8. Sınıf 5. Ünite The Internet

THE INTERNET

VOCABULARY

Desktop PC: masaüstü bilgisayar

Laptop: dizüstü bilgisayar

Connection cable: bağlantı kablosu

Wireless modem: kablosuz modem

Screen: ekran

Smartphone: cep telefonu

Printer: yazıcı

Speakers: hoaprlör

Webcam: kamera

USB flash drive: flaş bellek

System unit: sistem ünitesi, kasa

Attachment: eklenti

Download: indirmek

Log in/on: giriş yapmak

Log out/off: çıkış yapmak

Search engine: arama motoru

Hard disk drive: hard disk sürücüsü

Microphone: mikrofon

Keyboard: klavye

Make new friends: yeni arkadaşlar edinmek

Search for information: bilgi araştırmak

Practice English: İngilizce Pratik yapmak

Chat online: online sohbet etmek

Play online games: online oyunlar oynamak

Do online shopping: online alışveriş yapmak

Enter a password: şifre girmek

Connect the cable to modem: kabloyu modeme takmak

 

CONNECTING SENTENCES

BECAUSE – AND – BUT – SO –

Because: Çünkü

💻 Sebep – Sonuç bildiren cümleleri birbirine bağlar.

Örnek : I usually get up late because I go to bed late.

And: ve

💻 Benzer fikirleri birleştirmek için ve cümleye yeni fikir eklemek için kullanılır.

Örnek: Enter your password and download the file.

But: Fakat/ama

💻 Zıt fikirleri birleştirir.

Örnek: I have a PC but I usually access the internet from my tablet.

So: bu nedenle

💻 Sonuç ifade eder.

Örnek: There is no internet connection here, so I can’t check my emails.

ASKING FOR CLARIFICATION

💻 İngilizcede herhangi bir şeyi anlamadığımızda ve netleştirmek istediğimizde “What do you mean?” (Ne demek istiyorsun) soru kalıbını kullanırız.

Örnek: Is your laptop on or off?

What do you mean?

Did you turn on your laptop?

💻 “Do you mean…?” (…mı demek istiyorsun?) ifadesi de anlaşılmayan noktaları açıklığa kavuşturmak için kullanılır.

Örnek: Check the connection cable first.

Do you mean the cable between the modem and the computer.

💻 “I mean… “ (….demek istiyorum / ….yı kastediyorum) kalıbını kullanarak açıklama yapabiliriz.

Örnek: Are you interested in voleyball?

What do you mean?

I mean, do you like voleyball?

 

FREQUENCY ADVERBS

💻 “HOW OFTEN” (Ne sıklıkla) soru kalıbını bir şeyin ne sıklıkla yapıldığını sorarken kullanırız.

Örnek: How often do you go online?

At least once a day.

💻 “HOW OFTEN” (Ne sıklıkla) soru kalıbına yanıt verirken (always, often, never etc.) kullandığımız gibi aşağıda verilen zarflar da yoğun olarak kullanılır.

         morning/day/night  once a
           week/ weekend twice a day
every                month/ year three times a week
           monday/tuesday four times a month
           january/february several times a year
            spring/summer

 

KEY VOCABULARY

Access: girmek, erişim

Account: hesap

Classmate: sınıf arkadaşı

Confirm: onaylamak

Disconnect: bağlantıyı kesmek

Express: ifade etmek

İdentify: tespit etmek, saptamak

Keep in touch: iletişimde olmak

Register: kayıt olmak

Search: araştırmak

Solve: çözmek

(web) brower: web tarayıcısı

Addict: bağımlı olmak

Affect: etkilemek

Processor: işlemci

Search engine: arama motoru

Sign: işaret, tabela, imzalamak

Software: yazılım, program

Upload: yüklemek

8. Sınıf 4. Ünite Communication

who’s calling kim arıyordu
one moment, please. bir saniye lütfen
hear duymak
bad line telefon çekmiyor, hat kötü
repeat tekrar etmek
caller arayan kişi
come to the phone telefona gelmek, çıkmak
receiver aranan kişi

sender gönderen kişi
receiver alan kişi
communication technology exhibition iletişim teknolojileri sergisi
science museum bilim müzesi
drive sbd to smw birsini bir yere arabayla götürmek
concern kaygı, endişe
sympathy halden anlama, sempati
I hope you feel better soon umarım yakında daha iyi olursun (hissedersin)
that’s so bad bu kötü olmuş
we will meet up later, then başka zaman buluşuruz o zaman
board games masa üstü (özel bir tahta üzerinde) oynanan oyunların genel ismi; satranç, dama vb.
technology stores teknoloji mağazası
accessory stores takı, aksesuar mağazası
follow the outline below aşağıdaki taslağı takip edin
inform (about) bilgi vermek (bir şey hakkında)
abbreviations kısaltmalar
B4N (Bye for Now) şimdilik hoşça kal
SMS (Short Message Service) kısa mesaj servisi
cheap, fast and fun ucuz, hızlı ve eğlenceli
approximately ortalama
million milyon
billion milyar
combination birleşim, karışım
numbers, words, symbols and abbreviations numara, kelime, işaret ve kısaltmalar
negative effects (of x) (x’in olumsuz) olumsuz etkiler
according to x x’e göre
languages diller
nearly hemen hemen, neredeyse
secret gizli
record a mock phone conversation şakacıktan bir telefon konuşması kayıt edin
weekend activity hafta sonu etkinliği
dial aramak, tuşlamak (telefonda)
hang up the phone telefonu kapatmak
simple basit, sıradan
clarify açıklamak, anlatmak
clarification açıklama, netleştirme

 

COMMUNICATION 

Konular 

📞 Expressing concern and sympathy(ENDİŞE/ İLGİ VE ANLAYIŞ İFADE ETME)
📞 Handling phone conversations(TELEFON GÖRÜŞMELERİ)
📞 Talking about plans(PLANLAR HAKKINDA KONUŞMA)
📞 Making simple inquiries (SORU SORMA)

TALKING ABOUT PLANS – PLANLAR HAKKINDA KONUŞMA

A) BE(am/is/are) GOING TO + FİİL

📞 Gelecekteki planlanmış veya önceden karar verilmiş eylemleri anlatmak için kullanılır ve cümleye “-ecek” /acak” anlamı katar.

Örnekler
📞 I am going to visit my relatives. (Akrabalarımı ziyaret edeceğim.)
📞 What are you going to do tonight? (Akşam ne yapacaksın?)
📞 Are you going to stay at home tonight? (Akşam evde mi kalacaksın?)

B) WILL / WON’T + FİİL

📞 Konuşma anında, gelecekteki planlanmamış eylemleri anlatmak için kullanıldığını ve “-ecek” / “-acak” anlamı kattığını bilmek yeterlidir.
📞 I will take my son to the doctor. (Oğlumu doktora götüreceğim.)

📞  Bir iş gönüllü olarak yapılacağı zaman “will” kullanılır. Bu gönüllü eylem konuşan kişinin karşısındakine yaptığı tekliftir. Bu şekilde kullanıldığında gibi “-ecek / -acak” ŞEKLINDE DEĞIL “giderim, bakarım, yaparım” şeklinde çevrilir.

Örnek

📞 Mom: The phone is ringing. (Telefon çalıyor.)
📞 Son: I will get it. (Ben bakarım.)

C) “GOING TO” ve “WILL” ARASINDA Kİ FARK

SHOPPING LIST
📞 Rice

📞 Bread
📞 Onions

📞 Potatoes

📞 Tomatoes

📞 Pepper

Örnek 

📞 Diyelim ki adam alışverişe gidecek ve liste hazırlamış. Evden çıkmak üzereyken eşi adama sesleniyor :

“Don’t forget to buy bread! (Ekmek almayı unutma!)”

📞Adamın listesinde zaten ekmek var adam almayı zaten planlanmış. Bu durumda konuşma anından önce karar verildiği için

“GOING TO” ile cevap veriyor :

“I’m going to buy it. It’s already on list.”(Alacağım. Zaten listede var)”

Eşi tekrar sesleniyor : “Don’t forget to buy milk! (Süt almayı unutma!)”
📞 Ama listede süt yok. Adam almayı planlamamış ve o anda karar veriyor almaya ve bu durumda “WILL” kullanarak cevap vermek zorunda: “OK.
I will buy it. (Tamam. Alacağım/alırım.)” İşte bütün fark bu. Önceden karar verilmiş ise “going to”, konuşurken, o anda karar veriliyorsa “will” kullanılır.

 

PHONE CONVERSATION EXPRESSIONS – TELEFON KONUŞMALARI İFADELERİ

KENDİNİ TANITMA
📞 Hello.This is Jack.

📞 Hello. Jack speaking.

📞 It’s Jack.

📞 Hello. Jack here.

TELEFONA KİŞİ İSTEME
📞 Is Jack in / there?
📞 Can I talk to Jack, please?
📞 Can I speak to Jack, please?
📞 May I speak to Jack, please?
📞 Could you put me through to Jack, please?
📞 Is that Jack?

YANLIŞ NUMARA
📞 I think you’ve got the wrong number.

KİM OLDUĞUNU SORMA
📞 Who’s calling?
📞 Can / May I ask who’s calling?

 

REQUESTS – RİCA CÜMLELERİ

A) ” I ” ÖZNESI İLE KURULAN RİCA CÜMLELERİ

📞 Could I take your name? (İsminizi alabilir miyim?)
📞 May I take yor number? (Numaranızı alabilir miyim?)
📞 Could I speak to Steve, Please? (Steve ile konuşabilir miyim, lütfen?)
📞 olumlu cevaplar : Certainly / Of Course / Sure / Yes, certainly. / Ok.
📞 olumsuz cevaplar : Sorry / Sorry, you can’t / I am afraid, you can’t.

 

B) ” YOU ” ÖZNESİ İLE KURULAN RİCA CÜMLELERİ

📞 Could you ask him to call me?     (Beni aramasını söyleyebilir misiniz?)
📞 Can you hold on a moment, please?     (Bir dakika beklermisiniz, lütfen?)
📞 Would you please help me?     (Bana yardım edermisiniz, lütfen?)
📞 olumlu cevaplar : Yes, of course / Certainly. / Yes, certainly. / Sure. / Ok.
📞 olumsuz cevaplar : Sorry. / Sorry, I can’t. / I am afraid, I can’t.

 

EXPRESSING CONCERN – ENDİŞE İFADE ETME

Aşağıda ki ifadeler karşınızda ki kişinin durumu hakkında duyduğunuz endişeyi ifade etmek için kullanılırlar.

Örnekler
📞 Are you alright / Okay / OK?    İyi misin?
📞 I’m worried about you because…  Senin için endişeleyim çünkü…
📞 Tell me more about…      …’nın hakkında daha fazla anlat.
📞 What’s the matter / problem   / wrong with you?  Neyin var?
📞 You look tired / ill.     Yorgun / hasta görünüyorsun.

 

EXPRESSING SYMPATHY – ANLAYIŞ İFADE ETME

Karşınızda ki kişinin acısını, sıkıntısını, sorununu ve ya üzüntüsünü anlayıp onlarla üzülmenize denir. Aşağıdaki ifadeler bunu ifade etmek için kullanılırlar.

Örnekler
📞 I hope things get better soon.    Umarım yakında herşey düzelir.
📞 I hope you’ll feel better soon.     Umarım yakında daha iyi hissedersin.
📞 I hope he’ll get well soon.      Umarım yakında iyileşir.
📞 I will miss you.       Seni özleyeceğim.
📞 I’m sorry for you.      Senin adına üzüldüm.
📞 I’m sorry to hear that.    Bunu duyduğuma üzüldüm.
📞 I’m thinking of you.      Seni düşünüyorum. / Aklım sende.
📞 Is there anything I can do?        Yapabileceğim birşey var mı?
📞 See you later, then       Daha sonra görüşürüz, o zaman
📞 We’ll meet up later, then      Daha sonra buluşuruz, o zaman