8. sınıf 1. ünite Bir Kahraman Doğuyor

A)Batıya erken açılan kent Selanik
Osmanlı Devleti’nin Rumeli’deki önemli şehirlerinden olan ve batıya açılan kapısı olan Selanik;
*Gelişmiş bir limana sahipti. [Ekonomik olarak gelişmiş bir şehirdi. Şehirde gelişmiş bir ticaret hayatı vardı.]
*Avrupa’nın önemli şehirleri ve İstanbul’la demiryolu bağlantısı vardı. [Avrupa’daki gelişmeler bu sayede kısa sürede şehre geliyordu.]
*Şehirde çoğunluğu Türkler olmak üzere Rum, Sırp, Bulgar, Ermeni vb. uluslar yaşıyordu. [ Bu çok uluslu yapı şehrin zengin bir kültürel yapıya sahip olmasını sağlamıştır.]
Osmanlı Devleti’nin başarıyla uygulandığı hoşgörü politikası sayesinde uyum içerisinde yaşayan bu devletler, Avrupalı devletlerin de kışkırtmasıyla, Fransız İhtilalı’nın getirdiği MİLLİYETÇİLİK akımının etkisiyle kendi bağımsız devletlerini kurmak için isyan etmişlerdi. Osmanlı aydınları bu isyanları önlemek, Osmanlının parçalanmasını önlemek için değişik fikir akımları ortaya attılar. Bunlar;
Osmanlıcılık: Ülkede yaşayan herkesin din farkı gözetilmeden eşit tutulması halinde devletin dağılmaktan kurtulacağını savunuyorlardı. Bu yüzden Meşrutiyetin ilan ettirilmesi için mücadele ettiler. Selanik’te örgütlendiler. Düşüncelerini yaymak için gazete ve dergi çıkardılar. Sonuçta 1908’de II. Abdülhamit’e Meşrutiyet’i ilan ettirdiler.
İslamcılık: Bütün Müslümanların, Halifenin egemenliği altında toplanmasını amaçlayan bir düşüncedir.
Batıcılık: Osmanlının kurtuluşunun tek yolunun batıya ayak uydurmak olduğunu belirten bir görüştür.
Türkçülük: Bütün Türkleri tek bir devlet ve bayrak altında toplamak isteyen düşünce akımıdır
*20. Yüzyıl başlarında Osmanlı aydınlarının birçoğu devletin kurtuluşunu meşrutiyet yönetimine geçmekte buluyorlardı. Osmanlıcılık fikrini savunan bu aydınlar daha çok Selanik’te örgütlenmişler, gazeteler ve dergiler çıkararak düşüncelerini yaymaya çalışmışlardır. Sonunda II. Abdülhamit’e Meşrutiyeti ilan ettirmeyi başarmışlardır.
Meşrutiyet: Padişahın yanında bir de meclisin yer aldığı yönetim biçimi.
B)Mustafa da Çocuktu
Mustafa Kemal, 1881’de Selanik’te doğmuştur. Mustafa Kemal’in ailesi Rumeli’nin fethi sonrasında Selanik’e yerleşen Türk boylarına mensuptur. Babası Ali Rıza Efendi’nin ailesi Söke (Aydın) annesi Zübeyde hanım’ın ailesi de Konya’dan Rumeli’ye göç eden bir aileye mensuptur. Zübeyde Hanım ile Ali Rıza Bey’in 6 çocuğu vardır. Bunlardan Mustafa ve Makbule dışında Fatma, Ahmet, Ömer, Naciye küçük yaşlarda vefat etmişlerdir. Aile hayatına büyük önem veren Atatürk, medeniyetin, ilerlemenin merkezinde aile olduğuna inanıyordu. Latife hanım ile de evlenirken zamanın alışılagelmiş geleneklerinin aksine nikâh törenine eşiyle beraber katılmıştır. Yurt gezilerine de birlikte çıkmışlardır.

C)Mustafa Kemal Okulda
Mustafa’nın okul çağı gelince annesi ile babası arasında anlaşmazlık yaşandı. Ali Rıza Efendi Mustafa’nın yeni yöntemlerle eğitim almasını istiyordu. Zübeyde Hanım ise Mustafa’nın Mahalle Mektebine gitmesini ve din adamı olmasını istiyordu. Bu anlaşmazlığı Ali Rıza Efendi ustaca halletti. Önce annesinin istediği gibi Mahalle Mektebine başlayan Mustafa iki gün sonra buradan alınarak Şemsi Efendi İlkokuluna başladı.
Mustafa Kemal’in okuduğu okullar şöyledir:
1-Mahalle Mektebi
Küçük Mustafa Mahalle mektebine başladığında 5 yaşındaydı. Yıl 1886’ydı. Mustafa’nın Mahalle Mektebindeki eğitimi sadece iki gün sürdü. Ardından babası tarafından alınarak Şemsi Efendi İlkokuluna kaydedildi.
2- Şemsi Efendi İlkokulu
Bu okul 1873 yılında açılmış Selanik’in ilk özel Müslüman Türk okuluydu. Okulun kurucusu Şemsi Efendi dönemin aydın, tanınmış, kültürlü insanlarından biriydi. Aynı okulda Cudi Efendi, Emin Efendi gibi dönemin tanınmış hocaları ders veriyordu. Mahalle mekteplerinde yerde oturan öğrencilere rahlede, din eğitimi verilirken Şemsi Efendi okulundan sırada oturan öğrencilere, kara tahtada, tebeşir kullanılarak modern ve laik bir eğitim veriliyordu. Mustafa bu okulda 1891 yılına kadar eğitim gördü. 1893 yılında Ali Rıza Efendinin ölmesi üzerine Mustafa Ortaokula başlayamadı, eğitimine bir süre ara vermek zorunda kaldı.
3-Selanik Mülkiye Rüştiyesi
Rüştiye: Ortaokul
Mustafa babasının ölümü üzerine eğitimine ara vermiş ve annesi ile birlikte dayısı Hüseyin Ağa’nın çiftliğine gitmişlerdi. Burada Mustafa yeniden okula dönmek için büyük bir istek duyuyordu ve çaba gösteriyordu. Bunun sonucunda eğitimine devam edebilmesi için 1894 yılında Selanik’te bulunan teyzesinin yanına gönderildi. Aynı yıl Selanik Mülkiye Rüştiyesine başladı. Eğitim süresi 3 yıldı. Mustafa bu okula başladıktan sonra iki hocası ise anlaşmazlık yaşadı ve okulu bırakmaya karar verdi. Bu sivil okulu bırakması Mustafa’ya askerliğe giden yolu açmış oldu.
4-Selanik Askeri Rüştiyesi
Annesinde habersiz askeri okul sınavlarına giren Mustafa, Selanik Askeri Rüştiyesini kazandı. Annesini bu durumu kabul etti, oğlunun bu okula başlamasına
izin verdi. Askeri rüştiyede askerlik üzerine eğitim veriliyordu. Disiplin üst seviyedeydi. Mustafa bu okuluna alıştı. Kısa sürede derslerindeki başarısı ve davranışları ile kendisini öğretmenlerine sevdirdi. Özellikle matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa, Fransızca Öğretmeni Yüzbaşı Naki ve Jimnastik Öğretmeni Teğmen Hasip Bey Mustafa’yı çok seviyorlardı. Bunun bir sonucu olarak sınıf çavuşluğuna kadar yükseldi. (Sınıf başkanlığı) Rüştiye’de en sevdiği ders Matematik’ti. Bu sevgisi sayesinde Mustafa’ya bu okulda Matematik öğretmeni tarafından kendisine “Kemal” ismi verildi.
5-Manastır Askeri İdadisi:
İdadi: Lise
Mustafa Kemal ilk defa Selanik’ten ayrılarak Manastır’a geldi ve 1896 yılında yatılı olarak Manastır Askeri İdadisinde eğitime başladı. Aynı şekilde Mustafa Kemal’in tarih dersine olan ilgili bu lisede başlamış ve hayatı boyunca sürmüştür. Askeri İdadinin ders programı oldukça yoğun ve zordu. Bu okulun amacı Harp okullarına öğrenci hazırlamaktı. Manastır bir Batı Makedonya’da bir eyalet ve ordu merkeziydi. Balkanlarda bu sırada başlayan bağımsızlık hareketleri nedeniyle son derece hassas bir bölgeydi. Nitekim 1897’de Türk-Yunan savaşı patlak verdi. Mustafa Kemal ve arkadaşları kendilerin çok yakın bir yerde gerçekleşen savaş hakkında arkadaşları ile konuşuyor, fikirlerini söylüyordu. Bunun sonucunda orduya katılmak için bir arkadaşı ile birlikte bir gece okuldan kaçtılar. Ama yaşları küçük olduğu için geri gönderildiler. Manastır Askeri İdadisindeki yıllarında tarihe ve edebiyata büyük ilgi duymuştu. Bunda sınıf arkadaşı Ömer Naci’nin etkisi vardı. Onun bu ilgisini gören edebiyat öğretmeni Mehmet Asım Bey ona askerlik derslerine daha çok önem vermesini öğütlemiştir.
6-Harp Okulu
Manastır Askeri İdadisinden başarı ile mezun olan Mustafa Kemal 1899 yılında İstanbul Harp Okuluna girdi. 1902 yılında “Teğmen” rütbesi ile mezun oldu.
7- Harp Akademisi
Mustafa Kemal 1902 yılında Harp Akademisine başladı. Harp akademisinde zekâsı, yetenekleri, üstün kişiliği, hem öğretmenleri hem de arkadaşları tarafından takdir gördü. Ülke sorunlarıyla ilgilendi, düşüncelerini yaymak için arkadaşlarıyla konuşmalara yaptı, düşüncelerini cesurca söyledi böylece aydın bir subay olarak adından söz ettirdi. Hatta harap akademisinde arkadaşlarıyla bu okulda bir gazete bile çıkarmışlardı. 1905 yılında “Kurmay Yüzbaşı” olarak mezun oldu ve orduya katıldı.
BİLGİ:Atatürk’ün yetiştiği dönemde bir tarafta geleneksel öğretime devam eden dini derslerin ağırlıkta olduğu medreseler, diğer tarafta batı örneklerine göre kurulmuş mektepler, askeri okullar ve çeşitli meslek okulları vardı. Bunlar dışında ülkede yaşayan azınlıkların okulları ve yabancı devletler tarafından ve son dönemde gittikçe sayıları artan yabancı okullar da faaliyetteydi. Bu okulların bağlı olduğu merkez farklı olduğu gibi uyguladıkları müfredatta değişiyordu. Bu durum; “OSMANLI’DA EĞİTİM ÖĞRETİMDE BİRLİK OLMADIĞINI GÖSTERİR.” Doğal olarak farklı okullardan mezun olan kişiler arasında kültür çatışması oluyordu.
D)Cepheden Cepheye Mustafa Kemal
ASKERİ DEHA MUSTAFA KEMAL:
A) İLK GÖREV YERİ: 1905’te kurmay yüzbaşı rütbesiyle Harp Akademi‘sinden mezun oldu ve ilk görev yeri olan Şam’daki 5. Ordu’ya atandı. Burada iki yıl görev yaptı.
B) 31 MART OLAYI: II. Meşrutiyet’in ilanın edildikten sonra buna karşı olanlar 13 Nisan 1909’da İstanbul‘da gerici bir isyan çıkardı. İsyan, Hicri takvime göre 31 Mart 1325 tarihine denk geldiği için bu olaya “31 Mart Olayı” dendi. İsyanı bastırmak Selanik’ten gelen bir ordu gönderildi. Hareket Ordusu adı verilen bu ordunun “Kurmay Başkanı” Mustafa Kemal’di. Hatta bu orduya “Hareket Ordusu” ismini bizzat Mustafa Kemal verdi. Bu ordu isyanı bitirip düzeni sağladı. 31 Mart Olayı Mustafa Kemal’in tarih sahnesinde göründüğü ilk yerdir.
C) TRABLUSGARP SAVAŞI: 1911 yılında İtalyanlar Trablusgarp’a hücum etti. Osmanlıyı burada doğrudan asker gönderemedi. Donanma zor durumdaydı. Mısır’da İngiliz işgali altındaydı. Osmanlı Genelkurmayından izin alan bir grup gönüllü subay kılık değiştirerek gizlice Trablusgarp’a gitti. Bunlardan biri de Mustafa Kemal’di. Kendisi bölgedeki yerel halkı örgütledi. Ve başarı ile mücadele etti. Mustafa Kemal’in Yerel halkı örgütlemesi TEŞKİLATÇILIK özelliğinin ne kadar iyi olduğunu gösterir. İtalyanlar 12. adayı işgal edince, Osmanlı’yı barışıza zorlamak için Çanakkale boğazının girişiri kapatınca ve Balkan savaşları başlayınca Osmanlı barış istemek zorunda kaldı. Trablusgarp, Uşi Antlaşmasıyla (1912) İtalyanlara bırakıldı. 12 adanın yönetimi de geçici olarak İtalya’ya bırakıldı. Mustafa Kemal ilk askeri başarısını Trablusgarp’ta kazanmıştır.
D) BALKAN SAVAŞLARI: 1. Balkan Savaşında Mustafa Kemal Çanakkale Boğazının korunması için kurulan orduya atandı. Bu görevi sırasında bölgeyi çok iyi öğrenci. İleri de Çanakkale Savaşındaki başarılarında bölgeyi tanımasının büyük etkisi olacaktı. İkinci Balkan Savaşında Edirne’yi geri alan orduda yer aldı. 1914’te Askeri Ateşe olarak Sofya’ya atandı.
E) ÇANAKKALE SAVAŞI: 1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı’nda, Mustafa Kemal Çanakkale Cephesi‘nde Arıburnu, Conk Bayırı ve Anafartalar’da büyük başarılar elde etti. Mustafa Kemal’in bu cephedeki düşmanın saldıracağı yeri önceden bilmesi İLERİ GÖRÜŞLÜLÜĞÜNÜ, az bir kuvvetle düşmanı püskürtmesi ve cephane sıkıntısında sadece süngü ile hücum yaptırması ve askerlerini “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum” emri vererek cesaretlendirmesi O’nun ASKERİ DEHA’ya sahip olduğunu gösterir. (ÇOK ÖNEMLİ!!!) Çanakkale cephesindeki askeri başarıları Mustafa Kemal’in tanınmasını, ön plana çıkmasını sağlamıştır… Not: Balkan Savaşları sırasında, 1912’de Mustafa Kemal Gelibolu’da görevliydi. Dolayısıyla bölgeyi yakından tanıyordu. Bu durum Çanakkale Savaşında başarısında etkili oldu.
Disiplin, Çaba ve Zafer:
F) KASKASYA CEPHESİ: Ruslar, 1. Dünya Savaşı’nın başlaması ile Sarıkamış harekatının ağır kayıpla sonuçlanması üzerine ilerleyip Erzurum, Muş, Bitlis, Erzincan ve Van’ı ele geçirmişlerdi. Mustafa Kemal 16. Kolordu komutanı olarak buraya atandı. Asker sayısını artırdı, yiyecek stok eksiğini giderdi, haberleşme problemini çözdü. Muş ve Bitlis’i alarak Rusların ilerlemesini durdurdu. Böylece Rusların güneye inmesi engellenmiş oldu.
Milli Sınırlar Önünde:
G) SURİYE CEPHESİ: Mustafa Kemal, 1917’de Suriye’de 7 Ordu Komutanlığına atandı. Buradaki Alman komutanın yanlış uygulamalarına dayanamayarak istifa etti ve İstanbul’a döndü. 26 Ağustos 1918’de 7. Ordu Komutanı olarak bölgeye döndü ve İngilizler ve Arap çeteleriyle mücadele etti. Halep’in kuzeyinde bir savunma hattı oluşturdu. İngilizlerin ilerleyişi durdurdu ve Anadolu’ya girmelerine engel oldu. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Yani Mondros Antlaşması imzalandığında Mustafa Kemal Suriye’deydi.
H) KURTULUŞ SAVAŞI: 1.Dünya Savaşı kaybedildi ve ülkemiz işgal edildi. Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. Kurtuluş Savaşını başlattı. Halkı düşmana karşı birleştirdi. Ordunun başına geçip yurdu düşmandan temizledi ve ülkemizi kurdu.
MÜKEMMEL BİR KOMUTAN: Mustafa Kemal’in görev aldığı tüm cephelerde başarılı olması ne kadar MÜKEMMEL BİR KOMUTAN olduğunu, ASKERLİK TEKNİĞİNİ iyi bildiğini, DİSİPLİN VE ÇABA sahibi olduğunu gösterir. Cepheden cepheye koşması VATAN ve MİLLET SEVGİSİ’nin en güzel örneğidir. Bu özellikleriyle, Milli Mücadele’nin lideri olarak herkes tarafından kolayca benimsenmiştir.
Çok önemli not: Mustafa Kemal Birinci Dünya Savaşında üç cephede savaşmıştır. Bunlar; Çanakkale, Kafkas ve Suriye cepheleridir.
E)Dört Şehir ve Mustafa Kemal
A) SELANİK:
Mustafa Kemal’in doğduğu ve çocukluğunu geçtiği coğrafi konum olarak liman kentiydi ve tren yoluyla önemli Avrupa Şehirlerine bağlıydı. Farklı dillerde y ayın yapan gazeteler, basılan kitaplar sayesinde zengin bir kültürel hayat vardı. Bu sayede Avrupa’dan gelen fikir akımları en çok burada yayılıyordu. 1907’den itibaren asker olarak Mustafa Kemal burada görev yaptı. Burada Meşrutiyeti ilan ettirmek için kurulan gizli faaliyet gösteren İttihat ve Terakki Cemiyetine katıldı. Siyasi gelişmeleri yakından takip etti. Fakat bir süre askerlik mesleği ile siyasetin birbirine karıştırılmaması gerektiğine inandığı için bu cemiyetten ayrılmış ve kendini tamamen askerlik mesleğine vermiştir. Selanik, Mustafa Kemal’in yenilikçi olması, farklı yaşam tarzlarını öğrenmesi, kendini geliştirmesi, değişik kültürleri tanıması konusunda etkili olmuştur.
Not: Mustafa Kemal’in doğduğu Selanik kenti günümüzde Yunanistan’dadır.
B) MANASTIR
Mustafa Kemal’in askeri idadi (lise) okuduğu şehir olan Manastır günümüzde Makedonya’dadır. Mustafa Kemal bu şehre önce eğitim amaçlı gelmişti. Manastır o dönemde askeri okul bulunan bir ordu merkeziydi. Şehirde pek çok ülkenin konsolosluğu olması bu şehri Batı’ya açan önemli bir etkendi. Askeri lisedeyken Mustafa Kemal, Türk tarihi ve kültürü ile ilgili çokça kitap okudu ve tarihi bilinci gelişti. Bu dönemde özellikle Namık Kemal ve Mehmet Emin Yurdakul gibi vatansever ve özgürlükçü şairlerden etkilendi. Balkanlar azınlık hareketleri yüzünden karışık durumdaydı.1897’de başlayan Türk-Yunan savaşı Mustafa Kemal’i çok etkiledi. Orduya katılmak için okuldan kaçtı ama yaşı küçük olduğu için kabul edilmedi. Savaşı Türkler kazanmasına rağmen anlaşma masasında zarara uğraması olması O’nu çok üzdü. Manastır’da vatanseverlik duyguları pekişti, fikri altyapısı oluştu, ilk kez ülke sorunlarına ilgi duydu. C) İSTANBUL
İstanbul, o dönemde Osmanlının başkentiydi ve sosyal, siyasi ve ekonomik açıdan önemli bir yapıya sahipti. Mustafa Kemal ilk olarak Harp okulunda eğitim için 1899’da İstanbul’a geldi ve sonrada görevleri sırasında İstanbul’da bulundu. Özellikle, Harp Okulu ve Akademisi’nde arkadaşları ile dergi ve gazete çıkarması, arkadaşlarına konferans niteliğinde konuşmalar yapması liderlik özelliklerinin ortaya çıkmasını sağladı. Yine bu dönemde dünyadan haberdar olmak ve Fransızcasını geliştirmek için Fransızca gazeteler aldı ve Fransız yazarları takip etti. Okuduğu eserler sayesinde akıl ve bilimi temel alan gerçekçi bir fikir yapısı oluştu.( İnkılâplarının ve ilkelerinin temelini oluşturan altyapı) İstanbul’un başkent olması nedeniyle pek çok ülkenin elçiliği ile Osmanlı’nın batıya açılan yüzüydü. İstanbul’da Mustafa Kemal’in kişilik ve fikir yapısı iyice şekillenmiştir.
D) SOFYA
Günümüzde Bulgaristan’ın başkenti olan Sofya’ya, Mustafa Kemal, diğer şehirlerden farklı olarak eğitim amaçlı değil askeri görevi gereği gitmiştir. Sofya Askeri ataşesi olarak 1914’te görevlendiren Mustafa Kemal bu şehirde ilk kez bir Avrupa şehrindeki toplum hayatının inceliklerini inceleme fırsatı buldu. Burada düzenlenen balolara, yemeklere katıldı, diplomatlarla bol bol sohbet etti ve fikir sahibi oldu. İleride bunları nasıl kullanabileceği konusunda düşenceler edindi. Özellikle Bulgaristan’da yaşayan Türklerin yaşadıkları yerleri ziyaret etti, parlamentoya katılıp görüşmeleri izledi. Bunların hepsi fikri öngörüsünü arttırdı. Gelecekte yapacakları için deneyim kazanmasını sağladı. Burada düzenlenen bir baloya da Yeniçeri kıyafeti ile katıldı.
F)Mustafa kemal liderlik yolunda
Çocukluğundan beri askerlik mesleğine özel ilgi duyan Mustafa Kemal kişiliğine uygun bir meslek olan askerliği seçmiştir.
Mustafa Kemal, ilk görev yeri olan Şam’da arkadaşları ile gizlice Vatan ve Hürriyet Cemiyetini kurmuştu. Daha sonra bu cemiyetin bir şubesini de Selanik’te açmıştı. Bu açılışta şöyle bir konuşma yapmıştı;

Mustafa Kemal’in 1919’a kadar üstlendiği bazı görevler şöyledir;

Mustafa Kemal’in üstlendiği bu görevler kendisine deneyim kazandırmış ve liderlik yeteneğinin ön plana çıkmasını sağlamıştır.
Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalandıktan sonra İstanbul’a çağrılmış ve Harbiye Nazırlığı emrine çalışırken işgale uğrayan vatanın durumunu anlatmak için, vatanın kurtuluşuna çareler bulmak için padişah ve sadrazamla birçok görüşme yaptı. Bir yandan da Şişli’deki evinde yakın arkadaşları ile buluşup kurtuluşa çareler aramaya başladı. Sonuçta Türk vatanının kurtuluşunu sağlamak ve Türk milletini örgütlemek amacıyla Anadolu’ya geçmeye karar verdi

Oylarınızı paylamak ister misiniz ?


Tepki Ver 🙂
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir