8. Sınıf 5. Ünite The Internet

THE INTERNET

VOCABULARY

Desktop PC: masaüstü bilgisayar

Laptop: dizüstü bilgisayar

Connection cable: bağlantı kablosu

Wireless modem: kablosuz modem

Screen: ekran

Smartphone: cep telefonu

Printer: yazıcı

Speakers: hoaprlör

Webcam: kamera

USB flash drive: flaş bellek

System unit: sistem ünitesi, kasa

Attachment: eklenti

Download: indirmek

Log in/on: giriş yapmak

Log out/off: çıkış yapmak

Search engine: arama motoru

Hard disk drive: hard disk sürücüsü

Microphone: mikrofon

Keyboard: klavye

Make new friends: yeni arkadaşlar edinmek

Search for information: bilgi araştırmak

Practice English: İngilizce Pratik yapmak

Chat online: online sohbet etmek

Play online games: online oyunlar oynamak

Do online shopping: online alışveriş yapmak

Enter a password: şifre girmek

Connect the cable to modem: kabloyu modeme takmak

 

CONNECTING SENTENCES

BECAUSE – AND – BUT – SO –

Because: Çünkü

💻 Sebep – Sonuç bildiren cümleleri birbirine bağlar.

Örnek : I usually get up late because I go to bed late.

And: ve

💻 Benzer fikirleri birleştirmek için ve cümleye yeni fikir eklemek için kullanılır.

Örnek: Enter your password and download the file.

But: Fakat/ama

💻 Zıt fikirleri birleştirir.

Örnek: I have a PC but I usually access the internet from my tablet.

So: bu nedenle

💻 Sonuç ifade eder.

Örnek: There is no internet connection here, so I can’t check my emails.

ASKING FOR CLARIFICATION

💻 İngilizcede herhangi bir şeyi anlamadığımızda ve netleştirmek istediğimizde “What do you mean?” (Ne demek istiyorsun) soru kalıbını kullanırız.

Örnek: Is your laptop on or off?

What do you mean?

Did you turn on your laptop?

💻 “Do you mean…?” (…mı demek istiyorsun?) ifadesi de anlaşılmayan noktaları açıklığa kavuşturmak için kullanılır.

Örnek: Check the connection cable first.

Do you mean the cable between the modem and the computer.

💻 “I mean… “ (….demek istiyorum / ….yı kastediyorum) kalıbını kullanarak açıklama yapabiliriz.

Örnek: Are you interested in voleyball?

What do you mean?

I mean, do you like voleyball?

 

FREQUENCY ADVERBS

💻 “HOW OFTEN” (Ne sıklıkla) soru kalıbını bir şeyin ne sıklıkla yapıldığını sorarken kullanırız.

Örnek: How often do you go online?

At least once a day.

💻 “HOW OFTEN” (Ne sıklıkla) soru kalıbına yanıt verirken (always, often, never etc.) kullandığımız gibi aşağıda verilen zarflar da yoğun olarak kullanılır.

         morning/day/night  once a
           week/ weekend twice a day
every                month/ year three times a week
           monday/tuesday four times a month
           january/february several times a year
            spring/summer

 

KEY VOCABULARY

Access: girmek, erişim

Account: hesap

Classmate: sınıf arkadaşı

Confirm: onaylamak

Disconnect: bağlantıyı kesmek

Express: ifade etmek

İdentify: tespit etmek, saptamak

Keep in touch: iletişimde olmak

Register: kayıt olmak

Search: araştırmak

Solve: çözmek

(web) brower: web tarayıcısı

Addict: bağımlı olmak

Affect: etkilemek

Processor: işlemci

Search engine: arama motoru

Sign: işaret, tabela, imzalamak

Software: yazılım, program

Upload: yüklemek

8. Sınıf 4. Ünite Communication

who’s calling kim arıyordu
one moment, please. bir saniye lütfen
hear duymak
bad line telefon çekmiyor, hat kötü
repeat tekrar etmek
caller arayan kişi
come to the phone telefona gelmek, çıkmak
receiver aranan kişi

sender gönderen kişi
receiver alan kişi
communication technology exhibition iletişim teknolojileri sergisi
science museum bilim müzesi
drive sbd to smw birsini bir yere arabayla götürmek
concern kaygı, endişe
sympathy halden anlama, sempati
I hope you feel better soon umarım yakında daha iyi olursun (hissedersin)
that’s so bad bu kötü olmuş
we will meet up later, then başka zaman buluşuruz o zaman
board games masa üstü (özel bir tahta üzerinde) oynanan oyunların genel ismi; satranç, dama vb.
technology stores teknoloji mağazası
accessory stores takı, aksesuar mağazası
follow the outline below aşağıdaki taslağı takip edin
inform (about) bilgi vermek (bir şey hakkında)
abbreviations kısaltmalar
B4N (Bye for Now) şimdilik hoşça kal
SMS (Short Message Service) kısa mesaj servisi
cheap, fast and fun ucuz, hızlı ve eğlenceli
approximately ortalama
million milyon
billion milyar
combination birleşim, karışım
numbers, words, symbols and abbreviations numara, kelime, işaret ve kısaltmalar
negative effects (of x) (x’in olumsuz) olumsuz etkiler
according to x x’e göre
languages diller
nearly hemen hemen, neredeyse
secret gizli
record a mock phone conversation şakacıktan bir telefon konuşması kayıt edin
weekend activity hafta sonu etkinliği
dial aramak, tuşlamak (telefonda)
hang up the phone telefonu kapatmak
simple basit, sıradan
clarify açıklamak, anlatmak
clarification açıklama, netleştirme

 

COMMUNICATION 

Konular 

📞 Expressing concern and sympathy(ENDİŞE/ İLGİ VE ANLAYIŞ İFADE ETME)
📞 Handling phone conversations(TELEFON GÖRÜŞMELERİ)
📞 Talking about plans(PLANLAR HAKKINDA KONUŞMA)
📞 Making simple inquiries (SORU SORMA)

TALKING ABOUT PLANS – PLANLAR HAKKINDA KONUŞMA

A) BE(am/is/are) GOING TO + FİİL

📞 Gelecekteki planlanmış veya önceden karar verilmiş eylemleri anlatmak için kullanılır ve cümleye “-ecek” /acak” anlamı katar.

Örnekler
📞 I am going to visit my relatives. (Akrabalarımı ziyaret edeceğim.)
📞 What are you going to do tonight? (Akşam ne yapacaksın?)
📞 Are you going to stay at home tonight? (Akşam evde mi kalacaksın?)

B) WILL / WON’T + FİİL

📞 Konuşma anında, gelecekteki planlanmamış eylemleri anlatmak için kullanıldığını ve “-ecek” / “-acak” anlamı kattığını bilmek yeterlidir.
📞 I will take my son to the doctor. (Oğlumu doktora götüreceğim.)

📞  Bir iş gönüllü olarak yapılacağı zaman “will” kullanılır. Bu gönüllü eylem konuşan kişinin karşısındakine yaptığı tekliftir. Bu şekilde kullanıldığında gibi “-ecek / -acak” ŞEKLINDE DEĞIL “giderim, bakarım, yaparım” şeklinde çevrilir.

Örnek

📞 Mom: The phone is ringing. (Telefon çalıyor.)
📞 Son: I will get it. (Ben bakarım.)

C) “GOING TO” ve “WILL” ARASINDA Kİ FARK

SHOPPING LIST
📞 Rice

📞 Bread
📞 Onions

📞 Potatoes

📞 Tomatoes

📞 Pepper

Örnek 

📞 Diyelim ki adam alışverişe gidecek ve liste hazırlamış. Evden çıkmak üzereyken eşi adama sesleniyor :

“Don’t forget to buy bread! (Ekmek almayı unutma!)”

📞Adamın listesinde zaten ekmek var adam almayı zaten planlanmış. Bu durumda konuşma anından önce karar verildiği için

“GOING TO” ile cevap veriyor :

“I’m going to buy it. It’s already on list.”(Alacağım. Zaten listede var)”

Eşi tekrar sesleniyor : “Don’t forget to buy milk! (Süt almayı unutma!)”
📞 Ama listede süt yok. Adam almayı planlamamış ve o anda karar veriyor almaya ve bu durumda “WILL” kullanarak cevap vermek zorunda: “OK.
I will buy it. (Tamam. Alacağım/alırım.)” İşte bütün fark bu. Önceden karar verilmiş ise “going to”, konuşurken, o anda karar veriliyorsa “will” kullanılır.

 

PHONE CONVERSATION EXPRESSIONS – TELEFON KONUŞMALARI İFADELERİ

KENDİNİ TANITMA
📞 Hello.This is Jack.

📞 Hello. Jack speaking.

📞 It’s Jack.

📞 Hello. Jack here.

TELEFONA KİŞİ İSTEME
📞 Is Jack in / there?
📞 Can I talk to Jack, please?
📞 Can I speak to Jack, please?
📞 May I speak to Jack, please?
📞 Could you put me through to Jack, please?
📞 Is that Jack?

YANLIŞ NUMARA
📞 I think you’ve got the wrong number.

KİM OLDUĞUNU SORMA
📞 Who’s calling?
📞 Can / May I ask who’s calling?

 

REQUESTS – RİCA CÜMLELERİ

A) ” I ” ÖZNESI İLE KURULAN RİCA CÜMLELERİ

📞 Could I take your name? (İsminizi alabilir miyim?)
📞 May I take yor number? (Numaranızı alabilir miyim?)
📞 Could I speak to Steve, Please? (Steve ile konuşabilir miyim, lütfen?)
📞 olumlu cevaplar : Certainly / Of Course / Sure / Yes, certainly. / Ok.
📞 olumsuz cevaplar : Sorry / Sorry, you can’t / I am afraid, you can’t.

 

B) ” YOU ” ÖZNESİ İLE KURULAN RİCA CÜMLELERİ

📞 Could you ask him to call me?     (Beni aramasını söyleyebilir misiniz?)
📞 Can you hold on a moment, please?     (Bir dakika beklermisiniz, lütfen?)
📞 Would you please help me?     (Bana yardım edermisiniz, lütfen?)
📞 olumlu cevaplar : Yes, of course / Certainly. / Yes, certainly. / Sure. / Ok.
📞 olumsuz cevaplar : Sorry. / Sorry, I can’t. / I am afraid, I can’t.

 

EXPRESSING CONCERN – ENDİŞE İFADE ETME

Aşağıda ki ifadeler karşınızda ki kişinin durumu hakkında duyduğunuz endişeyi ifade etmek için kullanılırlar.

Örnekler
📞 Are you alright / Okay / OK?    İyi misin?
📞 I’m worried about you because…  Senin için endişeleyim çünkü…
📞 Tell me more about…      …’nın hakkında daha fazla anlat.
📞 What’s the matter / problem   / wrong with you?  Neyin var?
📞 You look tired / ill.     Yorgun / hasta görünüyorsun.

 

EXPRESSING SYMPATHY – ANLAYIŞ İFADE ETME

Karşınızda ki kişinin acısını, sıkıntısını, sorununu ve ya üzüntüsünü anlayıp onlarla üzülmenize denir. Aşağıdaki ifadeler bunu ifade etmek için kullanılırlar.

Örnekler
📞 I hope things get better soon.    Umarım yakında herşey düzelir.
📞 I hope you’ll feel better soon.     Umarım yakında daha iyi hissedersin.
📞 I hope he’ll get well soon.      Umarım yakında iyileşir.
📞 I will miss you.       Seni özleyeceğim.
📞 I’m sorry for you.      Senin adına üzüldüm.
📞 I’m sorry to hear that.    Bunu duyduğuma üzüldüm.
📞 I’m thinking of you.      Seni düşünüyorum. / Aklım sende.
📞 Is there anything I can do?        Yapabileceğim birşey var mı?
📞 See you later, then       Daha sonra görüşürüz, o zaman
📞 We’ll meet up later, then      Daha sonra buluşuruz, o zaman

 

8. Sınıf 3. Ünite Cooking

1. Describing Sımple Processes

Bu ünitenin temel konusu tarif vermedir. Tarif verme için genellikle emir cümleleri kullanılır.

Imperatives ⇔ Emir Cümleleri

Emir cümlesi kurmak için fiil yani iş, oluş, hareket bildiren kelimeler başa yazılır.

Fiile herhangi bir ek getirilemez.

Emir cümlelerinde özne kullanılmaz.

Örnekler

Com here ⇔ buraya gel

Go to school ⇔ okula git

Cut the cabbage ⇔ lahanayı kes

Peel and chop the onion ⇔ soğanı soy ve doğra

slice the carrot and tomato ⇔ havucu ve domatesi dilimle

Put all the vegetables in a frying pan ⇔ bütün sebzeleri kızartma tavasına koy

Set the microwave for 10 minutes ⇔ Mikrodalgayı 10 dk ya ayarla
Peel and chop the onions ⇔ Soğanları soy ve doğra
Dice the tomatoes ⇔ Domatesleri küp küp doğra

Emir cümlelerinin olumsuzlarında filden önce don’t getirmek yeterlidir.

Örnekler

Don’t be late ⇔ geç kalma

Don’t cheat ⇔ kopya çekme

Don’t stir it while cooking ⇔ onu pişerken karıştırma

Don’t add too much salt ⇔  Çok fazla tuz ekleme
Don’t pour the hot water ⇔  Sıcak su dökme

 

2. Descrıbıng a Process ⇔  Bir Süreci Tanımlama

Bir süreci tanımlarken sequencing words yani sıralama kelimelerinden yararlanılır. Ünitemizde yemek tarifleri verilirken bu ifadelerden yararlanılmıştır.

Sequencing Words: First, Second, Then, Next, After that, Finally

Örnekler
Recipe for Salad ⇔  Salata tarifi
First, wash the tomatoes and cucumbers ⇔ İlk olarak, salatalık ve domatesleri yıka
Then dice and put them into the bowl ⇔ Sonra, onları küp küp doğra ve kaseye koy
Next, peel and chop the onion ⇔ Daha sonra, soğanı soy ve doğra
After that put the onion into the bowl ⇔ Ondan sonra, soğanı da kaseye koy
Finally, add some salt and oil and mix all of them ⇔ En son olarak, biraz tuz ve yağ ekle ve hepsini karıştır
Bon appetite – Good Appetite  – Enjoy your meal ⇔ Afiyet olsun

Lınkıng Words ⇔ Bağlaçlar
Bir süreçten bahsederken cümleler arasında geçişi sağlamak için bağlaçlardan yararlanılır. Bu ünitede karşılaşacağımız bağlaçlar: AFTER, BEFORE, WHEN, UNTIL  bağlaçlarıdır.

**AFTER, “sonra” demektir. 
Tek başına kullanılmaz. Arkasından bir isim, cümle ya da –ing takısı almış bir fiil gelmesi gerekir. “-den sonra” anlamı katar.

Örnekler
After cracking two eggs beat them ⇔ yumurtaları kırdıktan sonra onları çırp
After you put the water into the pot, let it boil ⇔  Suyu tencereye koyduktan sonra kaynamaya bırak

!!! Then kelimesi de sonra demektir. 
After ile Then in farkı ise Then in bağlayıcı bir görevinin olmamasıdır.

After my father came home, we went shopping. ⇔ -den sonra
My father came home. Then, we went shopping. ⇔ sonra

**BEFORE, “önce” demektir. 
Tek başına kullanılmaz. Arkasından bir isim, cümle ya da –ing takısı almış bir fiil gelmesi gerekir. “-den önce” anlamı katar.
Örnekler
Before the orzo turns brown, add the rice ⇔ Şehriye kahverengileşmeden önce pirinci ekle
Let the rice cool for 10 minutes before serving. ⇔ Servis etmeden önce pilavı 10 dakika soğumaya bırak

**WHEN, “-dığında, -iken, -dığı zaman” anlamları katar. 
Soru kelimesi olan when ile karıştırılmamalıdır. Soru kelimesi olan When den sonra yardımcı fiil gelirken bağlaç olan When den sonra özne ile başlayan cümle gelir gelir.

Örnekler

When it starts boil, turn down the cooker to a low heat ⇔  kaynamaya başladığında ocağı kıs
Take out the slices of bread when it is red enough. ⇔ Yeterince kızardığında ekmek parçalarını çıkar

**UNTIL, “-e kadar” anlamı katar.

Örnekler
Beat the eggs until they are completely mixed.⇔  Yumartaları onlar iyice karışana kadar çırp
Stir it until onion is softened. ⇔  Soğan yumuşayana kadar karıştır.

Önemli Notlar
Yemek Pişirme Yöntemleri ile ilgili sorulabilecek soru
How do you cook ….?⇔  …. nasıl pişirirsin?⇔   [Fry, Boil, Roast, Bake, Steam, Grill]
Yemek tarifleri ile ilgili sorulabilecek sorular

How do you make …..? ⇔ …. yı nasıl yapıyorsun?
Can you describe how to make………? ⇔ ……….in nasıl yapıldığını tarif eder misin?
Can you give me the recipe? ⇔  Bana tarifi verebilir misin?

Yemeğin içeriğini (ingredients) öğrenmek için sorulabilecek sorular ;

– What is in it?⇔ İçinde ne var?
– What do you put in it? ⇔ İçine neler koyuyorsun?
– What are the ingredients? ⇔ İçindekiler nedir?
– What does it consist of? ⇔ Nelerden oluşuyor?
– What does it contain? ⇔ Neler içeriyor?

 

8. Sınıf 2. Ünite Teen Life

TEEN LIFE 
A bit Biraz
A lot of Çok
Ability Yetenek
Act Davranmak
Actually Aslında
Admiration Hayranlık
Admire Hayranlık duymak
Advantage Avantaj
After that Bundan sonra
After-school club Okul sonrası kulüp
Alone Yalnız
Also Ayrıca, bunun yanında
Amusement park Lunapark
Annoyed Kızgın, sinirli
Appearance Dış görünüş
As I am Olduğum gibi
At noon Öğle vakti
Average Ortalama
Awful Berbat, kötü
Bad Kötü
Bake Pişirmek (fırında)
Be Olmak
Be into İlgi duymak
Become Olmak
Bedroom Yatak odası
Begin Başlamak
Believe İnanmak
Better Daha iyi
Big Büyük
Body image Beden imajı, vücut görünümü
By car Araba ile
By plane Uçak ile
Can’t stand Dayanamamak, katlanamamak
Carry Taşımak
Casual Günlük, resmi olmayan
Catch the train Trene binmek
Cause Sebep olmak
Chart Grafik
Chat Muhabbet etmek
Chess Satranç
Citizenship Vatandaşlık
City Şehir
Close Yakın
Clothes Elbiseler, kıyafet
Clothing Giyim kuşam
Colourful Renkli
Come round Uğramak, gelmek
Comfortable Rahat
Common Ortak
Confident Kendine güvenen, kendinden emin
Cook Yemek pişirmek
Cook dinner Akşam yemeği pişirmek
Cookie Kurabiye
Cover Üzerini örtmek
Cowboy Kovboy
Crazy about Çok sevmek
Criticise Eleştirmek
Daily routines Günlük yapılan işler
Delicious Lezzetli
Different Farklı
Disadvantage Dezavantaj
Disagree Fikirlerine katılmamak
Do best Elinden geleni yapmak
Do homework Ev ödevi yapmak
Do the washing up Bulaşıkları yıkamak
Dress Elbise, Giyinmek
Easy Kolay
Either -de, -da (olumsuz cümlelerde)
Energetic Enerjik, hareketli
Enough Yeterince
Especially Özellikle
Evening Akşam
Every Her
Excellent Harika, muhteşem
Face Yüz
Fail Başarısız olmak
Faint with shock Bayılmak, şok geçirmek
Family Aile
Fan Fanatik
Fancy dress party Kostümlü kıyafet partisi
Fashion Moda, en popüler giyim
Fashionable Modaya uygun
Fast Hızlı
Fatter Daha şişman
Favourite En sevilen, favori
Feeling His, duygu
Finally En sonunda, son olarak
Find Bulmak
Finish Bitmek
First İlk olarak
Folk music Halk müziği
Food technology Yemek teknolojisi
Foolish Aptalca
Football practice Futbol antrenmanı
For İçin
Formal Resmi
Free Özgür
Free time Boş zaman
Fun Eğlenceli
Get dressed Giyinmek
Get home Eve varmak, eve ulaşmak
Get up Uyanmak
Go back home Eve geri gitmek
Go out Dışarı çıkmak
Go to bed Yatağa gitmek
Go to concert Konsere gitmek
Good-looking Çekici, yakışıklı
Grandparents Büyükanne ve büyükbaba
Gym Spor salonu
Hand El
Handbag El çantası
Handsome Yakışıklı
Hang out Dışarıda takılmak
Happier Daha mutlu
Hardly ever Binde bir, çok nadir
Hate Nefret etmek
Have a shower Duş almak
Have a snack Atıştırmalık bir şeyler yemek
Have breakfast Kahvaltı yapmak
Have dinner Akşam yemeği yemek
Heading Başlık, manşet
Help Yardım etmek
High position Yüksek pozisyon
High school Lise
Housework Ev işleri
How about you? Ya sen?
How often? Hangi sıklıkta?
However Fakat
I don’t act as I am. Olduğum gibi davranmam.
I feel hurt. İncinirim.
If Eğer
Immediately Hemen, acilen
Important Önemli
Impressive Etkileyici
In fashion Moda, trend
Information technology Bilişim teknoloji
Interesting İlginç
Jealous Kıskanç
Jeans Kot pantolon
Joke Şaka yapmak
Kind Tür, çeşit
Knit Örgü örmek
Late Geç
Later Sonra
Laugh Gülmek
Leave home Evden ayrılmak
Less Daha az
Life Yaşam
Like 1-Gibi    2) sevmek
Listen to music Müzik dinlemek
Live Yaşamak
Long Uzun
Look Görünmek
Loud Gürültülü, yüksek sesli
Low Düşük
Lunch Öğle yemeği
Lunch break Öğle yemeği arası
Make Yapmak
Make my bed Yatağımı toparlamak
Mall Alışveriş merkezi
Many Birçok
Me too. Ben de. (olumlu cümlelerde)
Meat Et
Meet friends Arkadaşlar ile buluşmak
Middle school Orta okul
Money Para
Most 1-En çok  2) Çoğu
Mouth Ağız
Myself Kendim
Natural Doğal
Nerd Pejmürde, modaya uymayan
Nervous Gergin, endişeli
Never Asla
Nicely Güzel şekilde
Not really. Tam olarak değil.
Now Şimdi
Often Sık sık
Once Bir kere
Online Çevrimiçi
Other Diğer
Outfit Kılık kıyafet
Own Kendi
Pancake Gözleme, krep
Part Parça
Pay attention Dikkat etmek, önemsemek
People İnsanlar
Person Kişi
Play 1)   Bir müzik aleti çalmak  2) Oynamak
Pleased Memnun, hoşnut
Popular Popüler
Positive Olumlu
Potato Patates
Practice Antrenman yapmak
Prefer Tercih etmek
Pretty Sevimli
Probably Muhtemelen
Proud of Gurur duymak
Quite Oldukça
Quiz Küçük sınav
Rarely Nadir, çok nadir
Reaction Reaksiyon
Real Gerçek
Regularly Düzenli olarak
Relax Rahatlamak
Relaxing Rahatlatıcı
Respect Saygı, saygı duymak
Result Sonuç
Ride bicycle Bisiklete binmek
Ridiculous Gülünç
Rollerblading Tekerlekli paten sporu
Room Oda
Same Aynı
Satisfied Memnun, tatmin olmuş
See Görmek
Seldom Nadiren
Self-confidence Özgüven
Self-conscious Utangaç, içine kapanık
Serious Ciddi
Set Takım, set
Sew Dikiş dikmek
Sewing Dikiş nakış
Shop Dükkân
Shopping centre Alışveriş merkezi
Shorter Daha kısa
Show Göstermek
Similar Benzer
Slouch Kambur durmak
Small Küçük
Snob Züppe, kendini beğenmiş
So 1)   Bu yüzden   2) çok, oldukça
Soap opera Dizi film
Something Bir şeyler
Sometimes Ara sıra
Spend Harcamak
Stay Kalmak (bir yerde)
Study Ders çalışmak, öğrenim görmek
Style Stil, tarz
Subject Ders
Successful Başarılı
Summer Yaz
Surf the Net İnternette sörf yapmak
Take the bus Otobüse binmek
Taller Daha uzun
Teach Öğretmek
Team Takım
Teenager Genç
Terrific Müthiş, harika
Thank goodness. Çok şükür! Şükürler olsun!
The perfect body Harika vücut
Theatre Tiyatro
Then Daha sonra
Think Düşünmek
Thinner Daha zayıf
Three times Üç kere
Tidy hair Saçları toparlamak
Tidy room Odayı temizlemek
Time Zaman, vakit
Tiring Yorucu
Title Başlık
To be honest… Dürüst olmak gerekirse…
Together Beraber
Traditional Geleneksel
Travelling Seyahat etme
Trendy Modaya uygun, son moda
Trust Güvenmek
Try on Denemek (elbise)
Turn off Kapatmak
Twice İki kere
Unattractive Gösterişsiz, cazibesi olmayan
Unbearable Dayanılmaz, katlanılmaz
Uniform Üniforma
Unimportant Önemsiz
Unstylish Stil, tarz sahibi olmayan
Usually Genellikle
Vegetable Sebze
Visit Ziyaret etmek
Walk Yürümek
Walk to school Okula yürüyerek gitmek
Water plants Bitkileri sulamak
Way Yol
Wear Giymek
Weather Hava
Week Hafta
Weekdays Hafta içi günler
Well İyi, güzel
What about you? Ya sen?
What type of…? Ne tür … ?
When -dığında,
When I’m talking. Konuştuğumda.
Woman Kadın
Work Bir işte çalışmak
Worker Çalışan, işçi
Worried Endişeli
Yourself Kendin
Yummy Lezzetli, leziz

 

🔷2. Ünite İngilizce Kalıp İfadeleri 

🔷1. Kendi düşüncelerimizi ifade ederken; 

I think ⇔ bence, sanırım

I agree ⇔ kabul ediyorum, aynı fikirdeyim

I believe so ⇔ sanırım öyle

In my view ⇔ benim açımdan

If you ask me ⇔ bana kalırsa

I guess ⇔ sanırım

🔷2. Başkalarıyla aynı ya da zıt düşüncede olduğumuzu söylerken; 

I think so too ⇔ bende öyle düşünüyorum

Exactly ⇔ aynen

That’s true ⇔ bu doğru

So do I ⇔ bende

I don’t think that’s true ⇔ bunun doğru olduğunu sanmıyorum

🔷3. Birisine bir konuda  fikrini sorarken;

Do you think? ⇔ sence?

What do you think about?  ⇔ hakkında ne düşünüyorsun?

Please tell me your opinion on? ⇔ lütfen bana… konusunda fikrini söyle?

Would you agree that?  ⇔ … konusunda hemfikir misin?

 

🔷Exprenssing Prefenrences

Tercihler söylenirken genellikle prefer ⇔ tercih etmek fiili kullanılır.

I prefer purple to black ⇔ ben moru siyaha tercih ederim.

He prefers reading book to watching TV ⇔ o kitap okumayı televizyon izlemeye tercih eder.

 

🔷Exprenssin Daily Routınes

Rutin yapılan işler ifade edilirken Sımple Present Tense ⇔ Geniş Zaman kalıbı kullanılır.

I have dinner at seven p.m. ⇔ akşam yedide akşam yemeği yerim.

I get up at nine o’clock ⇔ sabah dokuzda kalkarım.

 

🔷Frequency Adverbs ⇔ Sıklık Zarfları

Bir eylemin ne sıklıkla yapıldığını ifade ederken kullanılır.

Frequency Adverbs Sıklık Zarfları Yüzdelik Dereceleri
Always (olveyz) Daima,Her zaman %100
Usually (yujıli) Genellikle %90
Often (ofın) Sık Sık %75
Sometimes (Samtayms) Bazen, Ara sıra %50
Seldom (seldım) Nadiren,Pek az,Seyrek %10
Never (nevır) Asla %0

Örnekler 

I always watch Tv at night. ⇔ Gece daima televizyon seyrederim.

I often brush my teeth.  ⇔ Dişlerimi sık sık fırçalarım.

She sometimes helps her mother.  ⇔ O bazen annesine yardım eder.

He seldom plays squash .  ⇔ O nadiren squash oynar.

They never smoke.  ⇔ Onlar asla sigara içmezler.

 

🔷Sıklık Zarflarının Soru Şekli; 

Sıklık zarflarını sormak için How often……..? kullanılır.

How often……..? = Ne sıklıkta……..? Ne kadar sıklıkta………? anlamındadır.

Örnekler

How often do they go to the cinema? ⇔  Ne sıklıkta sinemaya giderler?

How often do you do your homework? ⇔  Ne sıklıkta ev ödevlerini yaparsın?

 

🔷Ever ⇔ Hiç

Ever soru cümlelerinde kullanılır ve hiç anlamını taşır.

Örnekler

Do the train ever run on the time? ⇔  Trenler hiç zamanında kalkar mı?

-Yes,always. ⇔  Evet,her zaman.

Do you ever run 10 kms. in your life? ⇔  Hayatında hiç 10 km koştun mu?

-No,never.⇔  Hayır,asla.

 

🔷Diğer sıklık zarflarından bazıları:

Two-words Frequency Adverbs İki kelimelik Sıklık Zarfları
On Saturdays(Sundays,Mondays…. Cumartesi(Pazar,Pazartesi…..) günleri
Every year Her yıl
At the weekends Hafta sonları
Everyday Hergün
Once a week,twice a week,three times a week… Haftada bir kez,Haftada iki kez,Haftada üç kez……
Once a month,twice a month…. Ayda bir,Ayda iki kez….

🔷Sevdiğimiz şeyleri söylerken;

I like ⇔ severim

I love ⇔ çok severim

I’m crazy about ⇔ …tutkusuyum, …delisiyim

I’m keen on ⇔ …düşkünüyüm, …meraklısıyım

🔷Sevmediğimiz şeyleri söylerken;

I dislake ⇔ sevmem

I don’t like ⇔ sevmem

I hate ⇔ nefret ederim

I detest ⇔ …den tiksinirim

 

🔷Exprenssing Preferences

 

🔷PREFER+NOUN  (PREFER+İSİM)           We prefer pop concerts. Biz pop konserlerini tercih ederiz.

🔷PREFER+GERUND  (PREFER+-ing)        I prefer reading books. Ben kitap okumayı tercih ederim.

🔷PREFER+INFINITIVE with TO  (PREFER+to)         I prefer to buy trendy clothes. Ben modaya uygun kıyafetler almayı tercih ederim.

🔷PREFER+NOUN+to+NOUN  (PREFER+İSİM+to+İSİM)         I prefer ice-cream to chocolate. Dondurmayı çikolataya tercih ederim.

🔷Negative form of ‘prefer’:
1.I/We/You/They=don’t prefer I don’t prefer getting up early.
2.He/She/It=doesn’t prefer She doesn’t prefer listening to classical music.

🔷Question form of ‘prefer’:
1.Do I/we/you/they prefer…..? Do you prefer tea to coffee?
2.Does he/she/it prefer………? Does Onur prefer cycling?

🔷Short answers of ‘prefer’:
+Yes,I/we/you/they do.        örnek:  Do you prefer playing football?
🔷DO                                                                 +Yes,I do.
-No,I/we/you/they don’t.                  –No,I don’t.

+Yes,he/she/it does.            örnek: Does she prefer swimming?
🔷DOES                                                            +Yes,she does.
-No,he/she/it doesn’t.                       -No,she doesn’t.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

8. Sınıf İngilizce 1. Ünite: Friendship

1. ÜNİTE KELİMELERİ

 

İNGİLİZCE KELİME
TÜRKÇE ANLAMI
have party parti düzenlemek
go for a walk yürüyüşe çıkmak
go to the movie / concert sinemaya / konsere gitmek
study together birlikte çalışmak
eat out dışarıya yemeğe çıkmak
play computer game bilgisayar oyunu oynama
watch movie at home evde film izlemek
chit-chat sohbet etmek
romance romantik film
comedy komedi filmi
sci-fi bilim-kurgu filmi
thriller gerilim
go out of town / city şehir dışına çıkmak
meet friend arkadaşla buluşmak
visit relatives akrabaları ziyaret etmek
go to the shopping mall alışveriş merkezine gitmek
study for exam sınava çalışmak
barbecue mangal / ızgara
birthday party doğum günü partisi
volleyball tournament voleybol turnuvası
picnic piknik
tennis match tenis maçı
nature walking doğa yürüyüşü
soccer match futbol maçı
bicycle race bisiklet yarışı
computer game tournament bilgisayar oyunu turnuvası
play soccer futbol oynama
back up = help somebody desteklemek, yardımcı olmak
buddy dost, arkadaş
count on = depend on somebody birine güvenmek
get on well with biriyle iyi geçinmek
stranger yabancı
have something in common with someone biriyle ortak noktası olmak
have the same interest aynı ilgi alanlarına sahip olmak
visit for a short time = call on  kısa süreli ziyarette bulunmak
glad hoşnut, mutlu, memnun
promise söz vermek
swear and içmek, yemin etmek
imagine = think of düşünmek
depressed or sad = feel blue kederli, üzgün, keyifsiz
close friend yakın arkadaş

 

FRİENDSHİP 

Accepting and refusing (KABUL ETME VE REDDETME)

Apologizing (ÖZÜR DİLEME)

Giving explanations and reasons (AÇIKLAMA YAPMA VE SEBEP BİLDİRME)

Making simple inquiries (SORU SORMA)

Telling the time, days and dates (ZAMANI, GÜNLERİ VE TARİHLERİ SÖYLEME)

 🔴 1.MAKİNG OFFERS AND SUGGESTİONS ( TEKLİF VE ÖNERİLERDE BULUNMA)

Aşağıdaki tüm yapılar teklifte, öneride bulunma ve davet etme için kullanılırlar. Kullanım olarak hepsi birbiriyle aynıdır, birbirlerinin yerine kullanılabilirler.

🔵Would you like to …?(…ister misin?)

     Would you like toeat out today? (Bugün dışarda yemek yemek ister misin?)
     Do you want to...?(…ister misin?)

🔵Do you want toeat out today? (Bugün dışarda yemek yemek ister misin?)
    Whydon’t we…?(neden …yapmıyoruz?)

    Why don’t we watch a movie at home? (Neden evde film izlemiyoruz?)

🔵Whatabout= how about…?(…ne dersin?)

     What abouthaving a party on the weekend? (Hafta sonu parti yapmaya ne dersin?)

     How aboutwatching a sci-fi? (Bilim kurgu izlemeye ne dersin?)

🔵Shall we…?(…yapalım mı?)

    Shall we study together? (Beraber ders çalışalım mı?)

🔵Let’s…(hadi…yapalım)

    Let’seat out today. (Hadi bugün dışarda yemek yiyelim)

🔵Fancy…? = Do you fancy …?(ister misin?)

    Fancyeating out today? (Bugün dışarda yemek yemek ister misin?)

    Do you fancyeating out today? (Bugün dışarda yemek yemek ister misin?)

 

🔴2.ACCEPTİNG ( KABUL ETME)

Bir öneriyi, teklifi veya daveti kabul ediyorsanız aşağıdaki ifadeleri kullanırız.

🔵Yes, I’d love to. = Yeah, I’d love to.
🔵Yeah, that would be great/good/nice.
🔵(That) sounds great/good/nice/fun.
🔵I guess I am free.
🔵Sure = of course
🔵Yes, I will.
🔵(That’s) a great/good/fun idea.
🔵I have no plan.
🔵why not?

 

🔴3.REFUSING (REDDETME)

Bir öneriyi, teklifi veya daveti reddediyorsanız aşağıdaki ifadeleri kullanırız.
🔵I’m sorry but I can’t.
🔵I’d like to but I can’t.
🔵I’d love to but I can’t.
🔵No, thanks. = Thanks, but…
🔵I’m busy. Thanks anyway.
🔵Maybe some other time / next time / another time. I am not free.
🔵I have an important…
🔵Maybe later.
🔵No matter.
🔵I have other plans.

 

🔴4.APOLİGİZİNG (ÖZÜR DİLEME)

Bir öneriyi, teklifi veya daveti reddederken özür dilemek için aşağıdaki ifadeleri kullanırız.
🔵Sorry… = I’m sorry…
🔵I’m terribly sorry …
🔵I’m so sorry …
🔵I’m afraid…

 

5.GIVING EXPLANATIONS / REASONS AND EXCUSES – AÇIKLAMA YAPMA / SEBEP VE MAZERET BİLDİRME

Bir öneriyi, teklifi veya daveti reddederseniz açıklama yapma, sebep ve mazeret bildirme için aşağıdaki gibi ifadeler
kullanırız.
🔵I have to study/work then.( o saatte çalışmak zorundayım)
🔵I’m going to visit my grandparents. (büyükleri ziyaret edeceğim.)
🔵I’m not feeling well. (kendimi iyi hissetmiyorum)
🔵My favorite movie/programme is on. (sevdiğim dizi/program var)
🔵My cousin is coming tomorrow.(yarın kuzenim geliyor)
🔵I’m busy that night. (o gece meşgulüm)
🔵I must stay home.(evde kalmam gerek)
🔵I have a lot of work to do. (yapılacak çok işim var.)
🔵I have an exam tomorrow. (yarın sınavım var.)

🔴QUALITIES OF A FRIEND – ARKADAŞ ÖZELLİKLERİ

🔴A) Good/True/Ideal/Close/Best friend – İYİ / GERÇEK / İDEAL /YAKIN / EN İYİ ARKADAŞ

🔵can count on=depend on =trust (güvenebilirsin)
🔵back you up= support you=helps you (destekler / yardım eder)
🔵get on well ( iyi geçinirsin)
🔵have something in common (ortak noktanız vardır )
🔵have a lot in common (ortak bir çok noktanız vardır )
🔵share/have/love similar things (benzer şeyler paylaşırsın/sahipsin/seversin)
🔵share/have same interests and hobbies (aynı ilgi alanlarını ve hobileri paylaşırsın/sahipsin)
🔵spend time together ( beraber vakit geçirirsin)
🔵like a brother or a sister (kardeş gibidir)
🔵keep secret (sır tutar)
🔵never lies = never tells lies (asla yalan söylemez)

🔵never argue (asla tartışmazsınız)

 

🔴B) Bad friend ( KÖTÜ ARKADAŞ)

🔵lie to you (yalan söyler )
🔵doesn’t tell the truth (doğruyu söylemez)
🔵argues (too) often ( (çok) sık tartışırsın)
🔵can’t depend on / count on (güvenemezsin)
🔵hurt each other ( birbirinizi incitirsiniz)
🔵breaks heart (kalp kırar)
🔵isn’t supportive / doesn’t back up(destek olmaz)
🔵have nothing in common (ortak noktanız hiç yoktur)
🔵doesn’t have anything in common (ortak noktanız hiç yoktur)
🔵doesn’t spend time together ( beraber vakit geçirmez)
🔵doesn’t share/have similar things (benzer şeyler paylaşmaz/sahip değildir)
🔵doesn’t share/have same interests and hobbies (aynı ilgi alanlarını ve hobileri paylaşmaz/sahip değildir)

ZAMANLAR

🔴A) BE(am/is/are) GOING TO + FİİL – GELECEK ZAMAN

Gelecekteki planlanmış veya önceden karar verilmiş eylemleri anlatmak için kullanıldığını ve “-ecek” /acak” anlamı kattığını bilmek yeterlidir.

🔵I am going to visit my relatives. (Akrabalarımı ziyaret edeceğim.)
🔵What are you going to do tonight? (Akşam ne yapacaksın?)
🔵Are you going to stay at home tonight? (Akşam evde mi kalacaksın?)

ZAMAN İFADELERİ ⏩ Tomorrow

⏩Next

⏩Soon

⏩In The Future

⏩Later

 

🔴B) BE(am/is/are) + FİİLing – ŞİMDİKİ ZAMAN

Konuşma anında yaptığımız eylemlerden bahsederken kullanıldığını ve “-yor” anlamı kattığını bilmek yeterlidir.

🔵I am studying for TEOG now. (Şu an TEOG sınavına çalışıyorum.)
🔵What are you doing? (Ne yapıyorsun?)
🔵Are you doing your homework? (Ödevini mi yapıyorsun?)

Yakın zamanda olacak eylemlerden bahsederken kullanıldığını ve yine “-yor” anlamı kattığını bilmek yeterlidir.

🔵I am meeting my friends after school. (Okuldan sonra arkadaşlarımla buluşuyorum.)
🔵What are you doing tonight? (Akşam ne yapıyorsun?)
🔵Are you going to the match tomorrow? (Yarın maça gidiyormusun?)

 

ZAMAN İFADELERİ ⏩ Now

⏩At The Moment

⏩Soon

⏩In The Future

⏩Later

⏩Tomorrow

⏩Next

BAĞLAÇLAR

🔴BUT, AND, SO, BECAUSE, OR (FAKAT, VE, BU YÜZDEN, ÇÜNKÜ, YA DA)

Bunlar kelimeleri, kelime gruplarını veya cümleleri birbirine bağlamakta kullanılan bağlaçlardır.

🔴AND (VE)

🔵And: “Ve” anlamına gelir. İki ya da daha fazla bilgiyi birleştirmede kullanılır.

🔵He is tall and slim. ( O uzun ve incedir. )

🔵He can dance and he can sing very well. ( Dans edebilir ve çok iyi şarkı söyleyebilir. )

 

🔴BUT=HOWEVER (FAKAT-AMA)

🔵But =However: “Fakat, ama” anlamına gelir. İki zıt bilgiyi göstermek için kullanılır.
🔵She can read, but can’t write in English. ( İngilizce okulabiliyor fakat yazamıyor. )
🔵I want to go on a holiday. However, I don`t have any money. (Tatile çıkmak istiyorum ama hiç param yok.)

 

🔴OR (YA DA-VEYA)

Or: “Ya da, veya” anlamına gelir. İki alternatifli bir seçimin olduğunu göstermek için kullanılır.
Teenagers need to sleep seven or eight hours a night.(Ergenlerin gecede yedi ya da sekiz saat uyuması gerekir.)

 

🔴BECAUSE (ÇÜNKÜ)
🔵Because: “Çünkü” anlamına gelir. Sebep bildirmek için kullanılır.
🔵I am studying hard because I have an English exam tomorrow. ( Çok çalışıyorum çünkü yarın İngilizce sınavım var. )

 

🔴SO (BU YÜZDEN-BUNDAN DOLAYI
🔵So: “Bu yüzden, bundan dolayı” anlamına gelir. Sonuç bildirmek için kullanılır.
🔵I am very hungry so I will eat two hamburgers. (Çok açım bu yüzden 2 tane hamburger yiyeceğim.)

 

TELLING THE TIME, DAYS AND DATES – ZAMANI, GÜNLERİ VE TARİHLERİ SÖYLEME

🔴A) TELLING THE TIME – SAATİ SÖYLEME

🔵2:00- ıt’s two o’clock

🔵2:05- ıt’s five past two

🔵2:10- ıt’s ten past two

🔵2:15- ıt’s quarter past two

🔵2:20- ıt’s twenty past two

🔵2:25- ıt’s twenty-five past two

🔵2:30- ıt’s half past two

🔵2:35- ıt’s twenty-five to three

🔵2:45- ıt’s quarter  to three

🔵2:50- ıt’s ten to three

 

🔴B) TELLING THE DAYS – GÜNLERİ SÖYLEME

Days (GÜNLER)    

🔵Weekdays (hafta içi günleri)

🔵Weekend (haftasonu)

Monday Pazartesi
Tuesday Salı
Wednesday Çarşamba
Thursday Perşembe
Friday Cuma
Saturday Cumartesi
Sunday Pazar

 

🔴C) TELLING THE DATES -TARİHLERİ SÖYLEME 

🔵Yılları okumak için, önce ilk iki basamak, sonra son iki basamak okunur.

🔵1970 nineteen seventy                         🔵1453 fourteen fifty three
🔵1071 ten seventy one                           🔵1907 nineteen “oh” seven (son iki basamakta 0 olunca “oh” diye okunur.)

🔵2000 ve 2009 yılları arası normal sayı gibi okunur.
🔵2000 two thousand                                🔵2005 two thousand and five

🔵2010 ve sonrası her iki şekilde de okunabilir.
🔵2010 two thousand and ten VEYA twenty ten

🔵Normal tarih formatı : 20 / 05 / 2016 (20 Mayıs 2016),
🔵Amerikan tarih formatı : 05 / 20 / 2016 (Mayıs 20, 2016)’ dır.

🔵Ayın günü söylenirken sıra sayıları kullanılır. (First, Second, Third, Fourth, Fifth, Sixth, Seventh gibi)

🔵14/01/2011 = a) the Fourteenth of January, twenty eleven (two thousand and eleven)
b) January the Fourteenth, twenty eleven (two thousand and eleven)

🔵22/11/2016 = a) the twenty second of November, twenty sixteen (two thousand and sixteen)
b) November the twenty second, twenty sixteen (two thousand and sixteen)

 

🔴INVITATION CARD – DAVETİYE

🔵RECEIVER : ALICI
Who is the invitation for?
Who is it to?

🔵EVENT : ETKİNLİK
What is the invitation about?
What is the event?

🔵DATE : TARİH
When is it?
When is it going to be?
When is the party/event /
organization?

🔵SENDER : GÖNDEREN
Who is the sender?
Who sent it / the invitation?
Who is the writer?

🔵TIME : SAAT
What time is it?
What time is it going to start?
What time is the party / event /
organization?

🔵PLACE : YER
Where is it?
Where is it going to be?
Where is the party / event
/organization

 

🔴E-MAIL

🔵RECEIVER : ALICI
Who is the invitation for?
Who is the email for?
Who is it to?

🔵SENDER : GÖNDEREN
Who is the sender?
Who sent it / the email?
Who is the writer?

🔵EVENT : ETKİNLİK
What is the invitation/email about?
What is the event?