8. Sınıf 2. Ünite Teen Life

TEEN LIFE 
A bit Biraz
A lot of Çok
Ability Yetenek
Act Davranmak
Actually Aslında
Admiration Hayranlık
Admire Hayranlık duymak
Advantage Avantaj
After that Bundan sonra
After-school club Okul sonrası kulüp
Alone Yalnız
Also Ayrıca, bunun yanında
Amusement park Lunapark
Annoyed Kızgın, sinirli
Appearance Dış görünüş
As I am Olduğum gibi
At noon Öğle vakti
Average Ortalama
Awful Berbat, kötü
Bad Kötü
Bake Pişirmek (fırında)
Be Olmak
Be into İlgi duymak
Become Olmak
Bedroom Yatak odası
Begin Başlamak
Believe İnanmak
Better Daha iyi
Big Büyük
Body image Beden imajı, vücut görünümü
By car Araba ile
By plane Uçak ile
Can’t stand Dayanamamak, katlanamamak
Carry Taşımak
Casual Günlük, resmi olmayan
Catch the train Trene binmek
Cause Sebep olmak
Chart Grafik
Chat Muhabbet etmek
Chess Satranç
Citizenship Vatandaşlık
City Şehir
Close Yakın
Clothes Elbiseler, kıyafet
Clothing Giyim kuşam
Colourful Renkli
Come round Uğramak, gelmek
Comfortable Rahat
Common Ortak
Confident Kendine güvenen, kendinden emin
Cook Yemek pişirmek
Cook dinner Akşam yemeği pişirmek
Cookie Kurabiye
Cover Üzerini örtmek
Cowboy Kovboy
Crazy about Çok sevmek
Criticise Eleştirmek
Daily routines Günlük yapılan işler
Delicious Lezzetli
Different Farklı
Disadvantage Dezavantaj
Disagree Fikirlerine katılmamak
Do best Elinden geleni yapmak
Do homework Ev ödevi yapmak
Do the washing up Bulaşıkları yıkamak
Dress Elbise, Giyinmek
Easy Kolay
Either -de, -da (olumsuz cümlelerde)
Energetic Enerjik, hareketli
Enough Yeterince
Especially Özellikle
Evening Akşam
Every Her
Excellent Harika, muhteşem
Face Yüz
Fail Başarısız olmak
Faint with shock Bayılmak, şok geçirmek
Family Aile
Fan Fanatik
Fancy dress party Kostümlü kıyafet partisi
Fashion Moda, en popüler giyim
Fashionable Modaya uygun
Fast Hızlı
Fatter Daha şişman
Favourite En sevilen, favori
Feeling His, duygu
Finally En sonunda, son olarak
Find Bulmak
Finish Bitmek
First İlk olarak
Folk music Halk müziği
Food technology Yemek teknolojisi
Foolish Aptalca
Football practice Futbol antrenmanı
For İçin
Formal Resmi
Free Özgür
Free time Boş zaman
Fun Eğlenceli
Get dressed Giyinmek
Get home Eve varmak, eve ulaşmak
Get up Uyanmak
Go back home Eve geri gitmek
Go out Dışarı çıkmak
Go to bed Yatağa gitmek
Go to concert Konsere gitmek
Good-looking Çekici, yakışıklı
Grandparents Büyükanne ve büyükbaba
Gym Spor salonu
Hand El
Handbag El çantası
Handsome Yakışıklı
Hang out Dışarıda takılmak
Happier Daha mutlu
Hardly ever Binde bir, çok nadir
Hate Nefret etmek
Have a shower Duş almak
Have a snack Atıştırmalık bir şeyler yemek
Have breakfast Kahvaltı yapmak
Have dinner Akşam yemeği yemek
Heading Başlık, manşet
Help Yardım etmek
High position Yüksek pozisyon
High school Lise
Housework Ev işleri
How about you? Ya sen?
How often? Hangi sıklıkta?
However Fakat
I don’t act as I am. Olduğum gibi davranmam.
I feel hurt. İncinirim.
If Eğer
Immediately Hemen, acilen
Important Önemli
Impressive Etkileyici
In fashion Moda, trend
Information technology Bilişim teknoloji
Interesting İlginç
Jealous Kıskanç
Jeans Kot pantolon
Joke Şaka yapmak
Kind Tür, çeşit
Knit Örgü örmek
Late Geç
Later Sonra
Laugh Gülmek
Leave home Evden ayrılmak
Less Daha az
Life Yaşam
Like 1-Gibi    2) sevmek
Listen to music Müzik dinlemek
Live Yaşamak
Long Uzun
Look Görünmek
Loud Gürültülü, yüksek sesli
Low Düşük
Lunch Öğle yemeği
Lunch break Öğle yemeği arası
Make Yapmak
Make my bed Yatağımı toparlamak
Mall Alışveriş merkezi
Many Birçok
Me too. Ben de. (olumlu cümlelerde)
Meat Et
Meet friends Arkadaşlar ile buluşmak
Middle school Orta okul
Money Para
Most 1-En çok  2) Çoğu
Mouth Ağız
Myself Kendim
Natural Doğal
Nerd Pejmürde, modaya uymayan
Nervous Gergin, endişeli
Never Asla
Nicely Güzel şekilde
Not really. Tam olarak değil.
Now Şimdi
Often Sık sık
Once Bir kere
Online Çevrimiçi
Other Diğer
Outfit Kılık kıyafet
Own Kendi
Pancake Gözleme, krep
Part Parça
Pay attention Dikkat etmek, önemsemek
People İnsanlar
Person Kişi
Play 1)   Bir müzik aleti çalmak  2) Oynamak
Pleased Memnun, hoşnut
Popular Popüler
Positive Olumlu
Potato Patates
Practice Antrenman yapmak
Prefer Tercih etmek
Pretty Sevimli
Probably Muhtemelen
Proud of Gurur duymak
Quite Oldukça
Quiz Küçük sınav
Rarely Nadir, çok nadir
Reaction Reaksiyon
Real Gerçek
Regularly Düzenli olarak
Relax Rahatlamak
Relaxing Rahatlatıcı
Respect Saygı, saygı duymak
Result Sonuç
Ride bicycle Bisiklete binmek
Ridiculous Gülünç
Rollerblading Tekerlekli paten sporu
Room Oda
Same Aynı
Satisfied Memnun, tatmin olmuş
See Görmek
Seldom Nadiren
Self-confidence Özgüven
Self-conscious Utangaç, içine kapanık
Serious Ciddi
Set Takım, set
Sew Dikiş dikmek
Sewing Dikiş nakış
Shop Dükkân
Shopping centre Alışveriş merkezi
Shorter Daha kısa
Show Göstermek
Similar Benzer
Slouch Kambur durmak
Small Küçük
Snob Züppe, kendini beğenmiş
So 1)   Bu yüzden   2) çok, oldukça
Soap opera Dizi film
Something Bir şeyler
Sometimes Ara sıra
Spend Harcamak
Stay Kalmak (bir yerde)
Study Ders çalışmak, öğrenim görmek
Style Stil, tarz
Subject Ders
Successful Başarılı
Summer Yaz
Surf the Net İnternette sörf yapmak
Take the bus Otobüse binmek
Taller Daha uzun
Teach Öğretmek
Team Takım
Teenager Genç
Terrific Müthiş, harika
Thank goodness. Çok şükür! Şükürler olsun!
The perfect body Harika vücut
Theatre Tiyatro
Then Daha sonra
Think Düşünmek
Thinner Daha zayıf
Three times Üç kere
Tidy hair Saçları toparlamak
Tidy room Odayı temizlemek
Time Zaman, vakit
Tiring Yorucu
Title Başlık
To be honest… Dürüst olmak gerekirse…
Together Beraber
Traditional Geleneksel
Travelling Seyahat etme
Trendy Modaya uygun, son moda
Trust Güvenmek
Try on Denemek (elbise)
Turn off Kapatmak
Twice İki kere
Unattractive Gösterişsiz, cazibesi olmayan
Unbearable Dayanılmaz, katlanılmaz
Uniform Üniforma
Unimportant Önemsiz
Unstylish Stil, tarz sahibi olmayan
Usually Genellikle
Vegetable Sebze
Visit Ziyaret etmek
Walk Yürümek
Walk to school Okula yürüyerek gitmek
Water plants Bitkileri sulamak
Way Yol
Wear Giymek
Weather Hava
Week Hafta
Weekdays Hafta içi günler
Well İyi, güzel
What about you? Ya sen?
What type of…? Ne tür … ?
When -dığında,
When I’m talking. Konuştuğumda.
Woman Kadın
Work Bir işte çalışmak
Worker Çalışan, işçi
Worried Endişeli
Yourself Kendin
Yummy Lezzetli, leziz

 

🔷2. Ünite İngilizce Kalıp İfadeleri 

🔷1. Kendi düşüncelerimizi ifade ederken; 

I think ⇔ bence, sanırım

I agree ⇔ kabul ediyorum, aynı fikirdeyim

I believe so ⇔ sanırım öyle

In my view ⇔ benim açımdan

If you ask me ⇔ bana kalırsa

I guess ⇔ sanırım

🔷2. Başkalarıyla aynı ya da zıt düşüncede olduğumuzu söylerken; 

I think so too ⇔ bende öyle düşünüyorum

Exactly ⇔ aynen

That’s true ⇔ bu doğru

So do I ⇔ bende

I don’t think that’s true ⇔ bunun doğru olduğunu sanmıyorum

🔷3. Birisine bir konuda  fikrini sorarken;

Do you think? ⇔ sence?

What do you think about?  ⇔ hakkında ne düşünüyorsun?

Please tell me your opinion on? ⇔ lütfen bana… konusunda fikrini söyle?

Would you agree that?  ⇔ … konusunda hemfikir misin?

 

🔷Exprenssing Prefenrences

Tercihler söylenirken genellikle prefer ⇔ tercih etmek fiili kullanılır.

I prefer purple to black ⇔ ben moru siyaha tercih ederim.

He prefers reading book to watching TV ⇔ o kitap okumayı televizyon izlemeye tercih eder.

 

🔷Exprenssin Daily Routınes

Rutin yapılan işler ifade edilirken Sımple Present Tense ⇔ Geniş Zaman kalıbı kullanılır.

I have dinner at seven p.m. ⇔ akşam yedide akşam yemeği yerim.

I get up at nine o’clock ⇔ sabah dokuzda kalkarım.

 

🔷Frequency Adverbs ⇔ Sıklık Zarfları

Bir eylemin ne sıklıkla yapıldığını ifade ederken kullanılır.

Frequency Adverbs Sıklık Zarfları Yüzdelik Dereceleri
Always (olveyz) Daima,Her zaman %100
Usually (yujıli) Genellikle %90
Often (ofın) Sık Sık %75
Sometimes (Samtayms) Bazen, Ara sıra %50
Seldom (seldım) Nadiren,Pek az,Seyrek %10
Never (nevır) Asla %0

Örnekler 

I always watch Tv at night. ⇔ Gece daima televizyon seyrederim.

I often brush my teeth.  ⇔ Dişlerimi sık sık fırçalarım.

She sometimes helps her mother.  ⇔ O bazen annesine yardım eder.

He seldom plays squash .  ⇔ O nadiren squash oynar.

They never smoke.  ⇔ Onlar asla sigara içmezler.

 

🔷Sıklık Zarflarının Soru Şekli; 

Sıklık zarflarını sormak için How often……..? kullanılır.

How often……..? = Ne sıklıkta……..? Ne kadar sıklıkta………? anlamındadır.

Örnekler

How often do they go to the cinema? ⇔  Ne sıklıkta sinemaya giderler?

How often do you do your homework? ⇔  Ne sıklıkta ev ödevlerini yaparsın?

 

🔷Ever ⇔ Hiç

Ever soru cümlelerinde kullanılır ve hiç anlamını taşır.

Örnekler

Do the train ever run on the time? ⇔  Trenler hiç zamanında kalkar mı?

-Yes,always. ⇔  Evet,her zaman.

Do you ever run 10 kms. in your life? ⇔  Hayatında hiç 10 km koştun mu?

-No,never.⇔  Hayır,asla.

 

🔷Diğer sıklık zarflarından bazıları:

Two-words Frequency Adverbs İki kelimelik Sıklık Zarfları
On Saturdays(Sundays,Mondays…. Cumartesi(Pazar,Pazartesi…..) günleri
Every year Her yıl
At the weekends Hafta sonları
Everyday Hergün
Once a week,twice a week,three times a week… Haftada bir kez,Haftada iki kez,Haftada üç kez……
Once a month,twice a month…. Ayda bir,Ayda iki kez….

🔷Sevdiğimiz şeyleri söylerken;

I like ⇔ severim

I love ⇔ çok severim

I’m crazy about ⇔ …tutkusuyum, …delisiyim

I’m keen on ⇔ …düşkünüyüm, …meraklısıyım

🔷Sevmediğimiz şeyleri söylerken;

I dislake ⇔ sevmem

I don’t like ⇔ sevmem

I hate ⇔ nefret ederim

I detest ⇔ …den tiksinirim

 

🔷Exprenssing Preferences

 

🔷PREFER+NOUN  (PREFER+İSİM)           We prefer pop concerts. Biz pop konserlerini tercih ederiz.

🔷PREFER+GERUND  (PREFER+-ing)        I prefer reading books. Ben kitap okumayı tercih ederim.

🔷PREFER+INFINITIVE with TO  (PREFER+to)         I prefer to buy trendy clothes. Ben modaya uygun kıyafetler almayı tercih ederim.

🔷PREFER+NOUN+to+NOUN  (PREFER+İSİM+to+İSİM)         I prefer ice-cream to chocolate. Dondurmayı çikolataya tercih ederim.

🔷Negative form of ‘prefer’:
1.I/We/You/They=don’t prefer I don’t prefer getting up early.
2.He/She/It=doesn’t prefer She doesn’t prefer listening to classical music.

🔷Question form of ‘prefer’:
1.Do I/we/you/they prefer…..? Do you prefer tea to coffee?
2.Does he/she/it prefer………? Does Onur prefer cycling?

🔷Short answers of ‘prefer’:
+Yes,I/we/you/they do.        örnek:  Do you prefer playing football?
🔷DO                                                                 +Yes,I do.
-No,I/we/you/they don’t.                  –No,I don’t.

+Yes,he/she/it does.            örnek: Does she prefer swimming?
🔷DOES                                                            +Yes,she does.
-No,he/she/it doesn’t.                       -No,she doesn’t.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir