , Kim?” soruları yöneltilir.

💎  Her cümlede özne bulunmak zorunda değildir.

🔴Araba duvara çarptı. (Duvara çarpan ne?  —Araba)

🔴Sevim İstanbul’da geziyor. (İstanbul’da gezen kim? -Sevim)

 

💎  Cümlede birden fazla özne olabilir.

🔴Yaşar, Ünal ve Talip gezmeye gitti. (Gezmeye giden kim? –Yaşar, Ünal ve Talip)

 

💎  Özne tek bir kelime olabileceği gibi kelime grubu da olabilir.

🔴Uzun boylu çocuk, Nesrin’i sordu? (Nesrin’i soran kim? –Uzun boylu çocuk)

 

💎 Birden çok yüklemi olan cümlelerde ortak özne olabilir.

🔴 Ahmet geldi, baktı ve gitti. ( Ahmet; “geldi, baktı ve gitti” yüklemlerinin Ortak öznesidir.)

 

💎  Gerçek (Açık) Özne: Eylem veya durum bildiren kelime cümle için yer alıyorsa “gerçek özne” adını alır.

🔴Nebihan top oynuyor. (Oynayan kim? –Nebihan gerçek özne)

 

💎Gizli Özne: Özne cümlede açıkça görünmüyorsa; ancak yükleme sorulan “Ne? , Kim?” soruları ile varlığı anlaşılıyorsa bu tür öznelere “gizli özne” denir.

🔴Top oynuyor. (Oynayan kim? –O gizli özne)

 

💎 Sözde Özne: Gerçekte nesne olan; ancak cümle içinde özneymiş görünen öğeye “sözde özne” denir. Sözde özne olabilmesi için yüklemde “–l ve –n” eklerinin bulunması gerekir.

🔴Sınıf boyandı. (Boyanan ne? –Sınıf. Peki, sınıf kendi kendine boyanabilir mi?)

 

💎  Örtülü Özne: Yüklemi edilen çatılı cümlelerde bazen “—ce ve tarafından…”gibi sözcükler kullanılarak işi bizzat yapan varlığa da yer verilebilir. Bu tür öznelere   “örtülü özne” denir.

🔴Meclisçe karar alındı. (Kim tarafından alındı? –Meclisçe.)

🔴 Yarışma, halk tarafından beğenildi. (Kim tarafından beğenildi? –Halk tarafından.)

🔴 Yolcu otobüsleri, belediyemizce hizmete açıldı. (Kim tarafından hizmete açıldı?  -Belediyemizce)

 

‼‼‼ Geçişsiz-Edilgen çatılı meçhul fillerde özne yoktur.

🔴Yarın       Ankara’ya   gidilecek.

Zarf T.    Dolaylı T.      Yüklem

 

2.Yardımcı Ögeler

2.1. Nesne ve Nesne Çeşitleri

💎 Cümlede öznenin yaptığı işten etkilenen varlığa “nesne” denir.

🔴 Ahmet kediyi sevdi. (Ahmet’in sevme eyleminden etkilenen ne? -Kedi)

 

💎Nesneler hal ekini alıp almamalarına göre iki grupta incelenir.

 

💎  Belirtili Nesne: Adın belirtme durum ekini (-i,-ı,-u,-ü) alan nesnelerdir. Belirtili nesneyi bulabilmek için özneyi bulduktan sonra yükleme “Neyi? , Kimi?” soruları sorulur. Alınan cevap bize belirtili nesneyi verir.

🔴Tarkan camı kırdı. (Tarkan neyi kırdı? -Camı)

 

💎  Belirtisiz Nesne: Özneyi bulduktan sonra yükleme sorulan “Ne?” sorusunun cevabı belirtisiz nesneyi verir. İsmin hâl eklerinden hiçbirini almaz, yalın hâldedir.

🔴 Tarkan cam kırdı.(Tarkan ne kırdı? -Cam)

 

💎 Nesneler de diğer öğeler gibi cümle içinde farklı görevlerde kullanılabilirler.

🔴Şehrinizi çok beğendim. (Ad nesne görevinde)

🔴Sizi ilk defa görüyorum. (Zamir nesne görevinde)

🔴Halk, sevilen birini her zaman destekler. (Sıfat tamlaması nesne görevinde)

 

💎  Cümle içinde birden fazla nesne olabilir.

🔴Seni, sesini, gözlerinin rengini hiç unutamam. (Neyi unutamam? Seni, sesini, gözlerinin rengini)

 

2.2. Zarf Tümleci

💎 Cümlede yüklemi yer, zaman, durum, yön, tarz, miktar, sebep, vasıta ve şart bildirerek yüklemi tamamlayan öğedir.

💎  Özneyi bulduktan sonra yükleme sorulan “Nasıl? , Ne zaman? , Niçin? , Neden? , Ne kadar? Ne şekilde? , Nereye? …” sorularının cevabı zarf tümlecini verir.

🔴    Abdullah akşam gelecekmiş. (Abdullah ne zaman gelecekmiş? —Akşam)

🔴    Konuşarak anlaşabiliriz? (Biz nasıl anlaşabiliriz? –Konuşarak)

 

‼‼‼ “Nereye?” sorusunun cevabı olan kelime –a, -e eklerini almazsa zarf tümleci olur.

🔴 Ali yukarı çıktı. (Ali nereye çıktı? Yukarı)

 

💎 Özneyi bulduktan sonra yükleme sorulan “Kime? , Kimde? , Kimden? , Neye? , Neyde? , Neyden? , Nereye? , Nerede? , Nereden?” sorularının cevabı dolaylı tümleci verir. (Soru köklerine dikkat ederseniz  –e, -de, -den eklerini aldıklarını görürsünüz.)
💎 Cümlede yaklaşma, bulunma, uzaklaşma, yönelme bildiren, yüklemi yer anlamıyla tamamlayan öğedir.III.

 

2.3. Dolaylı Tümleç

🔴 Mehtap okuldan geliyor. (Mehtap nereden geliyor? —Okuldan)

‼‼‼ “Nereye?” sorusunun cevabı olan kelime –a, -e eklerini alırsa dolaylı tümleç olur.

🔴 Ali yukarıya çıktı. (Ali nereye çıktı? Yukarıya)

 

💎 Cümleyi söylerken söz arasına sıkıştırılan, bazen bir ögenin açıklayıcısı, bazen cümle dışı unsur olan söz veya söz öbeklerine ara söz denir.ARA SÖZ

 

🔴“Büyüdüğüm o güzel şehri, Bursa’yı, asla unutamam.”

💎cümlesinde “Bursa’yı” ara sözü cümlenin nesnesinin açıklayıcısı olarak kullanılmıştır.

 

8. Sınıf Türkçe: Fiilimsi(Eylemsi)

FİİLİMSİ (EYLEMSİ)

☄Fiilimsiler, fiillerden (eylemlerden) türeyen sözcükler olmalarına karşın fiillerin aldığı fiil “çekim eklerini” yani şahıs ekleri, haber ve dilek kiplerini alamayan, yalnızca fiillere gelen olumsuzluk eki olan “ma, me, maz, mez” eklerini alabilen sözcüklerdir. Fiilimsiler anlam olarak fiilerin anlamlarını taşırlar; ancak kip olarak fiilin anlamını taşımazlar.

Fiilimsiler, fiillere getirilen “fiilimsi ekleri” ile ortaya çıkarlar. Yani fiiller bazı ekler sayesinde fiilimsi olurlar. Bu ekler fiilden isim yapma ekleri olarak da bilinir ki bunlar eklendiği fiili isim soylu sözcük yaparak o sözcüğün cümlede “isim, sıfat ve zarf” görevinde kullanılmasını sağlarlar. (Fiilimsiler fiilden isim yapma eki aldıkları için türemiş bir sözcük olarak kabul edilirler.)

Cümle içinde isim, sıfat zarf görevinde kullanılırlar dedik. Peki bir fiil nasıl olur da cümle içinde  isim, sıfat ve zarf görevlerinden birini üstlenebilir? Fiilimsiler; isim fiil, sıfat fiil ve zarf fiil olarak üç’e ayrılırlar her birinin kendine özel fiilimsi ekleri vardır. Bunlar;

⭕İsim Fiil Ekleri :  –ma, -ış, -mak
⭕Sıfat Fiil Ekleri :  -an, -ası, -mez, -ar, -dik, -ecek, -miş
Zarf Fiil Ekleri :ken, -alı, -madan, -ince, -ip, -arak, -dıkça, -e….-e, -r…..-maz, -casına, -meksizin, -dığında

İşte bu ekler sayesinde fiilimsiler “isim, sıfat ve zarf” görevinde kullanılırlar. Bir cümlede fiile gelen isim fiil eki o sözcüğü cümlede isim, sıfat fiil eki sıfat, zarf fiil eki zarf yapar. Bu bilgi çok önemlidir. Çünkü biz soru çözümlerinde fiilimsi olan sözcüğü bulurken sadece cümlede fiilimsi eki alan sözcük var mı yok mu buna bakmayacağız; bir de bu eki alan sözcüğün hangi görevde (isim, sıfat, zarf) kullanılıp kullanılmadığına bakacağız. Şimdi bu fiilimsi çeşitlerini eklerini ve görevlerini tek tek inceleyelim.

1.İsim Fiil (Mastar)

Fiillere getirilen “-ma, -ış, -mak” ekleri ile yapılır. Bu ekler büyük ünlü uyumu kuralına göre eklendiği sözcük içinde değişiklik gösterecekleri için “-ma, -me,  -ış, -iş, -uş, -üş, -mak, -mek” şekillerinin de var olduğunu bilmeliyiz arkadaşlar. Fakat ezberimizde kalıcı olması için  “-ma, -ış, -mak”  eklerini bilmemiz yeterlidir. Bu ekler fillere gelerek onları cümle içinde “isim” yaparlar.

🔽🔽🔽

Görmekten sonra görülmek, aşkın ikinci kademesiydi.
Gör (fiil kökü)   +   mek  (isim fiil eki)

  • Mektup yazmak onun için huzur verici bir şeydi.
  • Ben de sizinle tatile gelmeyi düşünüyordum.
  • Bağlama çalmayı bu kadar çok seveni hiç görmemiştim.
  • Programın başlayışı herkesi heyecanlandırdı.
  • Yanımda oluşunu, bana sarılışını hiç unutamam.
  • Onun gelişiyle oda bir anda sessizliğe büründü.
  • Oturuşu ile herkesin dikkatini üzerine çekti.
  • Bir gülüşü ile her şeyi değiştirmeyi biliyordu.

 

‼‼‼ İsim fiil eki aldığı halde ve fiilimsi olma kriterlerine uygun olduğu halde kalıplaşarak bir varlığın kavramın adı olan sözcükler vardır. Bunlar fiilimsi olarak kabul edilmezler.

  • Elindeki çakmak ile oynaması annesini tedirgin etti.
  • Her gün dondurma yersen çok hasta olabilirsin.
  • Merak ettiğiniz bilgileri giriş kattaki danışmadan öğrenebilirsiniz.

 ‼‼‼Olumsuzluk eki olan “-ma, -me” eki ile isim fiil eki olan “-ma, -me” eki karıştırılmamalıdır.

  • Ortalığı toplama görevini kardeşine verdiler. (İsim Fiil Eki)
  • Bu saatte herkes uyuyor ortalığı toplama. (Olumsuzluk Eki)

‼‼‼ Fiiller gibi çekimlenmezler. Şimdi bunun örneklerle açıklamasını daha da netleştirelim.

  • Uyu-mak istiyorduk.  (Bu cümledeki fiilimsiye kip eki ve şahıs eki getirmeye çalışalım)
    Uyu-mak- yor-uz istiyorduk. (çok anlamsız olduğunu görüyoruz)

2.Sıfat Fiil (Ortaç)

Fiillere getirilen “-an, -ası, -mez, -ar, -dik, -ecek, -miş” ekleri ile yapılır. Bu ekler de büyük ünlü uyumu kuralına göre eklendiği sözcük içinde değişiklik gösterecekleri için “-an, -en, -ası, -esi, -maz, -mez, -ar, -er, -dık, -dik, -duk, -dük, -acak, -ecek, -mış, -miş, -muş, -müş” şekillerinin olduğunu bilmeliyiz. Fakat daha rahat ezberleyebilmemiz için  “-an, -ası, -mez, -ar, -dik, -ecek, -miş” eklerini bilmemiz yeterlidir. Zaten daha da kolay akılda kalması için şifrenmiş bir şekilde sıralanmıştır:

“Anası mezar dikecekmiş”

Aşağıdaki örneklerde sıfat fiillerin cümle içinde sıfat görevlerinde kullanıldıklarına dikkat ediniz. Sıfat fiil ekleri fiillere gelerek onları cümle içinde sıfat ya da adlaşmış sıfat yapar.

🔽🔽🔽

  • Çalışan                 adamı         herkes   sever.
    (Niteleme Sıfatı)      (isim)
    (Sıfat Fiil)
  • Gelen, gideni aratır. (Adlaşmış Sıfat+ Sıfat Fiil)
  • Yıkılası dağlar geçit vermez oldu.
  • Bu çocuğun sevilesi bir yanı kalmamış.
  • Görünmez kazaya da davetiye çıkarmayalım.
  • Aşılmaz yollardan aşırdın beni.
  • Koşar adımlarla bebeğini kucaklamaya gitti.
  • Gider ayak herkesin canını yaktı.
  • Ne zaman seninle olsam tanıdık bir kuş cıvıltısıyla uyanırdım her sabah…
  • Bazen bilindik şiirlerle bile olsa göz doldurmayı iyi biliyordu.
  • Gelecek sezonda en başarılı futbolcular bizim olacak.
  • Böyle bir kazadan sağlam çıkabildiyse verilmiş sadakası var demek.

 

 ‼‼‼Sıfat fiillerin olumsuz şekilleri de mevcuttur.

  • Çalışmayan adama kimse ekmez vermez.
  • Olmayacak duaya amin denmez.

 

‼‼‼ Bazı sıfat fiil ekleri ile başka ekler benzerlik göstermektedir. Bunları karıştırmamak gerekir. Fiilimsiler ve eklerini ayırt etmek için bir çok faktör var fakat en önemlisi eki alan sözcüğün fiil kök gövdesi olup olmadığına ve sözcüğün cümlede sıfat görevinde kullanılıp kullanılmadığına bakmaktır. Karıştırılan ekler;

      🔽🔽🔽              

  • Tutmaz dizlerim birden düzeldi. “-mez, -maz” =Sıfat Fiil Eki  
  • Dedemin dizleri tutmaz.            “-mez, -maz” = Geniş Zaman Kipinin  Olumsuzluk Eki

 

  • Koşar adımlarla yanıma geldi.     “-ar, -er” = Sıfat Fiil Eki   
  • Her sabah mutlaka koşar.            “-ar, -er” = Geniş Zaman Kip Eki

                   

  • Gelecek yıl şampiyonuz.        “-acak, -ecek” = Sıfat Fiil Eki
  • Seneye bize gelecek.             “-acak, -ecek” = Gelecek Zaman Kip Eki

 

  • Yırtılmış pantolon ile dışarı çıkma.    “-mış, -miş, -muş, -müş” = Sıfat Fiil Eki     
  • En sevdiği pantolonu yırtılmış.     “-mış, -miş, -muş, -müş” = Öğrenilen Geçmiş Zaman Kip Eki

 

3.Zarf Fiil / Bağ Fiil (Ulaç)

Fiillere getirilen “-ken, -alı, -madan, -ince, -ip, -arak, -dıkça, -e….-e, -r…..-maz, -casına, -meksizin, -dığında” ekleri ile yapılır. Fiili zarf yapma görevi üstlenen bu eklerin diğer ekler gibi ünlü uyumlarına göre değişkenlik gösterdiğini bilmeliyiz. Ezberlemek için biraz fazla ek olduğu için yine aşağıdaki gibi şifrelendirmek mümkündür. Kendiniz de istediğiniz şekilde değiştirebilirsiniz.

🔽🔽🔽

Kenyalı emadan ince ip arakladıkça
Eve varmazcasına gelmeksizin çıktığında

 

Aşağıdaki örneklerde zarf fiillerin cümle içinde zarf görevlerinde kullanıldıklarına dikkat ediniz. Zarf fiil ekleri fiillere gelerek onları cümle içinde zarf yapar.

🔽🔽🔽

  • Yatarken ışıkları söndürmeyi unutma. (-kan eki yoktur sadece -ken şekli var)
  • Bu dünyaya geleli yüzü bir kez olsun gülmedi.
  • Saati kuralı çok olmamıştı.
  • Görünmeden kimseye gel gizli gizli.
  • Kapanmadan kazan yarışmasına katılmak istiyorum.
  • Masadaki tabaklar kırılınca ne yapacağını bilemedi.
  • Sen gidince hiçbir şeyin tadı kalmamıştı.
  • Olanları duyunca birden gözleri doldu.
  • Seni görünce ellerim titriyor.
  • Bütün her şeyi unutup yeni bir hayata başlamak istiyordu.
  • Para biriktirip bilgisayar alacağını söyledi annesine.
  • Fiilimsiler ile ek fiillere çalışarak sınavdan seksen almayı başardı.
  • Çırpındıkça daha da batacağını anlamıştı.
  • Koşa koşa yanına gitti.
  • Ağlaya ağlaya gözleri kan çanağına dönmüş.
  • Gelir gelmez yatağa uzandı.
  • Yatar yatmaz uyudu.
  • Ölürcesine sevdiği için her dediğini yapıyordu.

 

‼‼‼ “-ken” ekinin bazen isimlere geldiğini görmeniz gerekir arkadaşlar. Bu durumda bu eki alan kelime fiilimsi sayılmaz.

  • Öğrenciyken çok zamanımızın olduğunu fark edememişiz. (Öğrenci = İsim)
  • Çalışırken zamanın nasıl geçtiğini anlayamamışız.  (Çalış = Fiil)

 

Fiilimsiler, fiil değil; ancak fiile benzer sözcüklerdir.
Fiil gibi çekimlenemez; ancak olumsuzları yapılabilir.
İsim fiil, sıfat fiil ve zarf fiil olmak üzere üçe ayrılır.
Bunların her biri için ayrı ayrı fiilimsi ekleri vardır.
Bu ekler mutlaka fiil kök veya gövdelerine gelmek zorundadır.
Eklendikleri fiilleri cümlede “isim, sıfat, zarf” yaparlar.
Fiilimsiler cümlede doğrudan yüklem olmazlar, ek eylem alarak yüklem olurlar.

 

8. Sınıf Türkçe: Noktalama İşaretleri

NOKTALAMA İŞARETLERİ

⚓Dilimizde ilk kez Tanzimat döneminde kullanılan noktalama işaretleri, yazının daha kolay anlaşılmasını sağlar. Yazının okunmasını kolaylaştırır ve anlam karışıklığına düşülmesine engel olur.

⚓Biz konuşurken cümlede anlatmak istediklerimizi ses tonumuzla açık olarak ortaya koyabiliriz. Nerede duracağımızı nerede vurgu yapacağımızı biliriz. Ancak yazıda böyle bir vurgulama yapamadığımızdan, bunu noktalama işaretleriyle sağlamaya çalışırız.

⚓Şimdi noktalama işaretlerinin neler olduğunu ayrıntılarıyla görelim.

Nokta (.)

  • Anlamca tamamlanmış cümlelerin sonunda kullanılır.

“Bu konuyu mutlaka öğrenmeliyim.”

“Seni de bekliyoruz bu akşamki yemeğe.”

  • Sözcüklerin kısaltılarak yazılmaları halinde kullanılır.

“Seni bir de Dr. Ali Bey’e götürelim.”

“Askerlere Yzb. Ahmet emir vermiş.”

Sözcüklerin baş harflerinin alınmasıyla yapılan kısaltmalarda artık nokta kullanılmıyor.

“Arkadaşım DSİ’de çalışıyormuş.”

  • Rakamla yazılan tarihler arasında kullanılır.

“15.5.1995 tarihinde anlaşma imzalandı.”

  • Sıra bildiren “-ncı, -nci” eklerinin yerine kullanılır.

“Şimdi de 2. maddeyi inceleyelim.”

  • Saat ve dakikaların yazımında kullanılır.

“Bugün 8.45‘te toplantı var.”

Virgül (,)

  • Eş görevli sözcük ve söz öbeklerinin aralarında kullanılır.

“Kitaplarını, defterlerini, kalemlerini alıp gitti.”

cümlesinde nesnelerin ayrılmasında,

“Kırmızı, güzel bir arabası vardı.”

cümlesinde sıfatların ayrılmasında kullanılmıştır.

  • Anlamca karışan öğelerin ayrılmasında kullanılır.

“Yaşlı kadının yanına yaklaştı.”

“Yaşlı, kadının yanına yaklaştı.”

cümlesinde virgül özneyi ayırmakta kullanılmıştır. Eğer olmasaydı, “yaşlı” sözü sıfat olurdu.

  • Arasözlerin başında ve sonunda kullanılır.

“Bu evi, çocukluğumun geçtiği yeri, asla sattırmam.”

  • İçinde başka virgül bulunmayan sıralı cümlelerin ayrılmasında kullanılır.

“Beni çağırdı, kendisi gelmedi.”

  • Cümle içindeki ünlem bildiren sözcüklerden sonra kullanılır.

“Yoo, bu kadarına dayanamam!”

  • Seslenme bildiren sözcüklerden sonra kullanılır.

“Arkadaşlar, biraz beni dinler misiniz?”

Noktalı Virgül (;)

  • Öğe sayısı fazla olan ya da cümle içinde virgül bulunan sıralı cümleler arasında kullanılır.

“Öğretmen, elindeki not defterini açtı; sözlü yapacağı bir öğrenci aradı.”

  • Bir bağlaçla birbirine bağlanan cümleler arasında bağlaçtan önce kullanılır.

“Beni davet etmediniz; ama bunun için size kızmıyorum.”

  • Aralarında nitelik farkı bulunan söz öbeklerinin ayrılmasında kullanılır.

“Sözcükler isim, sıfat, zamir, zarf; edat, bağlaç, ünlem; fiil gibi gruplara ayrılabilir.

  • Öznenin diğer öğelerle karıştığı yerlerde kullanılır.

“Küçük; eski bir eve girdi.”

cümlesinde giren “küçük”tür. Eğer virgül koysaydık bu sözcük evin sıfatı olarak da düşünülebilirdi.

İki Nokta (:)

  • Bir cümlede açıklama yapılacaksa, açıklamaya başlamadan hemen önce iki nokta kullanılır.

“Türkçe’de sözcük kökleri iki ana gruba ayrılır: İsim ve fiil.

  • Kavramlar tanımlanırken ya da açıklanırken kullanılır.

İsim: Varlıkları, kavramları karşılayan sözcüklerdir.

  • Konuşma metinlerinde kullanılır.

Ahmet: “Ne zaman geldiniz eve?” diye sordu.

Üç Nokta (…)

  • Benzer örneklerin sürdürülebileceğini göstermek için kullanılır.

“Bahçede elma, portakal, … daha birçok meyve ağacı vardı.”

  • Anlamca tamamlanmamış cümlelerin sonunda kullanılır.

“Bir de istediğimi almamışsa….”

  • Söylenmek istenmeyen sözler yerine kullanılır.

“Bu suçu … işlemiş olabilir.”

  • Bir alıntının alınmayan yerleri yerine kullanılır.

Ahmet Haşim “… sözden ziyade musikiye yakın …” sözleriyle tanımlamıştır şiiri.

  • Sözün bir yerde kesildiğini anlatmak için kullanılır.

– Niçin gelmedin?

– Benim …

– Mazereti bırak da gerçeği söyle.

  • Yüklemi bulunmayan cümlelerin sonunda kullanılır.

“Karşıda başı dumanlı dağlar … Yan tarafta küçük bir dere …”

Sıra Noktalar (…..)

  • Şiirde alınmayan dizelerin, yazıda alınmayan bölümlerin yerine kullanılır.

Ne sitem ne korku yalnızlıktan

…..

Süslenmiş gemiler geçse açıktan

…..

dizelerindeki kafiyeleri inceleyelim.

  • Konuşmalarda kişinin sustuğunu göstermek için kullanılır.

– Neden geldin?

– …..

– Seni o mu çağırdı?

Kısa Çizgi (-)

  • Bir olayın başlangıç ve bitiş tarihleri arasında kullanılır.

“Bu savaş 1939 – 1945 yılları arasında olmuştur.”

  • Birbiriyle ilgili ülke ya da kavram isimleri arasında kullanılır.

“Türkiye – Suriye ilişkileri biraz gergin.”

“Devlette yasama – yürütme – yargı organları net olarak ayrılmalıdır.”

  • Cümle içindeki arasözlerin başında ve sonunda kullanılır.

“Bu konuyu – sen de hatırlarsın – onunla konuşmuştuk.”

  • Cümle sonunda sözcük yarım kaldığında kullanılır.

“Şiir konusunda onun da benimle aynı görüşte olduğunu duyunca çok sevindim.”

Eğer satır sonunda özel isim bitmiş ve ona ait olan ek diğer satıra düşmüşse, arada kısa çizgi değil kesme (‘) kullanılır.

“Sizinle geçen yıl bugün yine aynı şehirde Ankara’da karşılaşmıştık .”

  • Dilbilgisinde eklerin ve mastar halindeki fiillerin gösterilmesinde kullanılır.

“Kitapçı” sözcüğü “-çı” yapım ekini almıştır.

“Çalışkan” sözcüğü “çalış-” fiilinden türemiştir.

  • Osmanlıca tamlamalarda kullanılır.

“Servet-i Fünun edebiyatından sonra Fecr-i Ati topluluğu gelir.”

Uzun Çizgi (—)

Konuşma metinlerinde, konuşmaların başında kullanılır.

– Sen de bizimle gelecek misin?

– Neden gelmeyeyim?

– Hiç, sordum sadece.

Kesme İşareti (‘)

  • Özel isimlere gelen çekim eklerinin ayrılmasında kullanılır.

“Bu konuda bir de Ahmet’in fikrini alalım.”

Eğer özel isim, yapım eki almışsa çekim ekleri kesmeyle ayrılmaz.

“Bu soruyu bir de İzmirlilere soralım.”

  • Sayılara ek getirilirken kullanılır.

“Toplantı 10.45’te başlayacaktır.”

  • Kısaltmalara ek geldiğinde kullanılır.

“Sorun BM’de görüşülecekmiş.”

  • İki sözcüğün kaynaştırılarak söylenmesi sırasında ses düşmesi olursa ya da şiirde vezin gereği ses düşmesi yapılmışsa kullanılır.

“Acep bu yerde var m’ola

Şöyle garip bencileyin”

“Yine n’oldu da ağlıyorsun?”

  • Anlamca karışan sözcüklerin yazımında kullanılır.

“Bu sorunun nasıl çözüleceğini bilmiyorum.”

Cümleside altı çizili sözün “soru” mu yoksa “sorun” mu olduğu belli değil. Bu karışıklığı kesmeyle giderebiliriz.
“Bu soru’nun nasıl çözüleceğini bilmiyorum.”

cümlesinde sözcüğün “soru” olduğu açıklanmış olur.

Soru İşareti (?)

  • Soru anlamı taşıyan cümlelerin sonunda kullanılır.

“Sana bu haberi kim verdi?”

  • Sözcüğün karşıt anlamının ifade edilmek istendiği yerlerde kullanılır.

“Burada ondan daha akıllı (?) biri var mı ki?

  • Kesin olarak bilinmeyen tarihler yerine kullanılır.

“Yunus Emre (? – ?) Tekke şiirinin kurucusudur.”

Tırnak İşareti (“ ”)

  • Cümle içinde başkasına ait sözlerde kullanılır.

O bana: “Şimdi sizinle gelemem.” demişti.

  • Cümle içinde geçen kitap, dergi isimleri tırnak içine alınabilir.

Bu derste “Aşk-ı Memnu” romanını inceledik.

Tırnak içindeki söze ek gelirse, tırnaktan sonra gelir ve kesme kullanılmaz.

Siz bir de Haşim’in “O Belde” sini okuyun.

  • Cümlede önemsenen, vurgulanmak istenen sözcükler tırnak içine alınabilir.

Benim söylediklerim “vaad” değil “gerçek”tir.

  • Alıntılar tırnak içine alınarak verilir.

Yunus’un “Bana seni gerek seni” dizesi, amacını ortaya koyar.

Tırnak içindeki cümlenin içinde bir tırnak daha kullanmak gerekirse bu kez tekli tırnak (‘ ’) kullanılır.

“Haşim, şiirin yoruma açık olmasını ister ve daima ‘Şiir her okuyanda ayrı duygular uyandırmalıdır.’ der.”

Parantez (Ayraç) İşareti ( ( ) )

  • Cümle içinde bir sözcüğün eş anlamlısı verilirse kullanılır.

“Bu dizede teşhis (kişileştirme) yapılmış.”

  • Cümledeki herhangi bir sözcüğün açıklanması durumunda kullanılır.

“Kıbrıs konusunda iki ülke (Türkiye ve Yunanistan) hiçbir zaman anlaşamaz.”

  • Cümle içinde kullanılan tarihler ya da bir sözcüğün anlamıyla ilgili noktalamalar parantez içine alınır.

“Bu öğretim yılında (1993 – 1994), devlet yine gelişmiş (?) eğitim sistemleri deneyecekmiş.”

  • Yabancı sözcüklerin okunuşu parantez içinde gösterilir.

“Bacon (Beykın) ünlü bir deneme yazarıdır.”

  • Tiyatro metinlerinde hareketleri anlatan bölümler parantez içine alınır.

“Kadın (başını öne eğerek): “Bilmiyorum.” dedi.

Ünlem İşareti (!)

  • Ünlem cümlelerinin sonunda kullanılır.

“Hey, bana baksana sen!”

“Yandım!”

“Aman Allah’ım!”

  • Bir sözün yanında parantez içinde ünlem işareti bulunuyorsa, o söze inanılmadığını gösterir.
  • “Ne kadar nazik (!) biri olduğunu göreceksin.”

8. Sınıf Türkçe: Yazım(İmla) Kuralları

YAZIM (İMLA) KURALLARI

🌐”ile” Sözcüğünün Ek Olarak Yazımı: “ile” sözcüğü kendinden önce gelen sözcüğe bitişik yazılırsa şu kurallara dikkat edilir :

🌐Ünsüzle biten bir sözcüğe ile getirildiğinde başındaki ” i ” sesi düşer ve ünlü uyumuna uyar.

🚩 Okulla ev arası yarım saat sürüyor. (okul + ile okulla)

🚩Erzurum’a kadar trenle gittim. (tren + ile trenle)

 

🌐Ünlüyle biten bir sözcüğe, ile getirildiğinde, başındaki ” i ” sesi ” y ” ye dönüşür, yine ünlü uyumuna uyar.

🚩Buraya kendi ayağıyla geldi. (ayağı + ile ayağıyla)

🚩Silgiyle kalem istedi benden. ( silgi + ile silgiyle)

 

🌐”ki” nin Yazımı: “ki” eğer bağlaçsa;

🌐1. Genel olarak iki cümleyi bağlama görevi yapar. Örnek:

🚩Hava o kadar güzeldi ki kendimi hemen sokağa attım.

1. cümle                            2. Cümle

🚩Bir de baktım ki  ortalıkta kimse kalmamış.

1. cümle                    2. Cümle

 

🌐2. Kişi ve işaret zamirlerinden sonra gelen “ki” de bağlaç olup ayrı yazılır. Örnek :

🚩Ben ki,             Bizler ki,                   Durum    o    ki

Kişi zamiri          kişi zamiri                  işaret zamiri

 

🌐3. Bazı bağlaçlarla  birlikte kullanılmasına karşı, kalıplaşmış “ki” ayrı yazılır. Örnek :

🚩Öyle ki,    yeter ki,  kaldı ki

‼‼‼”ki”, eğer bağlaçsa daima ayrı bir sözcük olarak yazılır. Ayrıca kendinden önce gelen sözcüğün ünlülerine uyum gösterip “kı” olmaz.

 

🌐Kendinden önce gelen sözcüğe bitişik yazılan “ki” ler ise şunlardır :

A) “de” durum ekinden sonra gelip addan sıfat yapan “ki” : Örnek : evdeki hesap, kafamdaki plan, yoldaki insanlar

B) İlgi zamiri olan “ki” : Örnek :  Seninki, sınıfınki, bizimki

C)  Bazı bağlaçlarla kalıplaşan “ki” : Örnek :  Oysaki, mademki, halbuki, sanki

D)  Zaman bildiren sözcüklerden sonra gelen “ki” : Örnek :   Dünkü, akşamki, az önceki

 

🌐”de,da” Bağlacının Yazımı:

🌐A) Genel olarak “dahi, bile” bağlaçlarıyla aynı anlamdadır. Bağlaç olup olmadığını anlamak için cümleden çıkarmayı deneriz. Cümleden çıkarıldığında, cümle yapısı bozulmazsa bağlaç olduğunu anlarız ve ayrı bir sözcük olarak yazarız. Örnek :  Buraya kadar gelip de ona uğramamak olmaz.

🚩Sen de çok oldun artık!

🌐B) Bu bağlaç kendinden önce gelen sözcüğün ünlülerine kalınlık-incelik yönünden uyar. Örnek: Gençliğimizle birlikte umutlarımız da uçup gitti.

🚩Onu gördüyse de görmezlikten geldi.

🌐C) Kendinden önce gelen sözcük, sert ünsüzle bitse bile, bu bağlaç sertleşerek “te,ta” biçiminde yazılamaz. Yazılırsa yazım yanlışı ortaya çıkar. Örnek :  Bu iş küçük te sen gözünde büyütüyorsun. (Yanlış)

🚩Bu iş küçük de sen gözünde büyütüyorsun. (Doğru)

 

🌐Bağlaç olan “de, da” ile, ad durum eki olan “-de, -da” karıştırılmamalıdır. “-de, -da” eğer ad ad durum ekiyse kendinden önce gelen sözcüğe bitişik yazılır. Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamı da yapısı da bozulur.

🚩 Bir süre sessizce yolda yürüdük.

🚩Çiçeklerin kökünde bir hastalık var.

 

🌐İki “de, da” üstüste gelirse birincisinin ad durum eki, ikincisinin bağlaç olduğu dikkate alınmalıdır.

🚩     Telefon ettim evde de yokmuş.

 

🌐”mi” Soru Edatının Yazımı:

🌐A) “mi” soru edatı, cümleye soru anlamı katsa da katmasa da kendinden önce gelen sözcükten ayrı yazılır : Örnek :  O da bizimle gelecek mi?

🚩Gördün mü şimdi yaptığını!

🚩Konuşmaya başladı mı susmaz.

 

🌐B) “mi” soru edatı, ayrı yazılmasına karşın kendinden önce gelen sözcüğe, kalınlık-incelik ve düzlük-yuvarlaklık yönünden uyum sağlar.

🚩 Okudun mu?     Güzel mi?       Akıllı mı?

 

🌐C)  “mi” soru edatından sonra gelen zaman ve kişi eklentileri soru edatıyla bitişik yazılır.

🚩Onunla sık sık görüşüyor musunuz?

🚩Olanları bilir miydi de?

 

🌐Tarihlerin Yazımı:

🌐 Gün ve ay adları, yanlarında rakam olmadan yazıldığında, küçük harfle başlar. Örnek : Oğlum aralık ayının soğuk bir gününde doğdu.

🚩Önümüzdeki hafta, salı günü onu görmeye gidelim.

🌐Belirli bir tarihi gösteren ay ve gün adları her yerde büyük harfle başlar. Örnek : 1986’nın Mart ayında başladı göreve.

🚩Cumhuriyet 29 Ekim 1923 ‘te ilan edildi.

🌐Gün ve ay bildiren tarihler şu şekilde yazılabilir : Örnek :  4 Aralık 1996

🚩2.12.1996

🚩4/12/1996

 

🌐İkilemelerin Yazımı: İkilemeler daima ayrı yazılır ve ikilemeyi oluşturan sözcüklerin arasına hiçbir noktalama işareti konulmaz.  Örnek : Soruları düşüne düşüne çözmelisin. (Doğru)

🚩Yavaş, yavaş yerinden doğruldu. (Yanlış)

 

🌐Pekiştirmelerin Yazımı: Sıfatların başına gelerek onların anlamlarını pekiştirmeye yarayan ön ekler, daima sıfata bitişik yazılır. Örnek : Bembeyaz örtü (Doğru)

🚩Yapa yalnız adam (Yanlış)

 

🌐Sayıların Yazımı: Sayıların rakamlarla gösterilmesi ya da yazıyla yazılmasına ilişkin başlıca kurallar şunlardır :

🌐 Herhangi bir anlatım türünde (roman, öykü, deneme, mektup) kesinlik anlamı önem taşımayan sayılar, yazıyla gösterilir. Örnek :

🚩Bu kitabı yazalı beş yıl oldu.

🚩Bahçede dört beş çocuk oynuyordu.

 

🌐 Kesinlik anlamı önem kazanan konularda, bilimsel yazılarda sayılar rakamla gösterilir.

🚩Marmaris’te 2000 hektar orman yandı.

🚩Baktım, termometre 30 dereceyi gösteriyordu.

🌐  Çok sıfırlı sayıların ana sayılardan sonraki basamakları yazı ile gösterilebilir .

🚩13 milyar, 20 trilyon

 

‼‼‼Çek ve senetlerde sayı basamakları bitişik yazılır.

 

🌐Kısaltmaların Yazımı:

🌐 Tek heceli sözcükler, ilk harfleri alınarak kısaltılır. Kısaltmanın sonuna nokta konur :

🚩Sözcük                     kısaltılmış şekli

Zarf                                  z.

Test                                  t.

🌐 Çok heceli sözcükler, genellikle baştan iki ya da üç harf alınarak kısaltılır :

🚩Sözcük        kısaltılmış şekli

Cadde           cad.

Doçent          doç.

Bölük            bl.

🌐 Özel adlar genellikle her sözcüğün ilk harfi alınarak kısaltılır. Kısaltmada harfler arasına nokta konmaz :

🚩Özel Ad                       Kısaltılmış şekli

Posta Telefon Telgraf             PTT

Devlet Malzeme Ofisi             DMO

🌐   Özel adların kısaltmalarına getirilen ekler, kesme işaretiyle ayrılır :

🚩Doğru                  Yanlış

TV’de                    TV’da

DMO’ya                 DMO’ne

ODTÜ’ye                ODTÜ’ne

 

🌐Bileşik Sözcüklerin Yazımı:

🌐 Kurallı (özel) bileşik eylemler daima bitişik yazılır :

🚩 Gidedur (mak), bakıver (mek), öleyaz (mak)

 

🌐 Yardımcı eylemlerle kurulan bileşik eylemlerde :

🌐Birleştirme sırasında ad soylu sözcükte herhangi bir ses düşmesi veya ses türemesi olmuyorsa ayrı yazılır

🚩 Terk et(mek), pişman ol(mak)

 

🌐Birleştirme sırasında ad soylu sözcükte bir ses düşmesi ya da ses türemesi meydana gelirse bitişik yazılır.

🚩 seyir- seyret(mek), kahır- kahrol(mak), his-hisset(mek)

 

🌐 İki ya da daha çok sözcükten oluşmuş yerleşim merkezi adları bitişik yazılır

🚩 Bahçelievler, Sivrihisar, Çanakkale

 

🌐 Bir heceli sözcüklerin başına geldiği bileşik sözcükler bitişik yazılır

🚩 İlkbahar, Akdeniz, Önsöz, İlknur

 

🌐 Sıfat ya da ad tamlaması biçiminde oluşmuş ve öylece kalıplaşmış olan bileşik sözcükler bitişik yazılır

🚩 Sivrisinek, Atakule, Topkapı, Beşevler

 

🌐Deyimlerin Yazımı: Deyimler kaç sözcükten oluşursa oluşsun, deyimi oluşturan her sözcük ayrı yazılır.

🚩 Son günlerde bu şarkıyı diline doladı.

🚩Bütün gece gözüme uyku girmedi.

🚩Çok titizdir, her şeyde ince eleyip sık dokur.

🚩Vurdumduymaz, kabadayı, çıtkırıldım.

 

🌐Ünlüyle Biten Eylemlerin Yazımı: “a”  ya da “e” geniş ünlüsüyle biten eylem kök ya da gövdelerine gene bu geniş ünlülerle başlayan herhangi bir ek getirildiğinde bu geniş ünlülerde herhangi bir ses daralması olmaz.

 

🚩Yanlış                        Doğru

Gelmiyen                   gelmeyen

Bilmiyerek                 bilmeyerek

Anlamıyan                 anlamayan

 

🌐Kesme işaretinin Kullanımı:

🌐A) Özel adlara gelen çekim ekleri kesme işaretiyle ayrılır :

🚩 Hikmet’ten, Yardım Sevenler Derneği’ne

🌐B) Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmada kullanılır.

🚩  TRT’ye, TMO’nun, ODTÜ’den

🌐C) Sayılardan sonra gelen ekleri ayırmada kullanılır :

🚩 1963’ten, 3’ün katları, 5’inci kat

🌐D) Özel adlara gelen ve adlara aile anlamı katan “-ler” çoğul eki, kesme işaretiyle ayrılmaz. Özel adlara gelen “ve benzerleri” anlamı katan “-ler” çoğul eki kesme işaretiyle ayrılır :

🚩 Akşam Ayşeler bize gelecek. (aile anlamında)

🚩Bu topraklar daha nice Atatürk’ler yetiştirir. (ve benzeri anlamında)

🌐E)  Özel adlara gelen yapım ekleri kesme işareti ile ayrılmaz.

🚩 Urfalı, Çince, Türklük

🌐F)  Özel adlara gelen yapım eklerinden sonra eklenen çekim ekleri kesme işaretiyle ayrılmaz.

🚩Adıyamanlılar, Fransızcadan, Atatürkçülerden

 

🌐Büyük Harflerin Kullanımı:

🌐 Her cümlenin ilk harfi büyük yazılır.

🚩 Ona her konuda yardımcı olduk. Ülkemizde yedi bölge vardır.

🌐 Şiirde her dizenin ilk harfi büyük olur :

🚩Bu şehirden gidiyorum

🚩Gözleri kör olmuş kırlangıçlar gibi

🌐 Yazı başlıklarının her sözcüğü büyük olur :

🚩 Sıfatların Genel Özellikleri

🚩Ziraatte Yeni Buluşlar

🌐 Belli bir tarihi gösteren ay ve gün adları büyük harfle başlar :

🚩17 Mayıs, 1997, Salı

🌐 Bütün özel adlar büyük harfle başlar. Başlıca özel adlar şunlardır:

🚩Kişi ad ve soyadları. Örnek : Kemal Cantürk

🚩Hayvanlara verilen adlar. Örnek : Tekir, Karabaş

🚩Ulus, din, mezhep, tarikat adları. Örnek : Araplar, İslamiyet, Alevilik

🚩Ülke adları. Örnek : İspanya, Fransa

🚩İl,ilçe,kasaba ve köy adları. Örnek : Manisa, Ayvalık, Gölcük

🚩Bulvar, cadde ve sokak adları. Örnek : Atatürk Bulvarı, Çiğdem Mahallesi

🚩Kıta, bölge, okyanus, deniz, göl, ırmak, dağ, ova ve orman adları. Örnek : Avrupa, Van Gölü

🚩Özel bir ada bağlı olarak kullanılan yön adları.  Örnek : Doğu Karadeniz, İç Anadolu

🚩Kurum, kuruluş, dernek, makam ve işyeri adları.  Örnek : Türk Tarih Kurumu, İş Bankası

🚩Yapı, yapıt ve ören adları.  Örnek : Ankara Kalesi, İnce Minare

🚩Kitap, Dergi, Gazete, Yasa adları. Örnek : Nokta, Yeni Yüzyıl, Medeni Kanun

🚩Bütün dil adları.  Örnek : İngilizce, Farsça, Almanca

🚩Bir özel ada bağlı olarak kullanılan ünvan ve takma adlar. Örnek :İnce Memet, Uzun Hasan

🚩Tüm gezegen adları. Örnek : Merkür, Venüs, Mars

🚩Özel adlardan türeyen sözcükler.  Örnek : Türkçülük, Adıyamanlı, Kemalizm

‼‼‼ Dünya, Güneş ve Ay sözcükleri, gezegen anlamıyla (coğrafi terim) kullanılırsa büyük harfle, mecaz anlamda kullanılırsa küçük harfle başlar.

🚩Dünya Güneş’in uydusudur, Ay da Dünya’nın

🚩Başımda dünya kadar iş var.

🚩Pencereden içeri güneş girdi.